Bir dede
Bir baba
Bir torun
Bir profesör ve geçmişin tozlu raflarından çıkan sırlar eşliğinde bir akşam yemeği sonrası profesör ün bir gün sonra evinde zehir içerek intiharı...
Kitap bittiğinde açıkçası büyük bir şok bekliyordum ama nedense hikayede ki kopukluklar yüzünden bu ilginç konuya Bir türlü istediğim gibi adapte olamadım.
Konusu Bir köyde yıllar önce geçen yasak aşk sonrası dünyaya gelen bir kız çocuğuyla birlikte dedikodular sonrası, ağalık düzeni sayesinde, işlenen cinayetin ve tecavüzün üstü kapanması sonucu olaylardan haberdar olan profesör ün yıllar sonra gelip köy mezarlığının karşısına öğrenci yurdu yaptırması sonrası intiharını konu alan, kitabın Ana karakteri torun Gümüş ün dilinden dinlerken olay örüntüsünde fazlaca eksikler gördüm.
Evde nine ve anne karakteri hiç yoktu ve bahsedilmiyordu bile ,dede başlangıçta çok sert mizaçlı ve ketum gözükürken birden bire pamuk gibi oldu ,köy geri kafalı gibi lanse edilirken Gümüş önce evlerine ilk defa gelen profesör ile kol kola yemek masasına gelmesi ve sonra gönlünü kaptırdığı polis ile çok rahat gezmesi açıkçası bana biraz garip geldi.
Yazım dili akıcı,konu bakımından ilginç ama işleyişteki eksikliği hissettiğim için bir türlü istediğim etkiyi alamasamda vasat bir kitap diyemem.
En beğendiğim şey ise altı çizilesi çok güzel pragraflar vardı ki çizip not aldım.
Bir tespit vardı ki ilk defa dikkatimi çekti ve yazardan öğrenmiş oldum Nedir derseniz ?
Kız çocukları kendinden büyüklere amca derken, erken çocukları dayı diye hitap eder bunun psikolojik sebebi nedir ?
Merak ediyorsanız okuyun derim .