Daha önce yarım bıraktığım bu kitabı, baştan sona okumaya karar vermiştim. İyi ki de böyle bir karar vermişim. En baştan başladım ve yavaş yavaş okudum, çünkü Martin Eden benim için bir roman karakteri olmanın ötesine geçti. Benim için bir dosta, bir dert ortağına, bir yoldaşa dönüştü. En başından beri öleceğini biliyordum ama son sayfayı okuduğumda, bir parçam kopmuş gibi hissettim. Ah be Martin, keşke gitseydin uzaklara, burjuvaziden, Amerika’dan uzaklaşmaya karar vermiştin. Keşke Lizze’yi de alıp çekip gitseydin. Ama Ruth’u reddetmekle çok iyi yaptı. Zaten aksi de beklenmezdi Martin’den. Yemin ederim Ruth’a kitabın en başından beri (kitabı yarım bırakmadan ve spoiler yemeden önce bile) nefret etmişimdir. Hele ki Martin’le son konuşmasında “sigara içmeni bile seviyorum” demesi beni çıldırtmıştı. Hatırlarsanız Martin’e sigarayı bıraktıranda yine Ruth’tu. Ama parası olunca, Martin’i olduğu gibi kabul etmeye karar vermiş, çok sevgili Ruth Morse (!). Neyse, yani demem o ki, Martin Eden’i mutlaka okuyun. Gerçekten muhteşem bir kitap.