1.Uluma Vahşi Kadının Dirilişi:Eğer çöllerde kaybolmuşsanız, yorgunsanız, şansınız yaver gider mutlaka La Loba ile karşılaşır ve seversiniz. La Loba yaşlı kemik koleksiyoncusudur .Arketipsel simgecilikte kemik tahrip edilemez gücü temsil eder .Kolaylıkla kendilerini temsil etmezler.Mit ve öykülerde tahrip edilemez olan ruhun tinini temsil eder.Ruh tininin yararlanabileceğini hatta sakatlanabilir ama asla yok olmaz.Öyküde kurt kemikleri vahşi benliğin tahrip edilemez, yok edilemez olduğunu ve bozulmayacak olanı temsil eder .Vahşi benliğin ruhsal kemikleri içimizdedir.Zamanı geldiğinde bu yaratık tekrar ete kemiğe bürünerek kendimizi ve dünyamızı değiştirir .Kadınları değiştirecek kemik içindedir.Bu nefes içimizdedir .Kaybolmaz,tahrip olmaz ama onu bularak bir araya getirmek ona nefes vermek hayatın her döneminde olabilir. Kadının içinde hayvani iç güdüsel benlik vardır ve bu benlikte vahşi olan yön vardır. Bu benlik hareket eder ,konuşur ,öfkelenir ,özgürdür ve bilgili bir benliktir. İçimizdeki yaşlı bugün de kemikleri topluyor.Ruh evinin inşacısıdır .Ruh yapıcı, kurt yetiştirici, vahşi şeylerin koruyucusudur yaşlı kadın kemikler üstüne şarkı söyler ve o şarkı söyledikçe kemikler ete bürünür. Hayatımız boyunca yaşadığımız hayal kırıklıkları,özlem ,üzüntüler sonrasında zmanı geldiğinde o yeniden oluşumu başlatacak ruhumuzun sesini dinlemeliyiz.O zaman ruh kemiklerimiz yeniden canlanacak ve vahşi oluşum gerçekleşecektir. Çölde hayat küçük ama muhteşemdir, olan bitenlerin çoğu yeraltında sürer gider .Birçok kadının hayatı da buna benzer.Bir kadın psişesinin yolu kulağına gelen tınılar ya da geçmişte maruz kaldığı zulümler veya yer üstünde daha geniş bir hayat yaşamasına izin verilmemiş olması yüzünden çöle düşmüş olabilir .Bazı kadınlar psişik çölde bulunmak istemez .İçimizdeki kadını bulmak istiyorsak mağaraya tırmanarak kemikleri toplamamaız gerekir.Mağara anneliğin de simgesidir.. Hızır, Kur’ân'ın, yeniden doğuş gizemini anlatan, "Mağara" adındaki 18. Sûre'sinde* karşımıza çıkar. Mağara yeniden doğuşun gerçekleştiği yer, insanın kuluçkaya yatıp yenilenmek üzere kapatıldığı gizli bir oyuktur. Kur'ân'da burası şöyle anlatılır: "Güneşi görüyorsun ya, doğduğu vakit mağaralarından sağa meyleder, battığı vakit de onları sol tarafa makaslar. Onlar (Yedi Uyurlar) mağaranın geniş bir yerindedir.Ortadaki "geniş yer", mücevherin bulunduğu, kuluçka ya da kurban riti ya da dönüşümün gerçekleştiği merkezdir. Her kim mağaraya, yani herkesin kendi içinde taşıdığı mağaraya ya da bilincin dışındaki karanlığa girerse, kendini önce bilinçdışı bir dönüşüm sürecinin içinde bulur. Bilinçdışına girmesi, bilinci ile bilinçdışının içerikleri arasında bir bağ kurmasını sağlar. Bunun sonucunda, kişiliğinde olumlu ya da olumsuz anlamda kökten bir değişim olabilir. Dönüşüm genellikle, yaşam süresinin uzaması ya da ölümsüzlüğe adaylık olarak yorumlanır. Peygamberlere vahiy gelen yerler arasında mağara olduğunu da görürüz. La Loba öyküsünde La Lobanun kendisi ruhu simgeler sözlüğünde yaşlı kadın simgesi dünyadaki en arketipsel kişileştirmelerden birisidir.Diğerleri büyükanne ,büyükbaba, kutsal çocuk ,düzenbaz, büyücü kız ve oğlan, kahraman savaşçı ve soytarıdır.La Loba bir figür ,özü ve etkisi bakımından farklı bir düzeyde ele alınabilir o bütün içgüdüsel sistemin besleyici kökünü temsil eder .Yaşlı olan bilen içimizdedir .Kadınların en derin ruh psişesinde kadim ve canlı vahşi Benlikte serpilip gelişir .Arketip olarak vahşi kadın taklit edilemez ve o tarif edilemez bir güçtür. İnsanlık için bir dolu fikir, imge ve özellik taşır. Gün ışığında da görülmesi şart değildir. Her kadının Rio Abajo Rio’ya girme potansiyeli vardır.Oraya derin meditasyon,dans, yazı, resim, ibadet, şarkı söyleme, davul çalma etkin imgelem ya da bilincin yoğun bir şekilde değişmesini gerektiren herhangi bir faaliyet aracılığıyla ulaşır.Oraya derin ve yaratıcı işlerle bilinçli bir yalnızlıkla ve herhangi bir sanatla uğraşarak ulaşır.Bu ustalıklı işlerde bile bu tarifsiz dünyada olan biten çoğu şey bizim için her daim esrarengiz olarak kalır.Çünkü o bizim bildiğimiz fizik yasalarını ve mantık kurallarını tanımaz .
2.Davetsiz Misafiri Sezdirmeden İzlemek: Bu bölümde içimizdeki muhalife ışık
tutulmaktadır. Kadının içerisinde yok edici olarak iş gören varlıktır. Vahşi doğayla bir ilişki geliştirmek kadının bireyselleşme sürecinin temel unsurlarından biridir .Kadınlar tüm içgüdüsel güçlerine sahip çıkması gerekir.Mavi sakal benzeri güçleri tam olarak kavramak zordur. Çünkü o doğuştandır, tüm insanların içinde bulunur, bilinçli bir kökeni yoktur.Arketip içsel bir buluntu gibi kullanırsak bu anlatıyı başarısız büyüleri ,başarısız tinsel güçlere dair bildiklerimizle kabul etmesi gereken bir gerçek vardır .Bu içeride ve dışarıda doğal benliğin içgüdülerine muhalif hareket edecek bir güç bulunduğunu bu habis gücü neyse o olduğudur böyle bir güç karşısında acıma hissine katılsak da ilk işimiz onu tanımaktır.Mavi sakal kurnaz bir iş sürücü gibi en küçük kızın kendisiyle ilgili yani kurban olmaya gönüllü olduğunu hisseden safdil kadınlarla ilgili en insani öyküyü anlatandır.Kendi içindeki avcının eline düşer, çünkü kendi varlığından habersizdir . Kurnaz yok edicisini tanımamıştır ,zaman geçtikçe içindeki bilge daha güçlü hale gelir, bu kurnaz yok ediciyi bir bakışta tanır en küçük kız kardeş yaratıcı potansiyeli coşkulu ve üretken bir hayata doğru giden gücü temsil eder .İçgüdüleri kusursuz olmadığından yolunu kaybeder .Genç kızlar kendilerinin av oldukları gerçeğini bir türlü görmek istemez.Zamanla gelişen vahşi doğası bu durumun farkına varır.Sevdiği kişinin ölümcül olduğunu bilir ama safdil kişi ise bu hayatla bağımız değiştikçe bu kavrayış daha güçlü hale gelir .Kurt yavruları gibi kadınların da benzer bir erginlenmeye ihtiyaçları vardır bu da her zaman gamsız, tasasız diğerler olmadıklarını öğreten bir erginlenmeye. Anne kurdun nasihati olan eğer güçlü ve tehditkarsa ondan uzaklaş ,daha zayıfsa bak ne istiyor, hastaysa yalnız bırak ,dikenle sarıysa onunla birlikte yürür nasihati kadınlar içinde geçerlidir .Küçük kız egonun hazlarını daha kolay kapılan ve cahil olan taraftadır tüm insanlar cenneti erkenden henüz dünyadayken safdille birlikte birleştiğinde bizi doyuran zamanın ötesinde yok edicinin yiyeceği haline gelir .Masalda anne bile hileye ortaktır ,onlarla birlikte ormana gezintiye gider .Kızlarına hiçbir uyarıda bulunmaz, buradaki annenin uykuda ya da safdil olduğu söylenebilir.Masaldaki büyük kızlar bilinçlidir, onu tehlikeye karşı uyarırlar.Mavi sakalda bir tür büyülenme vardır.Küçük kız ablaların onu uyarmasına rağmen onu seçer ,kanlı anahtarı bulmasına rağmen yine de o anın bir düş olmasını ister.Zihnini kötü yanları değil de iyi olan tarafları düşünmeye iter.Bu bir nevi öteleme gibidir.İçinde bulunduğu durumun kötü olmasını bir tarafa iterek çoğu durumda bu dünyadaki cennete ulaşma arzusu vardır.Esir düşen kadın kendisi ve çocukları için istediği nezih bir hayata yönelik umutların giderek azaldığını görür.Bütün yıkımın bulunduğu odaya çıkan kapıyı eninde sonunda açması gerekir ve kadın çaresiz güçsüz olduğuna inanmaya zorlandığı bu safdillikten.Onu yok edilecekten kurtulmanın tek bir yolu vardır o da doğru anahtara sahip olmak .Anahtar kadının kendini bulmaya çalıştığı gücünü temsil eder.Bütün kadınların bilmesi gereken bir gerçek vardır ;o da dışarıda ve içeride doğal benliğin içgüdülerine karşı hareket edecek yakınlarından kendimizi korumak ve nihayet onu ölümcül enerjisinden yoksun bırakmak olmalıdır. Erkek kardeşler gücün ve eyleme kutlanmasını temsil ederler birlikte sona gelindiği de birkaç şey kendini gösterir birincisi yok edicinin büyük kötürümleştirme yeteneği kadının psi,şesinde nötralize edilir ikinci olarak gözü kapalı bakirenin yerine uyanık olan geçer ,üçüncü olarak da sadece seslenmesiyle bile dört bir yanı savaşçılarla dolup taşar.Bir kadın ne ise odur ,bastırılması ,engellenmesi onun mutlaka ileride kendinin farkına varacağı ve gizli gücünü ortaya çıkaracağını gösterir.
3.Gerçekleri Koklayarak Araştırıp Bulmak :Erginlenme Olarak Sezginin Tekrar Ele Geçirilmesi :Sezgi bir kadının psişik sesinin hazinesidir her zaman bizimle olan ,bize meselenin tam olarak ne olduğunu ,sola mı sağa mı ne yöne gideceğimiz gerektiğini söyleyen yaşlı ve vahşi kadındır.Vasalisa öyküsünde diğer masallarda olduğu gibi ” bir varmış bir yokmuş” paradoksal cümle ile başlar.Dünyanın gerçekte göründüğü gibi olmadığını göstermek içindir, aslında dinleyicinin ruhunu uyarmayı amaçlar.Kadınların içgüdüleri asla kaybolmaz üstü neyle kaplı olursa olsun bir gün ortaya çıkacağı günü bekler ergin lenme belli bir ödevin yerine getirilmesiyle gerçekleşir vasal alsam öyküsünde tamamlanması gereken 9 ödev vardır .Bu ödevle yaşlı vahşi ananın yol ve yöntemlerine ait bazı şeyleri öğrenmek üzerinde odaklanır. Birinci ödev fazla iyi annenin ölmesine izin vermektir ,masalın başında kızın iyi annesi vefat eder ve vefat ederken her zaman yanında olacağını belirterek bir bebek verir ,bu bebekle iletişimini sağlayacağını söyler. “Vasalisa” masalı kadının sezgi gücünün kendisinden sonra gelen nesle yani kendi çocuğuna aktarılmasıyla ilgilidir. Masalda bu aktarım olayı oyuncak bebek aracılığıyla gerçekleşir.Birilerinin kızı olarak hayatımızın bir döneminde psişenin iyi annesinin küçüklüğünüzde bize en uygun iyi biçimde hizmet veren annenin fazla iyi bir anneye fazlasıyla kurucu değerlerden dolayı yeni meydan okuyuşlara tepki vermemizi ve böylece daha derinlemesine bir gelişme sağlamanızı önlemeye başlayan anneye dönüştüğü bir an vardır .Hayatta fazla iyi anne bizi kendimizi daha iyi anlamamız için yalnız bırakmalıdır giderek silikleşmeli ve küçülmelidir Vasalisa’nın erginlenmesi ölmesi gereken annenin yani iyinin ölmesine izin vermekle başlar.Çocuğun olumlu anne algısı giderek küçülür zamanla hayatımızda annenin hayat kurtarıcı olduğunu çok önemsemeye devam ederiz ,anneleri değiştirmenin de vakti gelir. kurt topluluklarında olduğu gibi anne kurt yavru kurtların serbest bırakır ve onların birlikte hareket etmesini yiyecek avlanma gereksinimlerini kendi başlarına yapmasını yapmasına imkan ne benzer iyi anneyle uzun süre bir arada kalmak hayatımızı ve yeteneklerimizin birer gölgeye dönüşmesini güçlendirmemiz yerine güçsüzleştirir.Uzun süre iyi kalmak kalmanın öldürücü bir yanı vardır.Kendimiz olmamız diğer insanları rahatsız eder ve dışlanabilir,kendi kendimizden sürgün edinebiliriz.Vasalisa masalında safdil babalara sahip kızlar geç uyanır.Yeteneği kabul edilmeyen kadınlardan başarılara imza atması istenir ama sebebi bilinmez.Bir taraftan uyumlu olma diğer taraftan kendisi olmak çatışması iyi sonuçalnır.Kadının doğru yolda olduğunu gösterir.Kalmak ve gitmek aynı anda olmaz ,bir seçim yapmak gerekir.Bebek ile Vasalisa arasındaki ilişki kadın ile sezgisini sihirli duygu birliğini temsil eder.Bu en güzel mirastır ,sezgi beslenmelidir.Vasalisa’nın en başta düz bir hayatı,kişiliği varken sezgilerini bulması ve ormana gitmesi ve Vahşi kadını bulması gerekir.Kibar –Nazil ol kompleksiyle yaşar.Saldırının nereden geldiğine bakmadan hareket ederler.Gündüz gülümser ama gece bir canavardır.Baba Yağa kendini dışa vurmak için mücadele eder.Baba Yaga vahşi ana bu konularda danışabileceğimiz öğretmendir, o ruhun evinin düzenlenişini öğretir Baba Yaga benliğe sadık olmadır.Baba Yaga’nın elbiselerini yıkamak bir simgedir ,elbiseler bize benzerler ,fikirlerimiz ve değerlerimiz zamanın akışı içinde giderek yıpranır, gevşer yenilenmedir.Toplumun bize dair edindiği ilk izlenimi temsil eder.Vasat insanın görevi kulübeyi ve avluyu sürdürmektir. Doğu Avrupa masallarında süpürgeler genellikle çalı ve ağaç dallarından bazen de bitkilerdendir. Vasalisa’nın işi evi ve avluyu süpürmek, etrafı temizlemektir .Birçok kadın için bu görev her gün düşünmeye zaman ayırmak demektir .Kadınlar içinde bulundukları ortamı temizlediklerini de vahşi doğada daha iyi serpilip gelişir Çok altıncı ödev olarak bunu şundan ayırmak olarak küflü buğdayı iyi buğdaydan ayırmak görevi vardır hayat ve ölüm üzerine daha fazla düşünmeyi öğretir simgesel olarak küflü buğday ikili bir anlam taşır bu öyküdeki en sevimli anlatımlardan biri taze buğday ile küflü buğday Afyon tohumu eski çağlardaki şifa vericidir.Bahçe bir meditasyon uygulamasıdır, bir şey için ölüm vaktinin ne zaman geldiğini görmeyi öğretir. Yedinci ödev gizemleri sormaktır, çok fazla şey bilmek insanı çok çabuk yaşlandırabilir.Burada Vasalisa Baba Yaga’ya bazı sorular sorar .Bu dönemin ödevi şunlardır: hayat/ ölüm /hayat doğası mı onun nasıl işlediğini sorgulamak bu konuda daha fazla şey öğrenmeye çalışmak.Siyah, kırmızı ve beyaz atlılar doğum, hayat ve ölümü çağrıştıran kadim renkleri simgeler.Bu renkler iniş ,ölüm ve yeniden doğma ilişkin eski fikirileri temsil eder.Siyah eski değerlerin çözülmesini ,kırmızı önceden inanılan yansımaların feda edilmesini ve beyaz ilk ikisini hayatın içinde taşımaktan gelen yeni bilgeliği yeni ışığı …Siyah daha önce bilmediğimiz bir şeyi hemen bileceğimize dair bir vakittir .Kırmızı feda edilmenin ,öfkenin, cinayetin eziyet edilip öldürülmenin rengidir.Kırmızı bir yükselişin ya da doğumun hemen gelmek üzere olduğuna dair bir vaattir.Beyaz yeni olanın saf olanın bozulmamış olanın rengidir ,bedenden arınmış ruhun fiziksel olan tarafından engellenmemiş tininde rengidir.Öyküde 2 tane hayat veriş vardır, 2 tane de ölüm vardır.Vasalisa’nın hayatı ,hem bebeğin gelişi hem de Baba Yaga ile karşılaşmasıyla yeniden canlanır. Hayatta ölüme izin veriş önemlidir.Kadınların anlamaları ve yaşamaları amaçlanan temel ve doğal ritim budur.Baba Yaga hem bilgelik hem de cadılık özellikleri taşımaktadır. Jung, “cadı” kelimesinin mater natura (doğa ana) anlamına geldiğini, bilincin ilk baştaki anaerkil durumu olduğunu ve bilinçdışının karşısında salt zayıf ve bağımlı bir bilincin bulunduğu psişik bir duruma işaret ettiğini söylemiştir . Bebek ve Baba Yaga tüm kadınların vahşi anneleridir. Kişisel olduğu kadar ilahi düzeyden de gelen nüfus edici sezgisel yetenek sağlarlar.Hepimizin her çağda ve hayatımızın belli evresinde öğrenmesi gereken bir miktar bilgi vardır bazı basit şeyler vardır ki asla bilinemezler. Baba Yaga, Vasalisa’nın bile farkında olmadığı derin sezgisel güçlerin bir şekilde ortaya çıkmasını sağlayarak onun yeni bir kişiliğe bürünmesine yardımcı olmuştur. 8.ödevde Baba Yaga Vasalisa’ya ışığı verir.Bu başkalarını görmeye ve etkilemeye dönük büyük gücü yüklenmek ,hayata yeni bir ışıkla bakmak anlamına gelir.Her eylem,başka her şeyden önce ,tini güçlendirmekle işe başlar.Ateşli ışıkları olan kafatasları arkeologların atalara tapınma dedikleri şeyle ilgili bir simgedir ,Yaganın öldürüp yediği insanlara ait olduğu söylenebilir.Eski dinsel törenlerde kemikler ruhları çağırma aracı olarak kullanılırdı kafa tasları bu törenlerin en önemli parçasıydı bu dönemde kendi varlığının negatif psişesinin farkına varmak ,keskin bir görüşe sahip olmak önemlidir. Kafatası sezginin bir başka temsilcisidir ve bilginin alevini taşımaktadır .Kimi zaman kafatası ışığını önümüzde tutmak zordur çünkü onun sayesinde kendimizin ve başkalarının hem çirkin hem güzel yanlarını ve ikisi arasındaki farkı görürüz.Kafatasları ölmesi gerekenleri öldürür.Ölmeye izin vermek kadının doğasına aykırı değildir.
4. Eş Ötekiyle Birleşme :MANAWEE: Eğer kadınlar erkeklerin kendilerini tanımalarını, ama gerçekten tanımalarını istiyorlarsa, onlara derin bilgeliklerinin bir bölümünü öğretmelerini gerekir.Dışarıda olan aynı zamanda içerdedir.Bir kadına yakın duran herkes, aslında iki kadının huzurundadır: Bir dış varlık ve bir içsel criatua; bunlardan biri üstdünyada yaşarken, diğeri ise kolaylıkla görülemeyen bir dünyada yaşamını sürdürür. Dışarıdaki varlık gün ışığı ile yaşar ve kolayca gözlenebilir. Çoğu zaman pragmatik, kültürlü ve çok insanidir. Bununla birlikte criatura genellikle çok uzaklardan gelerek yüzeye çıkar, çoğu zaman göründüğü hızla ortadan kaybolur, yine de her zaman arkada bir duygu; şaşırtıcı, özgün ve bilgece bir şey bırakır.İkinin gücü çok büyüktür.Eşit olarak beslenmesi gerekir.Bir kadının kizi şişesinde Jungcuların animus delikleri bütün erkek figürler kabilesi arasında Manawwe benzeri bir özellik de vardır bu özellik kadının ikiliğini bulur ve ister .Onu şeytani, çirkin ve hor görülesi değil aksine daha değerli ve arzulanır görür.İster içsel ister dışsal bir figür olsun temel arzusu kadınların doğasındaki gizemli ve tanrısal ikiliği adlandırıp anlamak olan yeni ama inanç dolu sevgiliyi temsil eder. Adın gücü hikayesinde küçük köpek psişik inadın nasıl işlediğini gösterir ,köpekler evrenin büyücüleridir. Somurtkan insanı gülümsetir ,üzgün insanı daha üzgün insana dönüştürebilir Gılgamış da olduğu gibi erkeğin ikinci doğasının bütün bir yanıdır .Ormanın doğasıdır, iş sürer neyin ne olduğunu duyumsayarak bilendir .Köpek kolayca ve uzun süre kalpten seveni, çabasız bağışlayanı, uzaklara koşup gerektiğinde ölümüne savaşmayı temsil eder.Köpekler insanın işitme yetisinin dışındakileri de duyar, kadın ruhunun derinliklerini ,müziğini gizemlerini ,içgüdüsel olarak fark eder .Kadınlardaki vahşi doğa bu sayede bilinebilir.Jung insanın iştahının bir ölçüde denetim altına alınması gerektiğini söylüyor yoksa insan bu masaldaki köpek gibi yol boyunca gördüğü her kemik parçasına,pastaya duraksayacaktır.Yoldaki kemikler hepimizi beklemektedir, bu hayatımızdaki engellerdir .Hayatımız boyunca oluşan gerilimler kesintiye uğradığında yeniden başlamak gerekir.Yolun her köşesinde bir kemik, bir engel vardır.Bu kemikler bize ne olduğumuzu, nerede olduğumuzu unutturur.Yol boyunca tuzaklar varsa bilgiyi bilinçte tutmak zordur.Köpek öyküde ışık getiren aydınlatandır.Ashab-ı Keyf hikayesinde köpekleri Kıtmir onlar uyanana kadar başlarında beklemiş,onları korumuştur.Psişede her zaman adlarımızı çalmaya çalışan bir şey bulunur dış dünyada da birçok ad hırsızı vardır.Köpeğin kendi yaşamı için savaşması insanın derin bilgeliğinin sıkı sıkı elde tutmayı öğrenmesinin tek yolu bir yabancının ortaya çıkmasıdır .Küçük köpek adları korumak için savaşır.Köpek adamla mücadeleye girince adları kaybetmez çünkü uğruna savaştığı şey budur .Vahşi dişiyle ilgili bilgilerdir köpek bu gücü layık olan insanı Manawee’ye vermek için savaşır .Gücün doğru ellere verilmesi adların bulunması kadar önemlidir.İnsanın ismi her şeydir bir kadının ikili doğası gözden kaçırılır kadın sadece göründüğü biçimiyle değerlendirilirse insan büyük bir sürprize hazır olmalıdır.Çünkü kadının vahşi doğası derinlerden çıkarak kendini gösterir bir kadını sevmek isteyen eşi onun evcilleştirilmiş doğasında sevmelidir ,öteki tarafı sevmeyen bir eş mutlaka bir şekilde paramparça olacak ,sakat kalacaktır.En değerli sevgili ,en değerli ana- baba ,en değerli arkadaş ,en değerli vahşi adam öğrenmeyi isteyendir.Vahşi adam kendine dünyevi kadını aramaktadır .İyi bir erkeğin vahşi görevi kadının gerçek adlarını bulmak, bu bilgiyi onun üzerine güç kazanmak için değil onun tanrısal özünü kavrayıp onu daha iyi anlamak için olmalıdır.Bir kadının ikili doğasını bir tarafını hayat hayatın ikiz kız kardeşi de ölüm denen güçtür.Ölüm denen güç vahşi doğanın 2 manyetik çatalından biridir.
5 .Avlanma Gönül Yalnız Bir Avcı İken : Kurtlar ilişkilerde son derece iyidir ,kurtları gözlemleyen herkes onların birbirine ne kadar derin bir bağ kurduklarını görür.Eşlerde ilişkilerini çoğu zaman yaşam boyu sürdürür geçinemez.İskelet Kadın öyküsünden hareketle birçok sevgi ilişkisinin başarısız olmasının nedeni iskelet kadınla yüzleşmemek, onu çözmemektir.Sevmek için sadece güçlü olmak değil ,akıllı olmak da gerekir.Güç tinden gelir ,akıl ise İskelet kadınla yaşanan deneyimlerden. Masalda gördüğümüz gibi hayat boyu beslenmek istiyorsak Hayat/ Ölüm /Hayat doğasıyla karşılaşıp bir ilişki geliştirmemiz gerekir.Hayat/Ölüm/Hayat doğasına dair bilgilerimizin çoğu ölüm korkumuzla karışmıştır . Ölüm olmazsa hiçbir şeyin anlamı kalmaz.Erginlenmek için ölüme gerek vardır. Çoğu zaman hayat iskelet kadını uçurma yuvarlamaya özendirir bizi .Çünkü o sadece korkunç olmakla kalmaz yol ve yöntemlerini de öğrenmek zordur.İlk ödev hazinenin bulunmasıdır. Tüm masallarda denizin altından bir yaratığın yakalanmasıyla anlatılır .Başlangıçta bütün sevgililer yarasalar kadar kördür, aklı ermeyen insanlarda sevgiye öyküdeki balıkçının ava yaklaştığı gibi yaklaşma eğilimi vardır.Suyun altında yatarak çok uzun bir süre geçiren iskelet kadın bir kadının kullanılmamış ve kötü kullanılmış bir Hayat/Ölüm/Hayat kuvveti olarak da anlaşılabilir.Her kadın ve erkeğin bir parçası bütün sevgi ilişkilerinde ölümünde payı olması gerektiği bilgisine direnir .Her şeye sahip olma hırsı, en güzele sahip olma hırsı ,tüm bunlar ölür ,beklentiler ölür, yanılsamalar ölür. İnsan sevgiye bağlandığında iskelet kadının özünün ve onun bütün öğretilerini yeniden canlanmasına da bağlanmış olur.Ölümün gitmesine izin verilmez siz hoşlanırsınız hoşlanmazsınız da yüzeye çıkar.Çünkü o olmadan hayata dair hiçbir şey bilinemez.Sevginin bir bedeli vardır bu bedel cesarettir ,sevmek onunla birlikte kalmak demektir çoğu iskelet kadınla karşılaştığında rüzgar gibi mümkün olduğunca uzaklara kaçma dürtüsü duyuyor kaçmak bile sürecin bir parçasıdır.Erkek ne kadar hızlı koşarsa kadının da hızını o kadar artırır.Balıkçı, avcı Hayat Ölüm Hayat doğasını yüzeye çıkarmıştır.Kendi isteği dışında onun tarafından izlenmiştir ama onunla yüzleşmeyi bilmiştir onun dolaşık durumuna acımış ve ona dokunmuştur.Bunlar da onu dönüşüme götürür. Uyku metaforu burada yaratma ve yenilenmeyi simgelemektedir yeniden doğumun simgesidir .Mitlerde dönüşüm meydana gelirken ruhlar uyumaya gider ,çünkü uykuda yeniden yaratılır ve yenileniriz.Mitolojide Hz.Adem’in derin bir uykudayken kaburga kemiğinden Hz.Havva yaratılır.Din kavramında baktığımzda bu dünya hayatı için bir uyku hali diyebiliriz. “Eyvah bize!” diye bağrışıyorlar, “Uyuduğumuz bu yerden bizi kim kaldırdı? Demek Rahmân’ın kesinlikle olacak diye haber verdiği hâdise buymuş; meğer peygamberler doğruyu söylermiş!”Gerçek dünya uyandıktan sonra başlar.Vahiylerin birçoğu uyku,rüya esnasında gelir.Kur’an-ı Kerim’de geçen Ashab-ı Keyf de Hristiyanlığın en iyi anlaşıldığı ve yaşandığı dönemde yaşama dualarından sonra bir mağarada uzun süren 300 yıllık bir uykuya dalarlar.Uyandıklarında dilekleri gerçekleşmiş, yeni ve güzel bir hayata geçmiş olurlar. “Bunun üzerine biz de onları sığındıkları o mağarada yıllarca sürecek derin bir uykuya daldırdık.”
“Onlar uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırdın. Tek yanlarına yatıp zarar görmemeleri için biz onları kâh sağa kâh sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış yatmaktaydı. Eğer onları bu halleriyle görseydin dönüp kaçardın ve onlar yüzünden için korkuyla dolardı.”Masumiyet uyudukça yenilenen bir durumdur.Masum olmak meselenin arkasını görmek, onu onarmak demektir. Gözyaşları yaratıcı gücü taşır .Mitlerde gözyaşı yoğun bir yaratmaya ve yürekten bir yeniden birleşmeye zemin hazırlar.Gözyaşı iyileştirir, yeniden görmeyi sağlar.Yaratan ile engelsiz kavuşmadır.Adamın ağlaması kadının ruhunu çağırır.Adamın gözyaşları olmasaydı kadın sadece kemikten ibaret kalacaktı ,gözyaşı olmasaydı sevme kavramı asla uyanmayacaktı.Şifa veren burada erkektir ,anlayarak büyüyen erkektir. Kendisi için ilaç yapma işini de bizzat üstlenir gözyaşları aracılığıyla yapar.Peri masallarında gözyaşları insanları değiştirir neyin önemli olduğunu hatırlatır yine sufiler tanrıdan kalplerini kırmasını diler bunu yaparken gözyaşı dökerler. Gözyaşı burada insanın kendini bulması için bir araçtır.Gözyaşı döken insanın ruhu Tanrı’ya en yakın olduğu ruhdur.Nisan kemiğinden yapılan davulların ölümü çağırdığı söylenir yürekten yapılan davullar da insan yüreğiyle olan ruhları çağırır .Yürek özdür ,insanın yaradılışı kimliği burada saklıdır .Yürek psikolojik ve fizyolojik bir merkezdir.Yürek tanrının olduğu yerdir .Mitlerde şarkılar yaraları iyileştirir ,oyunu sona erdirmek için kullanılır .Kişiler adlarını şarkıya dökülmesi yoluyla çağırır, sancı geçer.Büyülü nefesler bedeni onarır şarkı aracılığıyla çağrılır ya da dirilir.Bu öyküde bir avcının bir de iskelet kadının dönüşümü vardır .Avcının dönüşümü önce bilinçsiz iken sadece işiyle meşgulken korkan ve kaçan bir avcı olur, daha sonrasında ise duygularını çözmeye çalışan bir avcıdır .İskelet kadının dönüşümü ise daha farklıdır.Normalde ortaya takıldığı an tüm diğer kadınlarda olduğu gibi yaşamı sonlanmış olsa da bu onun için yeni bir hayat demektir.İskelet olmaktan çıkar canlı bir varlığa dönüşür .Erkek tarafından sevilir.Erkek onu güçlendirdikçe o da onu güçlendirir.Birbirini dönüştürerek ilişki devam eder .
6 .Sürücüsünü Bulmak: Kutsama Olarak Aidiyet : Yürekte sıkışmalar, daralmalar, bunalımlar, aslında var oluş problemlerinin habercisidir. İnsan için yeni bir varoluş alanı bulmaya yönelik vicdandan, ruhtan gelen uyarılardır.Kimi zaman hayat vahşi kadın için daha başından yanlış gitmeye başlar.Birçok kadının çocukken kendilerini dikkatle süzüp bu yabancı aileye nasıl girmeyi becerdi? diye kafa patlatan ana babası olmuştur.Çoğu çocuğunu görmezden gelir ,istismar eder ya da onu buz gibi gözlerle karşılar.Dışlanma sorunu çok eski bir sorundur.Birçok masal,mit toplumun dışına atılma teması etrafında gelişir.Vasalisa öyküsünde üvey annenin Vasalisa’yı ormana göndermesi gibi.Çirkin Ördek Yavrusu öyküsünde bir kişinin gerek içgüdüsel gerekse tinsel bir kimlik olan kendine özgü ruh hali psişik bir onay ve kabullenme ile çevrildiğinde o kişi daha önce hiç olmayan bir canlılık ve güç hisseder.Kendi gerçek psişik ailesini arayıp bulmak kişiye canlılık ve aidiyet hissi verir.Çirkin ördeğin annesi yavrusunu korur fakat dışardan gelen eleştirilere daha fazla karşı koyamaz.Bu İkircimli Anne örneğidir. Yavruya en sonunda gitmesini söyler.Bu da Çökmüş Anne örneğidir.Bu öyküdeki anne yavruları olsun diye çabalayan etraf baskısıyla da yavrusundan vazgeçendir.Çocuk Anne ya da Annelik Görmemiş Anne örneğini yansıtır. Anne ördek eşi tarafından gerektiği ilgiyi de görememiştir.Toplum baskısı sevginin önüne geçer.Pek çok kadın da toplum baskısından dolayı çocuğuna gerektiği sevgiyi ,özeni gösteremez.Dünyada en harika anneye sahip olsanız bile eninde sonunda birden fazla anneniz olabilir.Bir anneyle doğdunuz ama şansınız varsa birden çok anneniz olacak. Onların içlerinde ihtiyaç duyduklarınızın çoğunu bulacaksınız çünkü insan hayatında öğüt, rehberlik alma ihtiyacının sonu gelmez.Ördek yavrusu iyi yüzme bilir ama bu onun oraya ait olduğunu göstermez.Koç yuvasında süt bulamazsınız .Kadınların ait olduğu yerde olmaması kendilerini bulmamalarına engel değildir.Önemli olan yolculuğa çıkmaktır.Merak duygusu bizi harekete geçiren en önemli güçtür.Donup kalmak bir kişinin yapabileceği en kötü şeydir soğukluk yaratıcılığa, ilişkiye ve bizzat hayata verilen ölüm öpücüğüdür.Bir başarı değildir ,bu savunmaya yönelik bir öfke belirtisidir Eğer her kalıba uymaya çalıştıysanız bunu becerememişseniz şanslı olduğunuz söylenebilir .Dışlanmış olabilirsiniz fakat ruhunuzu özünüzü korumuşsunuzdur.Kişinin istediğini araması,yolunu bulması hata değildir.Ördek yavrusu olguları biliyor gibi görünür ama kavrayış yetisi yoktur.Annelik görmemiştir yani en temel düzeyde öğrenim görmemiştir.Yavrunun doğuştan gelen yetkilerini genişleterek öğreten annedir .Bu insan içinde geçerlidir yavrularına avlanmayı öğretir.Doğuştan gelen bilgilerini faaliyete geçirirler .Bir kurt ne kadar hasta, yaşlı ya da sakat olursa olsun yine de devam ederler .Kadınlar da kurtlar gibi olmalıdır .Kıştan sonra her zaman ilkbahar gelir, dayanmak gerekir.Dışlanmış biri kendini bulduktan sonra yalnız kendi bireyselliğini belli türden bir kişi olarak kendine özgü kimliğini kabul eder.Bir kurt sıçradığı zaman ne kadar güzel olduğunu bilmez, bir aslan oturduğu zamanda ne kadar güzel bir şekil oluşturduğunu bilmez,kadınlar da vahşi doğalarına özlem duyarlar.Tutkuyla bu doğalarına sarılıp meydan okuyan işe yaramaz şımarık, kurnaz ve asi iseniz doğru yoldasınız vahşi kadın yakınlarındadır ama itaat etmiş,hâlâ böyle bir ses duymamışsanız sil baştan …
7 .Neşeli Beden Vahşi Et:Bu bölümde kadınlara dayatılan bedensel yaptırımların altında yatan saldırıları anlatır.Bedenin kabul edilebilirliği ile ilgili acımasız yargılar ,kamburu çıkmış uzun boylu kızlardan ,cambaz ayaklığı üzerindeki kısa kadınlardan yastaymış gibi giyinen iri kadınlardan ,engerek yılanları gibi taslayarak dışarı çıkmaya çalışan incecik kadınlardan ve çeşitli şekillerde gizlenmiş daha başka kadınlardan oluşan bir ulus yaratır.Bir kadının doğal bedeniyle arasındaki içgüdüsel yakınlığın yok edilmesi onu Onu kandırıp güvenini elinden alır iyi bir insan olup olmadığı konusunda düşünüp durmasına neden olur. Benlik değerini kim olduğu üzerine değil nasıl göründüğüne dayandırır.Tüketilen besinler, tartı değerleri ya da mezura ölçümleri konusunda endişelenerek enerjisini tüketmeye zorlar .Zihnini sürekli meşgul tutar,yaptığı planladığı ve öngördüğü her şeyi etkiler.İçgüdüsel dünyada bir kadının görünüşle bu kadar meşgul yaşaması düşünülemez .Kurtlar birbirinden farklı şekillerde olsalarda birbirleriyle uyumlu şekilde yaşarlar.Kadınlar da ise beden algısı her şeyin önüne geçer.Vahşi kadın kendi bedenini cansız sağlığını bu ışık altında soruşturabilir ve onu hayat boyu taşımaya mahkum edildiğimiz bir hater olarak şımartılmış olsun ya da olmasın hayat boyu bizi taşıyan bir yük hayvan olarak değil sayesinde her türlü şeyi öğrenip bileceğiniz bir dizi kapı ,bir dizi düş, şiir olarak anlayabilir.Vahşi psişede beden kendi başına bir varlık olarak anlaşılır.Bizi seven bize bağımlı olan bir varlık .Kimi zaman bizim anne olduğumuz, kimi zaman onun bize anne olduğu bir varlık.Mitlerde ve peri masallarında tanrılar ve diğer büyük ruhlar kutsallıklarını gizleyen çeşitli şekillerde görünerek insanların kalplerini sınarlar. Cübbeli,paçavralar,kuşaklar içinde çamurlu ayaklarla görünürler.Yaşlı ağaçlar kadar kara ya da gül yapraklarından yapılmış gibi pullu bir deriyle narin bir çocuk olarak limon sarısı bir yaşlı kadın olarak konuşamayan bir adam olarak ya da konuşan bir hayvan olarak görülürler.Büyük güçler tüm bu değişen şekilleriyle ruhun büyüklüğünü tanımayı henüz öğrenip öğrenmediklerini görmek için insanları sınamaktadır.Vahşi kadın pek çok büyüklük şekil renk ve durumda görünür girdiği birçok kılık içinde vahşi ruhu yine de tanıyabilmek için uyanık kalmak gerekir.
8.Kendini Korumak Kurt Kapanlarını Kafesleri ve Zehirli Yemleri Tanımak :
Bu bölümde yine bir masal aracılığıyla insanın vahşi benliğini nasıl göz ardı edip, kolay görünen ama fıtratına ait olmayan uyuşturucu, örtücü, haz verici semboller tarafından kandırıldığından bahseder.Yabanıl genel anlamda bir zamanlar vahşi olup sonra evcilleştirilen ve yeniden doğaya ya da yabani haline geri dönen yaratıktır.Yabanıl kadını bir zamanlar doğal bir psişik durumda yani doğru vahşi akla sahip olan daha sonra bir dizi olay sonucu ele geçirilen böylece aşırı evcilleşerek olması gereken içgüdüleri ölgünleşen kadın olarak tanımlayabiliriz.Kadın vahşi doğasına geri dönme fırsatı bulduğunda her türlü tuzağa kolaylıkla atlar.Doğal vahşi hali risk altındadır artık uyanık ve tetikte olmadığından da kolayca av olur.İçgüdü kaybı kendine özgü bir yol izler.Kadın içgüdüleriyle hareket eder.Eğer ele geçirilmiş iseniz muhtemelen daha önce yabanıl bir kadındınız ya da hala öylesinizdir.Kırmızı ayakkabılar öyküsündeki küçük çocuk çevrenin ve onu koruyan yaşlı kadının bakışlarına ısrarlarına rağmen kırmızı ayakkabıdan vazgeçmez.Kırmızı ayakkabılardaki psikolojik gerçek şudur:Temel sevincine vahşi değerine sıkıca tutunmazsa ya da onu yeniden elde etmezse Kadının anlamlı hayatı yıpratılabilir, tehdit edilebilir, elinden alınabilir.Masal bir vahşi ruh kıtlığına düştüğümüzde kapılacağımız tuzaklara dikkatimizi çeker.Vahşi doğayla sıkı işbirliği içinde olmayan kadın acıkır ve kendini daha iyi hissetmelerden, beni yalnız bırakmalardan ve lütfen beni sevlerden oluşan bir saplantıya düşer.Masalda çocuğun kendisi için yaptığı, kendisini özel hissetmesini sağlayan kırmızı ayakkabıları elinden alınır.Kız yoksul da olsa dışarıdaki hayatın güçlüklerine rağmen ruhsal yönünü hisseder ve ayakkabıları edinmesini bilir yaşama sevinci vardır ve bu sevinci gelişip ilerleyecektir.Toplumsal açıdan ayakkabılar bir kişilik tipini ötekinden ayırma ve tanımaya ilişkin bir mesaj yollar.Eski zamanlarda ayakkabıların bir güç göstergesi olduğunu da söyleyebiliriz.Eskiden yöneticilerin ayakkabısı vardı ,kölelerin yoktu.Ayakkabı simgesi psikolojik bir metafor olarak anlaşılabilir.Üstünde durduğumuz şeyi ayaklarımızı korur ve savunur ayakları örtecek ayakkabılara sahip olmak inançlarımızın kanıtlarına ve buna göre davranmak için gereken şeylere sahip olmak demektir.Kırmızı renk yeni bir hayatı temsil eder.Regl olması farklı kadınlık evresine geçmesi,kendinin farkına varmasıdır.Regl kanı,doğum kanı,düşürk kanı hep ayaklara doğru akar.Ayaklar insan bedenine güç verendir.Çocuğun el yapımı kırmızı ayakkabıları yakıldığında canlı, parlak ve sevilen bir kırmızı yitirilir.Bu bir hasreti bir saplantıya başka bir kırmızıya bağımlı olmayı temsil eder.Hiç durmaksızın bizi kurtarmayı dener ,koşullarımızı farkına varana hazineyi geri almak için adımlar atana kadar fısıldar,inler,seslenir.Gece düşlerimiz de etsiz cesetlerimizi sürükler.Çocuğun yaşlı kadın tarafından kırmızı ayakkabıların elinden alınması ve çocuğun ilk fırsatta bu ayakkabıları bularak geceleri denemesi bastırdığı bu duyguyu yeri geldiğinde tekrar aktif edeceğini gösterir.Bastırılan,engellenen her şey Vahşi Doğasında gürültülü bir sesle büyük bir yıkım geitrecektir.Bu ikili bir hayat sürdürmeyi de gösterir gündüz saatlerinde mış gibi yaparken fırsatını bulduğunda bambaşka bir şekilde davranır.Toplum kimi zaman çabaları bütünlüklü bir eser meydana getirsin diye kadını düzenli olmaya zorlar.Toplumun önünde eğilir, uyum göstermeye dönük anlamsız baskılara razı olursak dışlanmaktan kurtuluruz fakat kendi benliğimize, tinimize uzak düşmüş oluruz.Kırmızı ayakakbıları elinden alınan kadınlar bastırıldıkları yerden kırılacak kendi ruhunu arayacaktır.
9.Evin Yolunu Bulmak Kendine Dönüş :Bu bölümde kadının evine döüşünden, ruhun derisini bulmasından bahsedilir.İnsani zamanlar vardır vahşi zamanlar vardır.Fok vahşi ruhla ilgili tüm simgelerin en güzellerinden biridir kadınların içgüdüsel doğası gibi foklor da Çağlar boyunca evrim geçirmiş ortama uyum sağlamış kendine özgü yaratıklardır kutup bölgesi ve batı afrika’da dahil olmak üzere dünyanın her tarafındaki nick gruplar arasında ruh dini doğuran ana ona şefkat gösterip bakanı onu güçle doldurana insanların gerçek anlamda sayılmayacağı söylenir .Tin en sonunda dünyadaki bağımsız hayatına başlarken ruhun da bir baba evine geri çekildiğine inanılır.Fok derisi ruh derisi geriye dönüşlü bir motif taşır.Birçok masalda insan büyülenir,bir hayvana dönüşür.Fok derisi, ruh derisi masalında tam tersi vardır.Bir yaratık insana özgü bir hayat yaşar.Fok kadın onu gören adam tarafından 7 yıl sonra derisini verme vaadiyle kandırılarak birlikte yaşamaya zorlanır .Denileni yapar 7 yıl geçmesine rağmen adam deriyi vermez. Kadın çocuğunu yeraltı masallarıyla büyütür .Bir tartışma sonrasında çocuk dok derisini bulur.Kadın derisini alır ve ait olduğu denize koşar.Yeryüzündeki her yaratık evine geri döner.Dünyada ne kadar kadın varsa o kadar çok ruh derisini kaybetmenin de yolu vardır.Mola ya da ara verme eve geri dönüşle aynı şey değildir ,dinginlik yalnızlıkla aynı şey değildir.Muhteris hırsızlığın doğru deri içinde olmayan ilişkiler yüzünden ortaya çıkabilir.Bazı ilişkiler de tamamen zehirlidir bununla başa çıkmak için büyük bir irade ve güç gerekir.Ruh derisini yitirmenin yüzlerce yolu vardır.Pek çok kadın ruh derisine ulaşmış olur ama onu bıraktığı yerde bulamaz.Kendimizi neredeyse Ruh derilerimizi dikerek hırsızlığın tekrarlanmasını önlemeye çalışmış bulabiliriz ama çok az kadın özgün postunun birkaç püskülünden daha fazlası sağlam olarak erginlik çağına ulaşır. Yuvaya geri dönme aracı, ruhun içindedir inancı korumak şartıyla hepimiz geri dönüş yolunu bulabiliriz.Ruh derisini annesine geri getiren çocuktur ,onun evine geri dönmesini sağlayan yine bu çocuktur. Öyle bir tinsel güçtür ki bizi önemli çalışmalarımıza devam etmeye, dayanmaya, hayatı değiştirmeye,iyileştirmeye, denge kurmaya zorlar. Bu işlere katlanmak isteniyorsa ruh ile ego arasındaki zor evlilik gerçekleştirilmeli, tin çocuk dünyaya getirilmelidir.Öyküde verilen söz yerine getirilmeyen bir söz haline gelir.Çok uzun süre yalnız yaşadığı için yüzünde oluşan bütün o uzun çizgileriyle kendisi de epeyce kurmuş olan adam fok kadını evine ve yüreğine sokmak üzere almış ,belli bir dönemden sonra ona postunu geri vereceğine söz vermiştir Eve gitmenin pek çok yolu vardır.Bir çoğu dünyevidir, bazıları ise kutsal.Yuvaya kavuşmak nedir?Geri dönmek ,anımsadığımız yere gitmek içgüdüsüdür.Kişinin ister karanlıkta isterse gün ışığında olsun evinin yerini bulma yeteneğidir .Hepimiz eve nasıl döneceğimizi iyi biliriz.Ne kadar uzun sürerse sürsün yolumuzu buluruz .Vahşi yuvaya geri dönmenin mucizesi ve acısı şu olguda yatar: uğrayabiliriz ama uzun süre kalamayız.Derinlerdeki ev ne kadar güzel hayal edilirse edilsin ,suyun altında uzun süre kalamayız yüzeye tekrar çıkmamız gerekir .
10.Temiz Su Yaratıcı Hayatın Beslenmesi : Bu bölümde yaratıcılıktan ve animus yapılanmasını anlatır. Yaratıcılığı, akan temiz bir su, bir nehir ve kişinin oradan beslenmesi, onu temiz tutması gibi metaforlarla aktarır.Yaratıcılık binbir kılığa girer ,her an değişik bir şekle bürünür.Hepimize görünen ama kimsenin o parlak ışıkta ne göründüğü üzerinde anlaşamadığı için tanımlanması zor olan şaşırtıcı bir hayalet gibidir.Boya ve tuvallere ya da boya yongaları ile duvar kağıtlarına sahip olmak onun varlığını kanıtlar mı?Peki ya kalem kağıda ne dersiniz ,bahçe yolundaki çiçek tarlalarına ,bir üniversitenin binasına,bir gömleğin yakasını muntazam ütülenmesi yaratıcı hayatın birer parçasıdır.Tüm bu şeyler hayatlarımızın içinde akıp duran Rio Abajo Rio’dan nehrin altındaki nehirden,Vahşi Kadından gelir.Kimileri yaratıcı hayatın fikirlerde olduğunu söyler, kimileri de eylemde.Çoğu durumda basit bir varlığın içindeymiş gibi görünür.Bu kendi içinde fazlasıyla incelikli olsa da büyük bir ustalık gerektirmez.İster bir kişi olsun, isterse bir sözcük, bir imge, bir fikir, isterse ülke ya da insanlık,bir şeye duyulan sevgidir bir şeyi çok fazla sevmektir.Taşkınlıkla yapılan her şey bir yaratım eylemidir.Bu ne bir ihtiyaç meselesidir ne de tekil bir iradeyle yalnızca bir şarttır.Yaratıcı kuvvet psişelerimizin topraklarından akarak içimizde mevcut olan kanalları arar.Vahşi kadının nehri bizi besleyip büyüterek kendisine benzeyen varlıklara yani hayat vericilere dönüştürür.Yaratıcılık ne kadar dolambaçlı olursa olsun ona giden yolu bulabileceğimizi umarak orada öylece duran bir şeyden çok içimizde yükselen yuvarlanan kabaran ve dökülen bir şeyden çıkar.Yaratıcılığımızı asla kaybetmeyiz ,engellerle çatışırız, yolumuzu şaşırabiliriz ama yaratıcılığımızı asla kaybetmeyiz.La Llorona masalı bizi düşünmeye sevk eden masallardandır.Diğer masallarda olduğu gibi doğurgan kadının yıkımı vardır.İster iç dünyada isterse dış dünyada meydana gelsin vahşi güzelliğin kirlendiğine tanık olmak acı vericidir.Bu masal bir kadının yaratıcı sürecini normatif haliyle betimlemek için güzel kadın ve saf hayat metaforları kullanmaktadır ama burada yıkıcı bir animusla etkileşime girildiğinde hem kadın hem de nehir çöküşe geçer.Yaşam alanı daralan kadın zehirlenme ,engellenme duygusu ile her şeyi öldürme arzusu yaşar .Su kütleleri hayatın başlangıcını oluşturduğu düşünen yeri ifade eder .Nehir bir anlamda yaşama yeteneğini simgeler .Burada nehir yükselip taşan ateşleyen bir tür dişi büyüklüğü simgeler. Kimi zaman masaldaki gibi bir kadının yaratıcı hayatı bir ruhsal değeri olmayan egoya ait şeyleri ego adını üretmek isteyen bir şey tarafından teslim alınır.Kadınların yaratıcı hayatlarındaki kirlenmenin en sık görülen sonucu yaşamsallığın kaybolmasıdır .Kimi zaman kadın kendi iç dünyasına takılıp tökezler Bir fikri düşünmenin bile başlı başına yeterli bir adım olduğunu, başka bir dış tezahüre gerek olmadığını sanabilir.Mazeretler kirlenmenin başka bir şeklidir.Bir kadının içinde yaşadığı kültür, üyelerinin yarattığı işleve saldırıyorsa ,bölüp parçalıyorsa onun tasarımının anlamını kaybettiriyorsa üyelerinin kişilerine de aynı şekilde parçalanmış halleri ile yaşam ve olasılıkla dolu dinç bir kuvvetten çok kanadı uyku kırık bir kuvvet olarak alınacaktır .Nehir kirlilik ile temizlik arasında makul bir denge kurmak zorunda yoksa her şey boşuna gider.Masaldaki yıkıcı hidalgo yaralı bir kadının derin ama hemen tanınabilir bir parçasıdır.Kadının animusudur, onu mücadele elde etmek için yapar.Sağlıklı bir animus nehrin işleriyle ilgilenmek amacındadır ve bu ise olması gerektiği gibidir.Bu öyküdeki adamın Nehri kirleterek neye sebep olduğunu anlamak için önce kadının psişesinde nasıl olumlu olarak tasarlandığı düşünülür.Animus anlamanın en iyi yolu onu kadınların dış dünyadaki kendi çıkarlarına uygun davranmalarına destek olan bir kuvvet gibi düşünmektir .Nehri temizlemenin ilk yolu tepki vermektir.Yaratmak için tepki vermek gerekir .Vahşi olmamız, başlamamız gerekir.Kirlenmiş Nehri temizlemenin diğer bir yoludur eğer başarısız olmaktan korkuyorsak hemen başlamak gerekir.Kibritçi kız hikayesinde çocuk insanların başkalarıyla ilgilenmediği bir çevrede yaşar,sahip olduğu şeyleri üstündeki küçük ateşleri bunun yaratma olasılığının başlangıcına değer verilmeyen bir ortamdadır.Pek fazla seçeneğin bulunmadığı psişik bir durumdadır, hayattaki yerine boyun eğmiştir.ğer Bu durumda olan kadınlar bağlardan kurtulmalı, vahşi kadın köşeye sıkıştığında teslim olmaması gerekir.Kibritçi kız içgüdüleriyle hareket etmeliydi.Vahşi kadınla henüz tanışmamıştı.Sıcaklık küçük kibritçi kızın peşine düşmesi gereken esas şey olmalıydı ama öyküde soğuktan donmak üzeredir. Sıcaklık bir muammadır,bizi bir şekilde ısıtır ve üretken kılar.Sıcaklık onun elindeyken yine ondan yoksundur.Kibritçi kız serpilip gelişeceği bir ortamda değildir .Bensiz kalmış kadın ,donmuş bir kadın bitmek bilmeyen keşke hayaller eğilimindedir.Burada kibritçi kız sıcaklığı hayal ederek yaktığı kibritleri arkasında mutlu bir yaşamı hayal eder.Onu ısıtacak ,yakacak olan mutluluk elindedir ama farkına varamaz.Soğuktan donarak ölmesi ile kibrit satarak ısınmaya çalışmasında kendinin farkına varamamış,tiniyle tanışamamış kadının benzerliği vardır.Büyükanne sıcaktır,müttefiktir.Ama son zehir yudumudur.Çocuğu ölüm uykusuna çeker,bu uyuşukluk ve miskinlik uydusudur.Öyküdeki Noel Ağacı hıristiyanlık da önemlidir.Sonsuza kadar süren hayatı simgeler.Geceleri herşey farklıdır bu yüzden çok daha fazla tetikte olduğumuz bir hale inmemiz gerekir.Gece kendimizin farkına vardığımız ruhumuzu dinlediğimiz, kendimize en yakın olduğumuz zaman dilimidir.Mitlerde gece- Nyx-ananın - dünyayı yapan kadının dünyasıdır. 3 Saç Teli öyküsünde üç tane saç teli yere fırlatılır.Saç kafadan çıkan düşüncenin simgesidir.Kadının en güçlü yanı,dünyayla bağlantısıdır.Geçmişin yükleri saçlardadır.Burada saçın bir miktar fırlatılması ya da yere atılması oğlan çocuğunu biraz daha hafifletir ,daha parlaklaşmasını sağlar.Aynı şekilde eğer yıpranmış fikirlerinizin ya da bir heykeltıraşın heykelindeki fazlalıkları yontarak asıl anlatmak istediğini öne çıkarması gibi. Vahşi doğa bize odaklanmayı, durup bakmayı, koklamayı, dinlemeyi hissetmeyi ve tatmak yoluyla önümüzde ne olduğunu görme yeteneğiniverecektir.Kadınların bu dünyaya gelmelerinin amacı kendi değerlerini hayallerine seslerine timlerine yeteneklerine eski anılarını öykülerine sahip çıkmaktır bu odaklanma ve yaratmanın işidir.
11. Sıcaklık :Kutsal Bir Cinselliğin Yeniden Ele Geçirilmesi :Kadın doğasının vahşi yeraltında yaşayan bir varlık vardır.Bu yaratık bizim duygusal doğamızdadır.Herhangi bir bütünsel yaratık gibi kendi doğal besleyici döngüleri vardır.Kimi zaman araştırmacıdır, ilişkiye dönüktür,enerji ile sıçrar kimi zaman da sessizdir.Sıcaklığa sahip olan kadın hı bu boyutudur kadın oranın sanman enerjiden up kadının sıcaklığı cinsel bir uyarılma hali değildir cinselliğin de içeren ama onunla sınırlı kalmayan yoğun bir duygusal farkındalık durumudur kutsal cinsellik fikrinin kendisi ve daha özgün şekliyle kutsal cinselliğin bir boyutu olarak müstehcenlik vahşi doğa için yaşamsal önem taşır.Baubo kuşkusuz başsız, kimi zaman ayaksız ve kolsuz gizemli figürler olan neolitik kadın tanrıçalarından alınmıştır.Bunlar üretkenliği sembolize eder.Küçük figürler bütün dünyada ender gözüken duyarlılık ve dışa vurumları, göğüsleri ve duyarlı yaratıkların içinde hissedilen şeyleri başkalarının hayal edeceği ama sadece bir kadının bildiği duyumların hissedileceği vulvanın ağzını temsil eder. Göğüs uçları aracılığıyla görmek kesinlikle duygusal bir niteliktir .Göğüs uçları ısıya ,korkuya kızgınlığa tepki veren psişik organlardır.Kutsal olan ile cinsel olan psişede birbirine yakın yaşarGülme kadın cinselliğinin gizli tarafıdı.Fiziksel bir temeldir ,tutkuludur ,hayat vericidir.Cinsellik tin için biraz ilaç şekline sokulabilir bu yüzden kutsaldır.Cinsel gülme bir kutsal gülmedir ve gülmenin iyileşmesini,bu sağlığa kavuşmayı sağlayan gülmedir.Vahşi kadın erkek tipinde kirli tanrıçaların doğası için çok yer vardır .Vahşi doğada kutsal ve saygısız kutsal ve cinsel olan birbirinden ayrılmaz,birlikte yaşar.
12. Özel Araziyi Belirlemek Öfkenin ve Bağışlamanın Sınırları :Vahşi kadının himayesi altındayken eski sezgisel ve tutkulu olanı yeniden ele geçirebiliriz.Hayatlarımız onunkini yansıttığında tutarlı bir şekilde hareket ederiz.İşlerimizi sonuca ulaştırırız ya da nasıl yapılacağını henüz bilmiyorsak öğreniriz.Fikirlerimizi dünyada görünür kılacak adımlar atarız.Odağı yitirdiğimizde yeniden elde ederiz.Kişisel ritimlere dikkat ederiz ,vahşi ve bütünsel ritimlerle uyum içinde olan arkadaş ve eşlerle yakınlaşırız.Yaratıcı ve içgüdüsel hayatlarımızı besleyen ilişkileri seçeriz.Ustalaşmanın başka bir boyutu da bu kadınların öfkesi denilebilecek şeyle ilgili boyuttur.Öfkenin serbest bırakılması gerekir. Ana motif olan büyülü bir nesnenin aranması dünyanın her tarafında karşımıza çıkar.Büyülü şey, bir kirpik, bir burun kılı, bir diş, bir yüzük, bir tüy ya da başka bir fiziksel unsur olabilir.Hilal Ayısı öyküsü menfez öyküleri dediğimiz masallar kategorisindedir.Menfez öykülerinde bir şeyler dile getirilmek yerine ima edilir.Bu masalın altyapısı öfkeyle uğraşmak ve onu iyileştirmek için eksiksiz bir modeli ortaya çıkarmaktır .Bilge ve sakin bir iyileştirici güç aramak, kimsenin yaklaşmadığı psişik araziye girmek, yanılsamaları tanımak, eski ve saplantılı düşünce ve duyguları ortadan kaldırmak, akrabaları olmayan huzursuz ruhlarla tanışmak, büyük merhametli benliğe yalvarmak psişenin kükreyen yanına anlamak.Masal bize gerek taze gerekse de eski öfkeleri iyileştirmek için bir arayışa geçmek, yola çıkmak kadar sabrın da iyi olduğunu anımsatır .Kişinin öfkeden ders alması ve kendini dönüştürmeye izin vermesi öfkeyi dağıtır.Bir travma ne kadar çabuk ele alınırsa o kadar çabuk iyileşme süresi de kısalır.Öfke başlangıçta öyküdeki kızgın koca gibi davranır.Hassas noktada şifacı en bilge benliğimizi egonun tedirginliği ve kızgınlığının ötesini görmek için en iyi kaynaklarımızı çağırır.Şifacı her zaman uzağı görendir.Her kadının psişesi tamirciyi içerir.Bir kadın ailesi tarafından başkalarından daha az olumlu beklentilere sahip olacak şekilde özgürlüğüne, davranışlarına, diline sert kısıtlamalar getirilerek büyütülmüş ise muhtemelen ona özgün olayları anımsatan konular ses tonları jestler ve duygusal tetikleyiciler yüzünden öfkesi de normal seyrinden taşacaktır.İnsanların hangi konularda daha çok öfke tepskisi verdiğine bakarak geçmişleri ve çocukluk travmaları ile ilgili yorum yapılabilir.Budizmde kendini tanımak,Yüce olanla bağlantıyı yeniden kurmak için dağlara çıkmaya karşılık gelen bir arayış eylemi vardır.Hz. Musa Tur Dağı’nda Allah ile konuşmuştur.Hz.Muhammmet (s.a.v.)’ e vahiy Hira Mağarası’nda,Sevr Mağarası’nda gelir.Türk destanlarında Ergenekon’da Türkler bir dağın içine hapsolur.Yok olacakken yeni bir hayat başlar. Mitoslarda dağ bazen erişilmesi gereken bir simgedir.Dağın en aşağıdaki kısmı yani yamaçlar bilinçlenmeye yönelik gücü temsil eder, yamaçlarda ortaya çıkan her şey bilincin olgunlaşması ile ilgili görülür .Dağın orta kısmı genellikle sürecin dinlesen kısmı daha yüksek dağlar yoğunlaşmış bilgiyi temsil eder orada hava incedir.Görevin peşini bırakmamak ,dayanıklılık kararlılık getirir.Dağ mitte ya da bu öyküdeki bilge yaşlı ay gibi en temel bilgelikle karşılaşmayı ifade eder.Öykü de dağ kadının geçmesine izin verir ,ağaçlar dallar onun geçmesi için kaldırılır.Bu bir yanılsamanın kalkmasını simgeler.Budizmde yanılsamanın 7 örtüsü vardır .Örtülerin kaldırılması aydınlanma için zorunludur.Öfke konusunda sık rastlanan yanılsamalardan biri öfkeme yenilirsem değişmiş olurum daha zayıf hale getirin yansımasıdır .Öyküdeki gibi içgüdüsel şeyi yani bilgi ayıyı yatıştırmak kilise, ibadet ,arketipler ,psikoloji ,düş hayatı ,sanat ,kayalara tırmanmak tinsel gıda sunmayı sürdürmek değerli bir görevdir.Ayı simgesi bize öfkeli benlikle ilgili o yeniden dirilişi temsil eder.Ayılar uzun süren kış uykusuna yatar.Kalp atışı neredeyse sıfıra düşer .Hilal ayısının kılının yakılmasıyla birlikte büyülü tedavi tasarısı da yok olur.Bize bu öyküde pek çok işaret dengeyi kurma konusunda fikir verir:Sabırlı olmak,öfkeli kişilere içebakış sorgulama yoluyla öfkenin üstünden gelmek.Öfkeyle uzlaşan bir kadın yeni bilgilerle,duygularla dünya hayatına döner, hayatını daha ustalıkla yaşar.Eski yaralardan kalan öfke şarapnel parçalarının vücutta sebep olduğu travmaya benzer büyük parçalar toplanır ama büyük parçalar içerde kalır.Hiçbirimiz geçmişimizden kaçamayız .Geride bırakabiliriz ama onun varlığını orada olduğu gerçeğini değiştiremeyiz.Kurumuş ağaçlar masalı insanın öfkesini hiçbir ayrım gözetmeden değil doğru salıverilmesi üzerine bir derstir.Eziyet gören kadınlar çoğu zaman uğursuz bir derinliğe ,genişliğe sahip şaşırtıcı bir algı türü geliştirirler.Kadın tahmin edilemeyen bir derinliğe sahiptir.Hayatlarımızda genellikle de orta yaşlarda ister acı verisi olsun ister olmasın hayat vermemiz gereken bir an vardır .Kadınlar yirmili yaşlardan önce 1.000 kez ölürler. Kadınlar ben yapabileceğimin en iyisini yaptım diyerek eski olayların üzerine bir son çizgi çekmeye çalışma eğilimindedirler.Çizgi çekmek işin gerçekleşmediği ,acının yaşanmadığı gerçeğini silmez.Bir kadının içgüdüleri zarar görmüşse tipik olarak öfkesinin dışa vurmasıyla ilgili pek çok sorunla karşılaşır.Kurumuş ağaçların başındaki adam gibi onun öfkesi de pusuya yatmış bir şekilde ortaya çıkar.Öfke tepkisi veren kadında kendini bu yolla koruma ve güvende hissetme anlayışı vardır.Öfkeden kurtuluşun yolu bağışlamaktır.İlk olarak kendini,ruhunu, geçmişini.Bağışlamak unutmak,vazgeçme ve kaçınmanın toplamıdır.Masalımızın mutlu sonla bitmesi onun başka zamnada yeniden başlayacağı gerçeğini değiştirmez.
13 .Savaş Yaraları: Yara İzi Klanına Üyelik : Gözyaşları sizi bir yerlere götüren bir nehirdir ağlamak ruhsal hayatımızı taşıyan geminin çevresinde bir nehir yaratır gözyaşları geminizi kayalıklardan kuru zeminden çıkararak nehrin kadınların içlerinde hapse ettikleri binlerce gözyaşı damlası vardır annelerin sırlarını babalarının sırlarını erkeklerin sırlarbir kadının gözyaşı dökmesi tehlikeli bulunmuştur ağlamak taşıdıkları sırların sürdüklerini ve kilitlerini gevşetir aslında bir kadının vahşi ruhu için ağlamak daha iyidir kadınlar için gözyaşları yara izi klanla çağların içinden geçip bugüne geee ve gururunu korumaya devam eden her renkten her milletten her dilden kadınların ezeli ve ebedi kabilesine giriş töreninin başlangıcıdır tüm kadınlar peri masallarındaki gibi geniş ufuklu güçlü hikayelere sahiptir öldüren sırlar hikayesinde sır saklamak bir kadını kendisini sevecek destekleyecek koruyacak olanlardan koparır yasın ve korkunun yükünü tamamen tek başınakadının bir sistemini utanç verici pisi şubesindeki utanç verici bir sığırın bulunduğu yerden her zaman ölü bölge de vardır buraölü bölge alabildiğine korunaklı bir yerdir sıra her zaman dışarı çıkmanın yolunu bulur sırrın dışarıya çıktığını gören kadın onu kovalar onu o daha fazla kapılar arkasına daha fazla kilitler arkasına arkasına saklar.Travmadan ya da bir sırrı korumaktan en fazla hasar gören de işte bu kendine yeten vahşi kadındır.Mutlu olmak her şeye sahip olmaya isteği duymayan benlik duygusudur.Utanç verici sırlar insanın saplantılı hale getirir. Uyuyamaz benliğini bütünüyle sarar. Bu masalda kadının hayatına gereği gibi değer verilmediği zaman psişede nelerin öldürüldüğünü söyler.Sır ormanda hayatını sürdüren kadının öldürülmesidir.Bu kadın evlenilmeyecek olanı temsil eder.Bu yalnız kalma isteğidir Bu mistik ve iyi bir yalnızlıktır. Masalda kimse hayat dolu kadının ortadan yok oluşunu soruşturmaz.Bir kadın ne kadar kötü öldürülürse öldürülsün ,ne kadar yaralanmış olursa olsun,psişik hayatı sürer.Tekrar kendi tarzında şarkılar söylemeye devam eder .Bu masal ve buna benzer diğer masallarda ana fikir sır olarak saklanan yaralara uygulanacak ilaçlardır.Bu masallar cesaretlendirir ,yol gösterir ,çözüm sunar.Yara izinden kaçınılamaz.Zedelenmesinin çaresi vardır ,iyileştirilebilir.Yaranın çeşitleri vardır ,ne kadar psişik yaralanma türü varsa o kadar yara şekli vardır .Yara izleri geçmişin izleridir.Yok etmek ve iyileştirmek zaman ve doğru ilacın kullanılmasını gerektirir.Biz yas tutarken Vahşi kadın bize sarsılacaktır.O içgüdüsel benliktir çığlıklarımı isteklerimizi taşıyabilir.
14 .La Selva Subterranea:Yeraltı Ormanında Erginlenme :Eğer öykü toplumsa biz onun toprağıyız. Öyküyü dinlemek bizim de kendimizi öykünün sonunda başarısız olan ya da mutluluğa ulaşan kahraman gibi hissetmemizi sağlar.Eğer bu bir kurt öyküsü duyarsak o andan itibaren bir süre bir kurt gibi dolaşıp durur ve dünyayı onun gibi görürüz .Jungcular arasında buna mistik katılım denir, bir kişinin gözlediği nesneden ya da şeyden kendini ayırt edemediği bir ilişkiyi anlatmak için kullanılır.Freudcular arasında yansıtmalı özdeşim olarak geçer.Elsiz Kız dikkate değer bir öyküdür ,onda masalın katmanlarının altında etrafı dikizleyen eski gece dinlerinin ayak izlerini buluruz.Öykü bizi ağaçların köklerinden çok ,altında yatan bir dünyaya çeker.Buradaki yolculuk yıllarca sürecek hatta bütün bir ömrünü kapsayacak yolculuğu kapsar.Kadınların dayanıklılık töreni yoluyla yeraltı ormanına geçişiyle ilgilidir.Dayanıklılık duraksamadan devam etmek gibi görünür, güçlendirmek,sağlamlaştırmak anlamına da gelir.Dayanıklılık dersleri doğanın her yanında vardır.Öykünün ilk evresinde hemen etki altına giren mal düşkünü değirmenci iblisle kötü bir pazarlık yapar. Burada değirmen metaforunu kullanır Estes. Psişe boş bırakılmamalı sürekli öğütmeli, kendini beslemeli der. Bu psişeyi sürekli şekilde uyanık kalmaya zorlar. Bu aynı zamanda sezgilerimizi ve iç alemimizi uyanık tutar ve iç yolculuğu da besler. Aksi uyanıklık hali yanlış pazarlıklar, sınır koyamamalar, hayır diyememelerden kaynaklanır. Burada yanlış pazarlık demek kişinin kendisine çekici gelen şeyleri zenginlik diye seçip içgüdüsel hayatı üzerinde egemenliğe izin verdiği bir pazarlık. İşte bunlar İblis’e karşı korunmasız kalmamızı sağlar. Zenginleşmeyi düşünür ama bedeli bedelinin çok ağır olacağını geç fark eder.Servet karşılığında elma ağacını verir .Bu kısım bize kadınların da hangi kötü pazarlıkları yaptığını sorgulatır .Kötü seçimler yapmak hastalıklı bir şekilde kendini yıkıma uğratan bir eylem olarak görülebilir ama bu seçimler genellikle içgüdüsel doğanın gücünü yeniden geliştirme fırsatını doğurduğu bir dönüm noktasına dönüşür .Bu bakımdan kayıp ve üzüntü olsa da kötü pazarlık tıpkı doğum ve ölüm gibi benlik tarafından bir kadını vahşiliğinin derinlerine götürmek amacıyla planlanan çok çok yararlı bir uçurumdan atlama adımını oluşturur.Uyuklarken yapılan kötü pazarlıkla başlar. Hayat nurdur, ışıktır. İblis karanlıktır ve bu nedenle her daim ışıktan çalmak ister. Yok edici her zaman ışığa yönelir. Ona yaklaşması için o ışığın, nurun, temizliğin gitmesi gerekir aksi halde nurlu hayat iblisi kabul etmez. İblis de bunu bunu da küçük küçük sokulmalar, sonrasında uyutmalarla yapar.Duyarlı hiçbir varlık bu dünyada sonsuza kadar masum kalamaz.Modern toplumda bir kadının masumiyetini kaybolması çoğu zaman görmezden gelinir .Yeraltı ormanında masumiyetinin ölmesinden sonra da hayatını sürdüren bir kadın özel biri olarak görülür.Bunun nedeni incinmiş insanların hayatlarının belli dönemlerinde üzerlerine çöken bir uyku hali vardır .Kadın içgüdülerinin vazgeçtiğinde altın vadeden ama sonunda keder veren durumlar içinde kendini bulabilir .Kadının yaptığı kötü pazarlık sürekli sevilmek amacıyla hayır demektir.Kendi psişesinin yok edicisi ona yeter artık diyen içgüdülerini terk etmesi hâlinde sevilme altınına sunuyordu.Psikolojisinin içgüdüsel tabakası kendi hayatı üzerindeki egemenliğini kaybetmiş olduğunu ve onu geri alması için elleri üstünde emeklemesi gerektiğine işaret ediyordu.Masalda çiçek açan elma ağacı kadınların güzel bir tarafını köklerini vahşi dünyada olan yanını temsil eder, ağaç birleşmenin arketipsel simgesidir, ölümsüz olduğu düşünülür.Çünkü tohumları yaşamaya devam eder ,kök korunur, canlandırır .Elma ağacı mitolojide Hz. Adem ve Hz.Havva’nın cennetten kovularak dünyaya gönderilmesinin kaynağıdır. Yeni dünya ve hayat bir son değil yani başlangıçtır.Çiçek açan elma ağacı bir doğurganlık metaforudur. Masaldaki anne bütün psişeye ne olup bittiğini bildirir ,uyan ne yaptığını gör der ,bilinçli hale getirir. Masalın bu noktasında eski gece dinlerinden bir parça görürüz.Genç kadın temizlenir ,beyazlar giyer ,etrafına bir daire çizer.Yıkanmak arınmak, beyaz elbiseler ödüller ülkesine inişin kıyafetini giymek ve etrafına bir büyük koruma kalkanı kutsal düşünce çizmek eski bir tanrıça törenidir. Eski dinlerde tertemiz giyinmek ,ölüme hazırlanmak, ölülere karşı öyle karşı bir bağışıklık kazanmış olur .Mitlerde gözyaşları buzlu kalpleri eritir.Bir kadının hayatının bazı anlarında durmaksızın ağladığı sevdiklerinin yardımı ve desteğine sahip olsa bile ağlamaya devam ettiği anlar vardır.Ağlama yok ediciyi uzak tutar, psişenin durmadan enerji sızdıran yırtıklarının onarır.Sorun ciddidir ama daha kötüsü olmaz ışığımız çalınmaz kimi kadın ağlamaktan hasta düştüm, yoruldum ,durdurmak istiyorum der oysa gözyaşlarını yapan oysa gözyaşlarını yapan gezdirdik onun ruhudur, onun koruyucusudur .Psişenin babalık eden ögesi olgun değildir ,yok edicinin karşısına kendi gücünü koyamaz.Bu yüzden kızının ellerini keser ,kız kutsallığa saygısızlık edilmesine boyun eğer ve eski zamanlarda alt dünyaya bütünüyle inişin delaleti olan kanlı kurban ellerini kaybetmekle kadın alt dünyaya giden yolu açar. İblis vahşi benliğe yaklaşamaz burada saflık vardır .Elin ortadan kaldırılması simgesi büyük ölçüde Asya’da göksel balta kişiyi aydınlanmamış benlikten koparmak için kullanılırdı.Erginlenme bağlamında kesme motifi öykünün merkezini oluşturur.Ellerin kesilmesi metaforundan sonuçta bir şeyin çıkacağını g