Bir zamanlar insanların yaşadığı kendi hâlinde bir köy Karabakan. Ama anlatıcıya göre Karabasan. Hemen yakınında tarihî geçmişi daha da eskiye dayanan, nüfusu yitip gitmiş ve ardında yalnızca mezarların kaldığı Mezarköy. Karabasan'la Mezarköy arasındaki ağaçların ardında ücra, sessiz ve asfalt yolsuz taş otel Baraka. Geçmişte sıkı dost olan ama hepsinin ayrı yollara gittiği bir arkadaş grubu uzun yılların ardından Baraka Otel'de bir araya geliyor. Buluşmanın sebebi Müge'nin kocasına yapacağı sürpriz kutlama. Ama geçmişin araya girdiği onca kayıp zamanın soracağı bir hesap var, yüzleşilmesi gereken gerçekler ve gün yüzüne çıkmayı bekleyen kişiler var. İlk başta aralarındaki sohbet arkadaşlık, aşk, gündemdeki olaylar, çocukluğumuzda benliğimize bırakılan korku ve travmalar, basın ve yayın yasakları üzerine oluyor. Ve aniden Corona ile hayatımıza giren karantina ve virüs sızıyor çatlaklardan.
Arkadaş grubunu gözleyen anlatıcının kimlik arayışı ve sorgulaması kitabın kilit noktası. Ekim, Yasemin, Cem, Müge, Gündüz, Özgür, Aksel, Bora... Kutlama amacıyla başlayan davet aralarında hesaplaşmaya, iç dönüş ve yüzleşmeye dönüşüyor. Kutlama, katman katman bir eser. Her bölümü alfabetik başlık altında ayrılıyor. Sayfalar ilerledikçe işlediği temalar, duygular ve yaşantılar derinlik kazanıyor. Çocuk gelin konusuna da değiniyor. Yani metin çok kapsamlı bir eser, her yönüyle zengin bir içeriği var. Hâliyle hemen hazmetmek o kadar kolay olmuyor, zaman alıyor. Yazarın kendisini de kurmacaya dahil etmesini ayrıca sevdim. Bu türde okuma yapmayı sevenlere tavsiyemdir.