Okuyucuya hayatı sorgulatan, ama gerçekten sorgulatan, çok yönlü anlatım şekli olan kitapları seviyorum. Bu kitap da öyle... Baştan sona kadar aynı akıcılıkta değil, virajlı bir yoldan düzlüğe çıkmışsın, sonra karşına bir çıkmaz yol çıkmış gibi... Eh biraz eğreti bulduğum yerleri vardı hikâyenin, biraz da kitabın basımı aceleye gelmiş hissine kapıldım ama olsun, mükemmellik arayışı ile hikâyenin güzelliğini harcayamam.
Öncelikle homofobik olmadığımı, bu sebeple ana karakter Hayal Ali'nin biseksüel olmasının beni rahatsız etmediğini söylemeliyim. Ben hikâyenin içine girdiğimde ana karakterin yaşadıklarından çok yaşadıklarının ona neler hissettirdiğiyle ilgilendim. Zengin, evli bir adamı kafalamış kenar mahalle güzeli bir anne, tarihî eser kaçakçısı, işinde yaptığı yasa dışı işleri düşünmezsek iyi bir baba... Sami Bey ve Yurdanur'un çocuğu, dedikoducu insanların söylemiyle piçi, Hayal Ali (Hayati)...
70'li yıllarda çocukluğunu yaşayan Hayal Ali'nin Karagöz-Hacivat tutkusu. Hatta öyle ki yıllar içinde zihninde Karagöz'ün oğlu Kara'yı doğuracak. Kara onun oyun arkadaşı olacak!
Para denilen, çoğu kapıyı açan kâğıt parçası için atılan taklalardan sonra göğe yükselip sonra ne yapıp edip kıçının üzerine düşmeyi başaran Yurdanur'a bir alkış benden. Sami Bey'in gözlerinin önüne çektiği siyah perdeyi de yaşlılığına vermeli herhalde.
Kitabın finalinde Hayal Ali'nin daha fazla kadınlardan mı yoksa erkeklerden mi hoşlandığını yaptığı tercihten anlıyor okuyucu.
#hepimiz #aslında #kendigecemizde #kayboluyoruz