Sally Rooney, merakla beklediğim yeni romanı "Intermezzo" ile karşımızda... Kelime anlamı olarak "Aynı yapıt içinde geniş bölümleri birbirine bağlayan ara beste" anlamına gelen "intermezzo", tiyatro ve operada yaygın kullanılan bir terimdir. Ama okurken de anladığımız üzere "Intermezzo" burada bir satranç terimi olarak kullanılmakta ve "oyunun seyrini değiştiren beklenmeyen ara hamleler" anlamına gelmektedir. Bu tanım, gerçekten romanın ana karakterleri Peter ve Ivan'a o kadar uygun ki... İki kardeşin bazı düşüncelerini ve çok üzerinde düşünmeden aldığı kararları hafızanıza getirdiğinizde, romanın isminin tam oturduğunu göreceksiniz. Bu, çok hoş bir detaydı. İrlandalı yazar Sally Rooney, annelerinin küçükken terk ettiği ve babalarının ölümünün ardından farklı şekillerde yas tutan, hayata farklı şekillerde dönmeye çalışan ve kadınları farklı anlamlandıran iki kardeşin hayatını gözler önüne seriyor. Diğer romanlarından farkla, Sally Rooney'nin "İntermezzo"da daha farklı bir üslup oluşturduğunu görüyorum. Sally Rooney için yeni bir deney yani bu üslup! İki ana karakter olan Peter ve Ivan'ın iç dünyasında yası hissetmeleri, hayatı anlamlandırmaya çalışmaları ve hayatındaki kadınlara karşı hissettiklerinin üslupla iç içe geçmesi, farklı bir okuma lezzeti ortaya çıkarıyor. Bu iç dünyalarla kolaylıkla empati kurabiliyoruz. Üslubun karakterlerin iç dünyasıyla iç içe geçmesi, gerçekten çok ama çok hoşuma gitti. Ve romanın sonu... Son yıllarda okuduğum romanlar içinde en güzel kitap sonlarından biri olabilir. Tatlı ve çok duygusaldı.
Kahramanlarımızın hayatında olan Sylvia, Margeret ve Naomi adlı üç kadına da ayrı bir parantez açmak gerek... "Intermezzo"ya satranç alanında karşı hamle demiştim ya, Koubek kardeşleri satranç taşı olarak düşünürsek karşı hamleler Sylvia, Margaret ve Naomi'den geliyor. Bu üç kadın Ivan ve Peter'in çevresinde şekillenirken, kardeşlerin hem kendi içinde hem de birbirlerine karşı olan mücadeleleri, çatışmaları kurguda bir somutluk kazanıyor. Kadınların çevrelerinde olmasıyla tetiklenen iki kardeş bu çatışmaları düşünüyor, düşüncelerini toplumsal önyargılardan kurtarıyor ve günümüz ahlak anlayışına yeni bir bakış açısı getiriyorlar. Neyin doğru olduğunu kendi bakış açılarından sorguluyorlar. Aslında birbirlerini derinden seven iki kardeş olmalarına rağmen orta yolu bulamayışları, çatışmaları ve toplumsal normların baskısıyla farklı kutuplarda yrr alıyorlar. Anneden başlayarak aslında nasıl bir aile olunmaması gerektiğinin sinyalini veriyor Koubek'ler... Özellikle Ivan ve Margaret'lı bölümleri bir ayrı sevdiğimi ve ikilinin ilişkisini ve diyaloglarını çok tatlı bulduğumu söylemeliyim. Her detayıyla çok beğendiğim bir roman oldu. Yetkililere duyurulur, lütfen Intermezzo'yu da "Normal People" gibi haklarını satın alarak dijital platformda bir mini dizi olarak uyarlayın!
Peter ve Ivan... Babalarını kanserden kaybetmiş ve bunun üzüntüsünü yaşayan Dublin'li iki kardeş..Anneleri de onları küçükken terk etmiş. Aralarında on yaş var. Pek iletişim kurmayı beceremiyorlar. Çünkü Peter daha hayata dönük; Ivan ise daha içe kapanık, satranç konusunda dahi derecesinde başarılı... Peter normal olan birinin Ivan ile asla anlaşamayacağını düşünüyor, Ivan ise abisini çok fazla dağılmış, ukala ve saçma olarak niteliyor. İki kardeş, daha çok birbirlerinin yolunda durmamayı tercih ediyor. Peter, Naomi ve Sylvia arasında kaldığı bir aşk ikilemi yaşıyor. Aslında Sylvia'ya aşık ve ona bir alışkanlık durumu var. Ivan, sosyal becerileri kısıtlı olmasına rağmen katıldığı satranç etkinliğinde çalışan kendisinden büyük Margaret'tan çok etkileniyor. Birlikte bir gece geçirdikten günler sonra Margaret onu düşünüyor ve Ivan'ı arıyor. Aradaki yaş farkına ve Margaret'ın kaygılarına rağmen ikinci buluşmanın gelmesi ve birlikte olmak onlara çok doğal ve güzel geliyor. Peter ise bir yandan Sylvia'ya olan sevgisi diğer yandan Naomi'nin zor durumunda onun yanında olma ve ona karşı duyduğu cinsel istekleriyle savaşıyor. İki kardeş ara kapatmak için bir yemekte buluşuyor. Büyük kısmı samimi geçen yemek kardeşleri birbirine yaklaştırıyor, ancak sonlara doğru Ivan'ın Margaret hakkında anlattıkları ve aradaki on dört yaş farkı, abisi Peter'ın durumu sorgulamasına yol açıyor ve Ivan sinirden köpürüyor. Bu olayla birlikte sanki iki kardeşi birbirine bağlayan köprü yıkılıyor. Ivan, Peter'daki ikiyüzlülüğü görüyor; diğer yandan da Margaret'a iyice aşık olup onunla daha fazla zaman geçirmek istiyor. Yaş farkına ve Margaret'ın zaman zaman kendisini ele geçiren kaygılarına rağmen huzuru buluyorlar. İki kardeşin baba evindeki karşılaşması ise bazı çözünüşlere sebep oluyor. Geri dönülemeyecek bir yola girdiklerini düşünürken, Koubek kardeşleri kitapta müthiş bir son beklemektedir.