Yazarın en sanatsal, en anlaşılması zor kitabı. Belki de bu yüzden elimden bırakamadım.
“Her defasında yıkılırken çocuk oluyorum sanki; minicik ellerimi yere basıp kalkerken de inanılmaz bir şekilde, çarçabuk büyüyorum.
Hepimizin aradığı bir Alaaddin var bu hayatta. Bütün ömrümüzü öldürmek istediğimiz ama bizler için asla ölmeyen kişiler ve düşünceler için harcıyoruz.
“İnsanoğlunun kendi yarattığı şeyi bile elinde tutamayacak kadar zayıf ve çaresiz bir yaratık olduğunu bilmiyormuşum daha.”
Cümlesiyle arayışlarımızın kaçışlarımızla mücadelesini konu alıyor belki de.
Ayrıntılardan başını kaldıramayanlar.
Kişilerin renkleri varken zamanın renklerinin olmayışı… Uzun zamandır üzerine bu kadar düşündüren bir kitap çok iyi geldi.