Kitabın karakterleri (aslında karakter desem daha doğru olur, kitabın büyük bir bölümünde yalnızca mektubun göndericisi olan kadının ruh halini, düşüncelerini, iç çatışmalarını görmekteyiz lakin ara sıra kadının aşık olduğu adamın hal ve hareketlerini, düşünce yapısını görebildiğimiz için sadece tek bir kişiden kastetmiş olmak istemedim) mükemmel işlenmiş. Saplantılı aşkının adeta kendi sonunu getiren bir kadının gerek iç çatışmaları, gerek duygu betimlemeleri, gerekse diğer karakterlerin (sayıca az olsalar dahi) olaylar karşısındaki tutumu; bu kitabın güçlü bir kalem tarafından ele alındığını göstermekte zaten. Kitabın içeriğinden çok yapısal analizini burada belirtmek istediğim için kitabın konusuna fazla dalmak istemedim, fakat söylemek isterim ki ismini bilmediğimiz bu "bilinmeyen kadın"ın, aynı kitabın arka kapağında da yazdığı gibi, daha kendinin bile bu denli farkında olmayan bir adam uğruna yapmadığı şey kalmamış olması; beni gerçekten çok etkiledi. Yanlış anlaşılmasın, olumlu anlamda bir tatminkârlıktan çok aslında "yok artık" dedirten bir şaşkınlık duygusu sağladı benim kitaptan bu denli etkilenmemi.
Belirttiğim gibi, burada kitabın konusuna girmeyi gereksiz buluyorum, halihazırda yüzlerce yerde mevcut zaten. Burada asıl önemli olanın benim kitap hakkında öznel yargılarım olduğunu düşünüyorum. Amacıma da şu noktada ulaşmış bulunmaktayım, fazla derine inmeden, yüzeysel ve basit bir biçimde kitap hakkındaki düşüncelerimi belirttim.
Kısa, 1 saatte bitirilebilecek olup insana verdiği mesajlarla bir şeyler katabilmeyi başaran, önerebileceğim bir kitap.