1902'de bir kızın yetişkinlikle imtihanı
6/10
·72 syf.··
2024 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2024 20:10
Çevirisinden hiç haz etmediğim ve okuma süreci içinde sıklıkla cümle ya da paragrafları geri dönüp okuduğum novellayı Arayışlar'ıyla tanıdığım Lou Andreas-Salomé 'nin hatrı için bitirdim. Kesinlikle daha başka yayınevleri de bu yazara şans vermeli ve bilhassa bu eserini Türkçeye tekrar kazandırmalılar. Dikkat: Aşağıdaki yazı ciddi oranda heveskaçıran içerir. Moskova civarından doğarak birçok irili ufaklı şehre uğrayıp 3531 km gibi oldukça uzun bir mesafeyi katettikten sonra Hazar Denizi'ne dökülen Volga'nın (İdil Irmağı'nın) hayatın ta kendisini sembolleştirdiği bu roman yazarın "çocukluktan yetişkinliğe geçiş" teması için adeta biçilmiş bir kaftan. Yazarın (çeviri nedeniyle pek keyif alamadığım ama özgün hâlinin daha iyi olduğuna emin olduğum) betimlemeleri Volga'nın aynı zamanda içinden geçtiği coğrafyayı, barındırdığı her şeyiyle birlikte bir yandan cennetleştirir, bir yandan da keşfedilecek nice yeni topraklar biçiminde resmeder ki bu da bizim bir başka sembolü fark etmemizi gerekli kılmakta: Yaşam keşfedilip öğrenilmek üzere kadınları da olduğu yerde orada bir yerlerde beklemektedir. Baş kahramanımız Lyubov işte bunu deneyimlemenin tadını varmakta ve daha fazlasını görmek, öğrenmek ve hissetmek için büyük bir heyecan taşımaktadır. Bu duyguların hemen aynısını Arayışlar'daki Adine'de görüyoruz ancak aşağıda göreceğimiz gibi Adine çocukluğu ve hatta genç kızlığı ardında bırakıp yetişkin olmada çok daha başarılı olmuş bi karakter. 16 yaşındaki bu kız çocuğu, babası yaşındaki bir doktorun Çar Saltan adındaki yolcu gemisine binmesiyle "yetişkinliğe geçiş" krizi yaşar. Bu nokta Çar Saltan da bir imtihanı sembolleştirmeye başlar. Çünkü bahsettiğim kriz doktorun gemiye binip gemiden inmesine kadarki süreçte ortaya çıkıp gelişiyor ve Lyubov'un peyderpey tabiata duyduğu merak ve keşfetme arzusunun sönmesine ve yabancısı olduğu "romantik yakınlaşma"nın getirdiği ağırlıkla karakterinin değişime uğramasına sebep oluyor. Lyubov'un akranı olan bir delikanlıyla yakınlaşması doktorun âlimane bir söz etmesine sebep oluyor: "Büyüdüğünüzde dünyadan ve diğer şeylerden payınıza düşenler artmayacak, bilakis azalacak. (...) Günün birinde bir erkek gelecek ve bütün dünyayı karşısına alarak 'Gel! seni dar ve karanlık bir hücreye atacağım, bütün bunların hiçbirini [Volga kıyılarını ve dünyanın geri kalanını] görmeyeceksin artık. [Ve siz kendiniz için] en güzelinin bu olduğuna sizi inandırmalarına izin vereceksiniz." Böyle diyerek Volga ile dünyanın daha çok keşfedilecek yerlere sahip olduğunu öğrenen ve o yerleri görmek isteyen Lyubov'u bu delikanlının gönülçelen yakınlaşmasının peşinden gitmemesini ima ediyor. Bu ikazını önceleri çocukluk edip hiçbir derinliğe sahip olmayan bir aşkın zayıf rüzgârına kapılmaması için sandım ama akabinde meğer pek âlâ onu kıskandığını, Lyubov'u o delikanlıya kaptırmamak için ettiği bencilce ve çirkin bir tepki olduğunu anladım. Hoş, öncelerinde de buna işaret eden kimi söz ve davranışları vardı ama yaş farkının veridiği çirkinlikten ötürü konduramamıştım. Ama 1902'de basılan novellayı kendi tarihsel dönemi ve Rus kültürü dahilinde değerlendirmeye gayret etsem de çok başarılı olamadım. Gel zaman git zaman, adamın gemiden inmeden önceki gece gösterdiği cüreti bir çığlıkla reddeden Lyubov ben de kendi kıyametine mâni olduğu fikrini doğurdu. Ancak sabahleyin, adam gemiden inmeye yakınken yine derinliksiz birtakım ruhsal gitgellerle gönülbağı sayılabilecek bir sözle vedalaştılar ve Lyubov artık neredeyse bir yetişkin olmuştu! Nihayet ben bunu doktorun yaptığı manipülasyonun meyvesi olarak okudum. Lyubov'un mesela bir Adine gibi olup olmadığı hakkında bir işaret veriyor mu vermiyor mu diye son paragrafı birkaç kere okudum... Yazarın yetişkin olmayı aşk ya da hayranlık duygusuyla ilişkilendirdiğini de düşünebilirsiniz. Ancak doktorun kendi emellerine alet ettiği o sözden de anlaşılacağı üzere yazar, bence daha çok, kendi hayatın ile ilgili ciddi bir karar vermenin kişiyi artık yetişkin biri yaptığını söyler gibi görünüyor. Okuma süresince, istemsizce Özel Bir Yaz adlı çizgi romandaki ergen muhabbetiyle bu kitaptaki ergenlik tablosunun birbiriyle ilişkilendirip karşılaştırdım. Zaman gerçekten aynı dünyanın zamanı değil gibi. Her şey değişiyor, değişmek bile... Kurgu, Lyubov'un düşünce ve değişim dünyasını gerçekten çok iyi yansıtmış. Bu anlamda başarılı bir novella. Ancak yazının girişinde de belirttiğim gibi Türkçe çevirisini başarısız bulduğum için imkânınız varsa bu kitaptan ziyade özgün metnini ya da belki İngilizcesini tavsiye ederim. Daha fazla içerik için yazı defterimi ziyâret edebilirsiniz: evcimenkalem.wordpress.com
Edebiyat
VolgaLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,797 okunma
··
869 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Benzetmelerinizden yola çıkarak size bu soruyu yöneltmek istedim. Genç bir kızın yetişkinlikle imtihanı yönünden novellayı okuken hiç Osamu Dazai'nin Öğrenci Kız'ını andırdı mı? Ya da şimdi düşünürseniz anlamsal bağlantısı var mı? Kitabın çevirisini beğenmemiş olmakla beraber değerlendirmenizde yine harikalar yaratıyorsunuz.
Evcimenkalem
Gönderi Sahibi
Açıkçası okuyali epey zaman geçti. Yine de Öğrenci Kız ile Volga arasındaki en büyük benzerlik şüphesiz psikolojik tahlillerin yoğun ve kadından taraf olmasıydı. Ancak Öğrenci Kızı bir günlük etkinlikler silsilesi karşısında bir kızın tavır ve davranışlarını anlatıyordu. Volga'daki gibi bir kız bir yetişkin olma sınavına girmiyordu. Bu yüzden de karakter değişimi gözlemlenmiyor, sadece yer yer toplumsal beklenti ve baskıların karşısında kadının konumu verilmekle yetiniliyordu.