272 syf.
·3 günde·9/10
1800'lü yılların korkunçlu yaratığı,sefili,canavarı,VİKTOR FRANKEŞTAYN.

Hırs ve merak duygusuyla insancıl duygulara sahip bir varlık yarattı.İyilik bekleyen,her şeye pozitif bakan,dikdörtgen kafalı-filmlerde gördüğümüz kadarıyla-,deve boylu insanların görünce oralara buralara kaçıştığı bir varlıktı.Biz insanlarla yaşamak istedi,insan olmak istedi,konuşmayı öğrendi,yemeğini doğadan topladı,geleceğe düşmüş bir cromagnon gibiydi aynı.Ne oldu,ne buldu?Ne istemişti ki bizlerden?

Yarattığımız,sefil canavar haline biz düştük.Bir bebeğin eline silah verdik,intikam ve nefret duygusuyla bezedik,yeni Frankensteinler yarattık.Frankenstein sandıklarımızı yok etmeye çalıştık.Öldük,öldük,dirildik.

1818 yılında Mary Shelley tarafından 19-20'li yaşlarında yazıldı bu kitap.Okuyunca amatörlük izlerini görmeyecek,içinizdeki buhranı hissedeceksiniz.Kitabı elinize alıp baktığınızda bir sürü önsözle karşılaşacaksınız,zaten bu önsözleri okuyunca kitabı okumuş gibi de olacaksınız.

Hatta filmi de çekildi 1931 yılında,o zamandan beri Frankenstein'i yanlış tanımaya devam ettik,sanılanın aksine Frankenstein,hayata döndürülen yaratık değil,onu yaratan,tanrıcılık oynayan Frankenstein sülalesinin Victor'udur.

Kitap insana,canavara,Victor'a,dünyaya,her şeye yaratık demiş,her şeyi küçümsemiş,insan olarak hiçbir şeyden değerli,özgür olmadığımızı inatla vurgulamış,1800'lü yıllara da atıfta bulunmuş.

Okuduğuma göre o dönemlerde gerçekten ölüler diriltilmeye çalışılmış,çeşitli yöntemlerle de ölüye,diriye zarar vermişlerdir.Yani bu okuduklarımız belki de gerçektir,belki de gerçek olacaktı,kim bilir.

Bir de Prometheus hikayesi de var tabi,kitabın boşa alt başlığı olmamış.

Prometheus bir Yunan Tanrısıdır.Ateş sadece Tanrılarda bulunmaktadır.Prometheus da insanların bu denli sefil kalmasına dayanamaz,ateşi çalıp,yeryüzüne indirir.Zeus bir bakar ki ne görsün,insanlar ateşi bulmuş.Prometheus ateşi vermiş.Zeus da bunu görünce tanrıyı kayaya bağlar sonsuza dek kargalar tarafından ciğerlerinin yenilmesine mahkum eder.

Kitaptaki Prometheus'ta bizizdir,Frankenstein'dir.Yarattıklarımız karşısında yalnız,umutsuz bir yaşama mahkum olmuşuzdur.

200 yıldır,yaşamımızı felsefik yönde anlatan bu kitabı yalnızca yaratığın yönünden değil,bütün karakterlerin yönünden okumanızı öneriyorum.Son bir kısa bilgiyle de sonlandırıyorum incelememi;

Birçok yerinde de karakterlerin Türk'lere atıfta bulunduğunu görebiliyoruz,olumlu yönde de anlatılmış,olumsuz yönde de.Ama Mary Shelley'in gözünde de tembel olduğumuz aşikar.

Keyifle kalın :)