·424 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Aralık 2024 15:24 Ruhumda iz bırakan üç beş insan var; Homeros, Buda, Bergson, Nietzsche ve Zorba! diyor yazar ve şöyle devam ediyor: Bunlardan birincisi güneşim, ikincisi içinde yüzdüğüm gölüm, üçüncüsü beni çözülmesi zor felsefi sorularımdan kurtaran, dördüncüsü acıyı ve kararsızlığı gurura çevirmeyi öğreten, Zorba ise; hayatı sevmeyi ve ölümden korkmamayı öğretendir. Eğer bugün dünyada bir ruh kılavuzu seçmem gerekseydi Zorba’yı seçerdim diyor ve bu kitabının bir yaşam kılavuzu niteliğinde olduğunu düşünüyor.
Kitapta iyi bir eğitim almış, okumayı tutku halinde çok seven, adı hiç geçemeyen ama Zorba’nın “patron” diye hitap ettiği, Yunan asıllı bir yazarın Girit’e gidip linyit kömürü işi yapmaya karar vermesi ve yolda kendi kendini yetiştirmiş, özgürlüğün simgesi, çalışkan işçi Aleksi Zorba ile tanışıp birlikte çalışırlarken kurdukları dostluk anlatılıyor. Romanda yazar “zihni” temsil ederken Zorba ise “bedeni” temsil ediyor. Zihin yani yazar uzun süre önce yabancılaşmış olduğu bedenle yani Zorbayla karşılaştığında ona hayran kalır. Onun anda kalışına, yaşamı coşkuyla yaşayışına hayran olur ve tekrar nasıl beden gibi hayatına devam edeceğini öğrenmek için onun izinden gider. Roman boyunca bedenin sürekli zihne rehberlik ettiğini görürüz. Yazarla Zorba bir madenden kömür çıkarmanın peşine düşmüştür ve kömürün diğer ismi “kara elmas”tır. Zihin, bedendeki yaşam sevincini öylesine derinlere itmiştir ki kara elmasa dönüşmüştür. Yazar, bu yolculuğun alelade bir kömür işi olmadığını, kaybettiği yaşam sevincini tekrar geri kazanma süreci olduğunu fark eder, Zorba da şu sözlerle onaylar yazarı “buraya vaktimiz geçsin, bizi deli sanmasınlar, limon kabuğu yağmuruna tutmasınlar diye, alemin gözlerine kül atalım ve yalnız kalıp kimse bizi görmediği zaman gülmekten katılalım diye geldik” ve bu mesaj aslında hepimizedir.
Yazar, zihnin bedene geri dönüşünde, “ Beden en büyük akıldır.” diyen Nietzsche’ ye selam gönderir ve bedene yaptığı vurguyla bize şunu hatırlatır; Yaşama tekrar dönmek istiyorsanız, zihinlerinizden çıkıp, kendi Zorba’nıza, bedenlerinize, yaşamın özüne dönün! Çünkü ruh ve beden birbirinden farklı şeyler değildir. Ruhu iyileştirmek için bedeni canlandırmak zorundayız!
Zorba kelimesi Yunancada “ tutkuyla yaşayan” anlamına geliyormuş. Yani aslında kitaptaki zorba yaşamı zorbaca değil tutkuyla yaşayan kişidir. Asıl zorba, bedenini görmezden gelen yazardır.
Eğer sizde kendinizin ya da çevrenizde birilerinin zihninin ve bedeninin ayrı düştüğünü düşünüyorsanız bu yaşam kılavuzu niteliğindeki kitabı şiddetle tavsiye edebilirsiniz. Bence çoğu kişisel gelişim kitabından çok daha etkileyici! Keyifli okumalar.