Büyükada'da gezintiye çıkan bir çift ; Rum Yetimhanesi civarında bir erkek cesedi bulur.Ceset uzun zamandır orada olduğundan çürümeye başlamış ve bir kısmı kemirgenler tarafından yenmiştir,en ilginç yanı da başı kesilmiştir ve kimliği tespit edilemez.
Başkomiser Nihat ,ekibe yeni katılan Gülcan ve ekibi bu cinayetin peşine düşer.Önce kimliği tespit etmek sonra da bu cinayetin kim tarafından ve hangi amaçla işlendiğini bulmaya çalışırlar.
Bunu yaparken İstanbul'daki Van'a gitmeleri , arkeolojik bilgiler almaları, tekrar dönüp İstanbul sokaklarından Sapanca'ya iz sürmeleri gerekir.
Sevgili Semra tavsiyesi ile Mayıs ayında okumayı planladığım lakin haziran ayına nasip olan bu kitabı severek okudum.Üniversite yıllarında Adli Tıp ve Kriminoloji derslerine de severek katılmıştım.Bu kitapta o tadı hissettim.Okuyucuya bu konularda bilgi veren , arkeolojik konularda da bilgi içeren emek verilmiş bir eserdi.
Karmaşık bir cinayetin asıl sebebi ise beni elbette şaşırttı.Bu karmaşık olaylar içinden insanoğlunun nasıl basit ve adi bir canlı olduğunu gösteren bir eserdi bence.Ayrıca çocukluk travmalarına ve sevgisizliğe de vurgu yapıyordu.
"Beni öldüren bıçak değil.Katilimin gözlerindeki soğuk,ölümden bile beterdi."cümlesi ise can almanın ne kadar canice olduğunu gösteriyordu kesinlikle.
Severek okuduğum, katilin bulunması üzerine ferahladığım, ölümün soğuk yaşamın ise en güzel şey olduğunu ve hayatımızda yaşama tutunacak bir sürü sebep bulunduğunu düşündüren bu eseri sizlere de tavsiye ederim.
Ölüm SoğukGoncagül Haklar · A7 Kitap · 202441 okunma
"Başlangıca dönüp onu değiştiremezsiniz; ama bulunduğunuz yerden başlayıp sonu değiştirebilirsiniz."
Hayatta bazen pişman olduğumuz bir şey yaptığımızda ya da bizi üzen bir olay olduğunda
Uzun soluklu romanlardan sonra öykü okumak keyifli ve dinlendirici oluyor.Ben de en son kalın bir kitap okuduğum için ve bu hafta iş yogunluğum da olduğundan , küçük molalarda kahvemi yapıp birer birer keyifle okudum "Ben ve Gulyabani" yi.
Sevgili Semra un tavsiyesi ile grup olarak okuduğumuz bu güzel öykü kitabında ; yazar , sıradan hayatların ilginç ayrıntılarını akıcı bir dil ile biz okurlara sunuyor.
Kah bir öğrenci gözüyle bakıyorsunuz, kah bir genç kız oluyorsunuz, kah üzülüp kah gülüyorsunuz.Ama en çok da düşünüyorsunuz "yazar burada hangi konuyu eleştiriyor" diye..
Kısa , öz , etkileyici 11 öykü içeren toplum yapısından bireyin iç dünyasına kadar çeşitli konuların, çeşitli yaş gruplarındaki insanlar üzerinden anlatıldığı bu güzel kitabı severek okudum.Her biri farklı güzellikte olan öykülerden kitaba da adını veren " Ben be Gulyabani" adlı öykü 2025 yılında Sevim Burak Öykü Ödülüne layık görülmüş bunu da belirtmeden geçemeyeceğim.
Öykü türünü seviyorsanız mutlaka şans verin derim.