Yıllardır neden hala okumadım diye hayiflandigim bu muhteşem kitabı su an iyi ki beklemişim diye düşünüyorum çünkü kitabın hakkını verebilmek için belli bir birikiminizin olması gerekli gerek edebiyat gerek tarih noktasında. Tabi biraz da ilgi. Her sayfası o kadar üzerinde dusunulesi ve o kadar derin ki okuduğumuz bircok eserle karsilaştirdıgımızda edebi dil olarak belki de en iyi eserlerden bir tanesi diyebiliriz.
İstanbul'da geçen eserde Mümtaz, İhsan, Suat ve Nuran etrafında geçen olayları takip ederken bir yandan da aydin olan bu insanlarin ve ahbaplarinin gozunden ülkenin gidişatı, sanat, ülkelerin siyasi durumlari hakkında birçok sohbete dahil oluyoruz ve bu sohbetlere dahil olmak, yapılan tespitler oldukça derinlikli.
Karakterlerin hepsinde bir huzursuzluk hakim. Bas karakter Mümtaz çok hassas tabiatlı ve yaşadıklarından çok fazla etkileniyor. Keşke bu kadar hassas olmasa diyoruz çünkü en çok zarari da kendine veriyor aslında. Mutlu olamıyor, yaşadığı güzel şeyler bile sık sık derin düşüncelere dalmasına sebep olabiliyor. Nuran ise eğitimli, güzel, sanatçi aileden gelen bir karakter ancak etrafını çok dinliyor biraz kendini çevresindeki insanların fikirlerine bırakmış durumda.
Suat basta çok etkili bir karakter gibi görünmese de kitabın sonlarına doğru herkesin hayatınin gidişatını değiştirdiğini görüyoruz.
Kısa sürede okunup bitirilebilecek bir kitap değil, birkaç defa okunmalı ki daha iyi anlaşılabilsin. Ne mutlu ki Tanpınar gibi bir edebiyatçimizin böyle bir eserine sahibiz. Kesinlikle okunmali.