Hiçlikten sıfıra yürüyen adam Martin Eden
Puan vermedi·520 syf.··
2024 27. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2024 00:05
Bir elmanın iki yarısını gözlerinizin önüne getirin. Bir yarısını Jack London, diğer yarısını ise Martin Eden olarak düşünebilirsiniz şimdi. Jack London hayatının bir kısmını Martin Eden romanına yansıtarak kendini bizlere tanıtmaktadır. Bu tanışıklılığı Martin Eden ile arkadaş olarak devam ettirebilirsiniz. Hatta bu tanışıklık boyutu kabından taşar ve Martin Eden olarak bile yola devam edebilirsiniz. Ben bu eseri okurken Martin Eden'le tanıştım ve bir sabah yüzümü yıkarken aynaya baktığımda Martin Eden'in kendisini gördüm. Bir noktadan sonra ise Jack London'un yaptığı gibi Martin Eden'le yollarınızı ayırabilirsiniz. Bu yolu ayırmamıza sebep olan nedir? İdeallerimiz yaşam için yetersiz mi kalıyordu? Yaşamı kucakladığımız an kaburgalarmıza dokunan sızıyı hissettiğimizde neler yapmalıyız? Çabalarımızın sonunda güneşi kucakladığımızda duygularımız yolculuğun başlangıcındaki gibi kalır mı? Bu soruların yanıtını eserin içerisinde bulacağınıza hatta birçok soruyu da buraya ekleyeceğinize eminim. İşçi sınıfının fakirliğinde gezinen, argo bir hayat yaşayan, kaba saba bir denizcidir Martin Eden. Bir kızla tanışır, adı Ruth. Kız kendinden çok yüksek gelire sahip burjuvazi ailesine mensup biridir. Martin kıza aşık olur ve aşkı uğruna hiçlikten başlayıp sıfıra ulaşmak için insan üzerinde bir çabayla yaşamaya başlar. Kız ilk başlarda Martin'in duygularına yanıt vermez ama sonrasında ona karşı koyamaz bir hale gelir. Kitaptan bir alıntı ile Ruth'un Martin'e nasıl aşık olduğunu iletiyorum size. ''Zira seni öylesine sevdim ki senin gibi yaşayan nefes alan bir kadının kalbi şöyle dursun, taştan bir yürek bile eriyebilirdi bu aşkın şiddetinden.'' Bu cümleyi okuduğunuzda birçoğunuzun damarlarındaki kanın ılık bir şekilde akacağını tahmin edebiliyorum. Bu cümleden sonra sıkı sıkıya sarıldım kitaba. Kitap yalnızca zengin kız fakir oğlan hikayesini anlatmamaktadır. Bu kitap aslında zengin kız fakir oğlan hikayesinden de öte toplumun kanayan yaralarına ışık tutan, sınıf ayrımını gözler önüne seren, sermayenin işçiyi nasıl ezdiğini, paranın bütün ayıpları nasıl örttüğünü anlatan sosyolojiyi, felsefinin ilkelerinin insan yaşamına etkisini bizlere anlatır. Nietzsche'ye de çokça selam verilir. Spoiler vermeden bu eseri anlatmak inanılmaz zormuş bunu anladım. Söyleyeceklerimde sonra yaklaşırken kitaptaki Brissenden karakterini okuyup hızlıca geçmenizi istemiyorum. Brissenden Martin'in ruhu ve yaşama bağlılığıdır. Brissenden Martin'in sözcükleri ve duygularıdır. Bazı kitaplar popülerleştiğinde ona karşı bir ön yargı oluştururuz. Bunun birçok örneğini çevremizde görmekteyiz. Ben de o insanlardan biriyim, olabildiğince popüler kültürden uzak dururum. Bu kitabı bu kadar geç okumamın sebeplerinden biri de popüler kültürdür. Benim gibi ön yargılı bir şekilde yaklaşmanızı istemiyorum, popüler kültürün suratına tekme vuran cinsten bir kitaptır. Kitaptan bir alıntıyla sözlerime son vermek istiyorum; ''Ben hastayım. Çok hastayım. Ne derece hasta olduğumu şu ana kadar ben de bilmiyordum, bir şeyler eksildi benim içimden. Hayattan hiçbir zaman korkmadım ama hayata doyacağım da aklımdan geçmezdi. Hayat beni öylesine doldurdu ki içimde hiçbir arzuya yer kalmadı.'' Saygılarımla, Emircan Boğucu
Martin EdenJack London · Sis Yayıncılık · 2014135,3bin okunma
·
42 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.