Öğretmenlik hayatımda en güzel şeyleri hep öğrencilerimden öğrendim. Ben bir katarken onlar "bin" kattılar bana. Bu kitap da yine öğrencilerim vesilesiyle girdi hayatıma. "Hocam yarışma var, biz okuyoruz, eşlik eder misiniz," dediler. Ne mümkün hayır diyebilmek?
Okudum, onlarla okulda, bir başıma evde... Ve onlar da okuyunca sınıf sınıf gezip kitabı konuşacağım. Kapağını kapayınca bitmiyor kitaplar, üzerine söylenecek söz kalmayınca bitiyor. Henüz biten bir kitapla tanışmadım. Olduk olmadık yerlerde karşıma çıkmaya devam ettiler hep. Eminim "Kutup Kardeşler" de öyle olacak. Kutup Kardeşler demişken, eserimizin iki kahramanı! İkizler ama bir o kadar da farklılar birbirinden... Dünya farklılıklarla güzel değil mi? Ne diyordu Hükumet Kadın'da "Beyaz en güzel siyahta belli eder kendini. Beni ben yapan yegâne şey, benden olmayandır."
"... doğru pencereden bakarsanız bu dünyada ceylan ve aslan da birdir, gece ve gündüz de birdir, kozalak ve fesleğen de."
Bir gün Hacı Bektaş Veli'yi ziyaret ettiklerinde gizemli bir kapıya düşüyor yolları bu ikiz kardeşlerin. O düşüşle başlıyor her şey. "Zamansızlar Mektebi"nde buluyorlar kendilerini. Bir oyun: Ariflerin Satrancı. Öyle bildiğimiz satrançlara hiç ama hiç benzemiyor. Tahtada değil dağlarda, tepelerde, vadilerde oynanıyor. Ve oyun içinde oyunlar, her sayfa başka bir dünyaya açılıyor sanki... Bulmacalar, çarklar, "Açıl Susam Açıl" ile açılan efsunlu kapılar, resfebeler, çizimler, masal oluşturma. Öyle zor göründüğüne bakmayın. Hayli usta bir rehberimiz var bu yolculukta! Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli! Ondan âlâ rehber mi olur bu diyarda...
"Doğrunun yolları yanlış olmaz," dedi Yolcu. "Yanlış yol da doğruya ulaşmaz."
Oldukça heyecanlı ilerleyen eser "bilgi kutuları" ile eğlendirirken öğretmeyi de başarıyor. Hacı Bektaş-ı Veli'yi, Anadolu'daki çalışmalarını öğrenmekle kalmıyor "Hak muhafızı" olacak bilgileri de ediniyor öğrenciler. Nedamet, rıza, mihnet, cefa, şefkat, sabır gibi onlarca kavram hikaye içerisinde yedirilerek kavratılıyor. Yeni kelimeler, yeni çıkarımlar... Sonuca ulaşmaktan çok o yolda yürümenin verdiği lezzeti aldım eserden. Ve durup durup kendimi sorguladım, "Böyle öğrenseydik her şey daha farklı olabilir miydi acaba?"
"Bulunmak yalnızca bedenen mi olur... Ruhen de bir yerde bulunamaz mı insan?"
Eser boyunca ruhum oradaydı. Çocukla çocuk oldum ve her ilerlemede onlarla birlikte coştum. Oynadığım en güzel satrançtı diyebilirim. İçimdeki büyümemiş çocuk hayli keyif aldı her etkinliğe eşlik ederken. Okuduğum her kitabı büyüten yanımı seviyorum. Çünkü içine öyle giriyorum ki o yaşantıyı küçültmek istesem de mümkün olmuyor artık. Her kitap ayrı bir hayat değil mi? Varsın kimi hayatlarımda çocuk olayım. Öylesi daha güzel... "Kapan susam kapan!" Hoşça kalın sevgili kitap dostları! Eserin yarışma sınavına girecek tüm çocuklara da şimdiden kolaylıklar diliyorum!