Akıl korkuyla birleşince önce vicdanı öldürüyormuş."
Bence bu kitapta yazılanların, Soydanlar ailesinin sırlarının tek açıklaması bu.Yaşananlar şeref için , namus için, soyun devamı ve neslin huzuru için, daha da ileri gidecek olursak siyasetin ve kasabanın da iyiliği için "sır" adı altında saklanmış tam bir vahşet...
Soydanların sırrını ortaya çıkaran Profesörün kasabaya dönüşü olmuştu.Yıllarca saklanan gerçekler , çözülemeyen düğümler torun Gümüş Soydan ile çözüldü.
Kitapta ; duygudan duyguya geçmemek imkansız.Soydanlara, yaşananlara , dedeye kızarken sonraki sayfada dede için ağlarken buldum kendimi.Buna sebep olan şey insani duygular...Yaradan içimize hepsini ne güzel yerleştirmiş de bizler maalesef dengeyi sağlayamıyoruz.Korkularımız, sevdiklerimiz, bizi sevmelerini istediklerimiz,ihtiyaç duyduklarımız, örnek aldıklarımız, soyumuz, ailemiz, aile sırlarımız ve karşısında vicdanımız.Bu bir savaş...
Aile içi dramlarında "elalem ne der" , "ailemizin yüzü kara çıkar" korkuları ile saklanan gerçekler ölüm yaklaştığında mı göğsümüzü sıkıştırmaya başlar yoksa yaşarken ,ölümden çok uzakken de mi sıkıştırmalı ? Kimseye anlatamayıp içimize attıklarımızın yükü, birgün biri ile paylaşınca iner mi omuzlarımızdan, yoksa daha da yaşanılmaz mı kılar hayatı?
Psikolojik eserleri seven ben; aile dramını, insan ayrımını , yasak ilişkileri, cinayetleri, bireyin kendi içindeki muhasebesini, topluma karşı duygu ve düşüncelerini işleyen hislerle ve olaylarla dolu bu kitabı çok beğendim.Yazarın dört yıl içinde kitabı yazdığını öğrendiğimde hak verdim, emek verilmiş, satır satır duygular işlenmiştir.Kısa ama etkileyici favori kitaplarım arasında yerini aldı.
Sonuç olarak; kötülükler içinde hala sevginin olabileceğini, çünkü insanoğlunun ne kadar kötü olursa olsun sevmeye ve