Elbet Bir Gün Devrilir
7/10
·216 syf.··
2024 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2024 11:12
Vladimir Sorokin'den okuduğum ikinci kitap. ''Tipi'' kitabına bayılmıştım. Bunun devamını getirmek ve yazarın da kalemine güvenerek Opriçnik'in Bir Günü'nü okumaya karar verdim. Kitap distopik bir Rusya'da geçiyor. Gerçeküstücülük akımının çok fazla hissedildiği bir kitap. Halkın susturulduğu, işkencelere, tecavüzlere maruz kaldığı, yazarların Moskova Nehrinde boğulduğu, memurların kaynar kazanda haşlandığı, tek ve en önemli şeyin Çar'a olan bağlılığın olduğu bir ülke. Bu baskıcı ve sessiz dönemin yürümesini sağlayanlar ise Opriniçler. Çar'a bağlı olan, onun kurallarını sorgusuz bir şekilde yerine getiren ve söz konusu kendi canlarına kıymak dahi olsa bunu hemen yapan, Çar'ın yüzüne dahi aşk ve hayranlıkla bağlı olan, Çar'a tapan Opriniçler. Kitap yedi kişilik bir Opriniçik grubunu anlatır. Olaylar Komyaga denen, nispeten diğer Opriniç'lere göre üniversite okumuş ve kendini onlardan üst akıl olarak gören bir Opriniç'in gözüyle okuruz. Her şeye çok hızlı müdahale eden, Çar karşıtlarını hemen öldüren, kendilerini için düşünecek bir dakikaları dahi olmayan, bütün ömürlerini Çar'a, ailesine ve büyük Rusya kurma hayaline adayan örgüt. Alt metninde Amerika, Avrupa ve diğer ülkelere göndermeler ve Çin'e karşı her ne kadar dost gibi görünseler de kendi başlarına herşeyi yapabileceklerine inanan ve bunun için her türlü yolu mübah sayan bir alt metin vardır. Opriniçlerin içlerinde sadece cinsellik ve hükmetme duygusunun olduğu, emri yerine getirdikten sonra maddi ve manevi yağma yaptıkları ve istedikleri kadına sahip oldukları bir Çar'ı koruma örgütü. Her ne kadar aradan yüzyıllar geçmiş olsa da yaptıkları yöntemler sanki ilkçağdan kalma ve hayatlarının sürmesi için zorunlu şeylermiş gibi davranırlar. Üstelik yaptıklarını meşrulaştırmak için Cengizhan'ın söylediği sözü kendilerine ilke edinirler bu da ''Şu dünyada en büyük zevk, düşmanları alt etmek, mallarını talan etmek, atlarına binmek ve karılarını süzmek.'' Yani vicdanlarını sorumlu tutmayacak şekilde son verirler işlerine Opriniçler. Kitapta Sorokinin'de hicvettiği gibi kadınlar sadece tecavüz edilmek için vardır ki bu tecavüzü yapan eğer bir soylu (Çar'ın damadı) ise tecavüz'ü yapanın üstü kapatılır ve bunun lafı dahi edilmez. Neden çünkü güçlü Rusya için böyle şeyler önemsizdir, asıl önemli olan güçlü Rusya'nın sürekliliğidir. Her ne kadar roman Çar döneminde geçse de kullanılan teknoloji gayet ileri düzeyde. Örneğin sesli komutlarla çalışan arabalar, radyolar, ışın kılıçları ve istedikleri her şeyi yerine getiren hizmetçiler, masada birden oraya çıkan yemekler... Gerçeküstücülük o kadar ileri boyutlarda olur ki 1.26 metre boy'a sahip olan balıkçıklar küçücük hale gelip Opriniçiklerin damarlarına girip uyuşturucu etkisi yapar. Bu etkilerden sonra sisteme karşı uyanış az olsa da Opriniçikler tekrar efendilerine bağlılık duyup işlerini yapmaya devam ederler. Kısaca Çar (korkunç Ivan) dönemine değinecek olursam: korkunç İvan, tüm Rusya topraklarını 1547 yılından 1584 yılına kadar "tüm Rusya'nın çarı" ünvanıyla yönetmiştir. Kararlı, etkileyici ve acımasız bir kişiliği olan, içinde büyük hırslar barındıran ve intikam duygusu yüksek bir Rus lideridir. Tam bir baskı dönemini yaşatmıştır Rusya'ya. Tatarlar üzerine yaptığı birçok sefer bunun kanıtıdır. Düşmanları arasında korku salan, gözü kara, dengesiz kişiliğe sahip olan korkunç İvan bu yüzden kendine ihanet ettiği gerekçesiyle 1582 yılında oğlunu dahi öldürmüştür. Üstelik kendine ihanet ettikleri gerekçesi ile bazı soylu insanlar öldürmek için Opriçnina denen örgütü de kendisi kurmuştur. Açıkçası kitabı çok zor bitirdim. Kelimeleri öylesine savruk bir şekilde kullanmış ki hani zor bir okuma olmayıp ama kelimelerden dolayı zor bir hale gelen bir metin olmuş. Cinselliği yazarın tam anlamıyla yansıtabildiğini düşünmüyorum. İnsanın tüm cinsel organlarını açık açık yazmış. Bir yeraltı edebiyatı değil ama onun yolunda ilerleyen ama sanki bu kelimelerin ne olduğunun anlamını tam kavrayamayıp gelişi güzel kullanıyormuş gibi hissettiren bir kitap. İçinde distopya olduğu kadar bilim-kurgu da vardı. Daha önce Tipi kitabını okuyup çok beğendiğim için bu kitabı ile devam ettim ama sanki iki kitabı yazan aynı yazar değilmiş de çok farklı konulara değinen iki farklı yazar varmış gibi. Benim için yeterli bir eleştiri değildi. Asıl odaklanması gereken şeylere odaklanmayıp gereksiz detaylarda takılıyor gibi. İşleyiş, iktidar, insanların durumlarını anlatması gerekirken o Opriniçniklerin uyuşturucu ve seks hastalığına tutuluşunda takılı kalmış gibi. Çevirinin güzel bir şekilde aktarıldığını düşünsem de bazı sözcükler aslına sadık kalarak ve karmaşık hale gelmiş durumda. Bir sistem eleştirisinden çok Opriniçiklerin zulmü ve insanların zavallılığı üzerine odaklanmış Vladimir Sorokin.
Edebiyat
Opriçnik’in Bir GünüVladimir Sorokin · Can Yayınları · 202454 okunma
·
144 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.