okudukça insanın ufkunu, ufuk pencerelerini aralayan, farklı düşünmeye, ufak önemsiz gibi gördüğümüz şeylere tefekkür sahasından yaklaşmaya, yaratılan herşeye hikmet ve ayn-ür rıza gözüyle bakmaya yönelten risaleler, müslümanların her daim başucu kitabı olmaya ve cebinde yer etmeye muktedir eserlerdir hiç şüphesiz.. bu bağlamda haşir risalesi; kapsadığı konuları ve konularla ilişkili ayetlerini muazzam bir şekilde süzen ve ilmek ilmek üzerinde durup tevil eden bir kaleme sahip. insanoğlu esasında nerden gelip nereye gittiğini, öldükten sonra nereye gideceğini ve yaşayacağı olay mahalini birbir ayetler eşliğinde biz okurlara sunuyor... esasında diriliş ve halk oluşu, sonrasında ölüm ve haşrolunuş kavramları üzerinde detaylı bir çalışma da bulunuyor. Allâh ın biz kulları üzerinde ki etkisinde sık sık değiniyor. sadece kulları değil yarattığı herşeyin izleniminde olduğuna, durmadan bitirip tekrar başlattığı bir hayat deveranından ve bizlerin bu dolaşımın içinde dünyaya dalan durmadan unutan hiçbirşeyi özümseyemediğinden söz ediyor çokça. Allah'ın bizlere bahşettiği bu dünya hayatında, hiç durmadan bizi gözeten ve umursayan bir yaratıcıya karşı bizim tutumumuz nasıl? O na olan bir inancımız var mı?varsa bu ne derecede? O'nu ne kadar hatırlıyoruz ve ne kadar şükrediyoruz? O nu ne kadar seviyoruz yada ne kadar razıyız? tüm bu soruları bize yönelten ve kendimizi bir muhasebenin içinde bulmamıza neden olan bu kıymetli eser ; gerçekten daha şuurlu ve idrak sahibi olmaya yardımcı olan bir şaheser desem mübalağa etmiş olmam diyebilirim. O nun kudreti, ilmi, merhameti ve daha birçok vasfından bahsedildiği satırlarda, aslında insanın ne kadar aciz ve ona ne kadar da muhtaç oluşunu gözler önüne seriyor... insanlar, hayvanlar, bitkiler, doğa, hava, su, ateş, toprak, dağlar, ovalar, denizler, okyanuslar, gezegenler ve bu alem ve bu dünya..! tüm bunlara gücü ve kuvveti yeten bir yaratıcının öldürdükten sonra yine tekrar diriltmeye gücü yetmeyeceği tezatlığı ile gaflet içinde yaşayan ebleh insan! bu kainatın kitabını okumak okuyabilmek insana aslında kendini tamamlayabilme ve kendine vakıf olabilmeyi güdüluyor. lakin nankör insanoğlu dünya nimetlerine sarılıp durmadan nefsinin istediği arzular peşi sıra gitmekte... hiç ölmeyecek gibi yaşayan insanlar ahireti tümden unutmuş durumda ne yazık ki.. imanın altı esasından biri olan ahirete imanı ele alan risalede gayet akla uygun ispatlarla inananlara ve inanmayanlara okutuyor ve gösteriyor. tabi bunu ayetler ışığında naklediyor... misal: Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine... Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir. O her şeye hakkıyla kadirdir." (Rûm, 30/50) burda anlatılmak istenen gayet açık ve müphem değil! bir çiçeği halkeden bir mevsimi de halkedebilir.. insanı yaratan ölümünü de tayin edebilir. ölümünden sonra yine hayat bahş edebilir. Aslında en çok bu mevzunun üzerinde çokça bahis açılmış risalede. konunun mahiyeti, inanan insan için hatırlatıcı, inkar eden için ise ispat edici! her müslüman kimsenin en azından bir kereye mahsus da olsa okumaya değer olduğunu yine tekrar belirtmek isterim. rabbim Kur'an-ın ve risalelerin izinden ayırmasın. gösterdikleri yolda hep daima bir garip yolcu olmak ümidi ile..