Herkese selâm…
Şahver Çelikoğlu hanımefendi merhûmun Rabıta kitabını bitirdim. Okumaktan büyük bir muhabbet duydum ve bir mürid olarak çok ders aldım. Müridlik nasıl olur, rabıta nasıl olur, mürşidimizi ne denli sevmeliyiz ve ona olan sevgi bizi nerelere taşır; hepsinin etraflıca anlatıldığı ve büyük bir gıpta ile ve özenmeyle okuduğum; gâh hislendiğim gâh üzüldüğüm -erişemediğim sevgiler, adım atamadığım menziller için- bir kitap oldu… Bir alıntımda #259810978 gelen bir yorum, tam olarak düşüncelerimi ve hislerimi yansıtıyordu: #259851867
Eser; yazar Şahver Çelikoğlu’na sorulan sorulara verdiği doyurucu ve kapsamlı cevaplardan müteşekkil… Yazarın üslûbu öyle annecan ve yol gösterici ki… Okurken ben de sorularıma cevap buldum, bu âna dek nihân kalmış nice mevzu da açıklığa kavuştu… Şunu söylemeden geçemeyeceğim:
Okuduğum tüm satırlarda cânım efendilerimi, mürşidlerimi okudum. Sonraaa; Hz. Abdullah Ibn Abbas’ın aynaya baktığında Hz. Rasûl-i Kibriyâ (sav)’yı görecek kadar sevgi sahibi olması, en çok özendiğim şey oldu! Ya Rabb! Ben de o sevgiyi istiyorum, lütfet Allah’ım!
Ez-cümle: Rabıta, ehl-i tasavvufun okuması gereken bir eser… Ben de hâl-i hazırda rafa koymadım. Yanımda tutarak ara ara başvurmak istiyorum…
Okuduktan sonra bitirdim deyip kütüphaneme kaldıramadığım, zaman zaman satırları arasında kendime gelmeye çalıştığım bir kitap.
Zîra hafıza-i beşer nisyan ile mâlüldür.