Her iki karakterin de Zweig kafa yapısını yansıttığı bir kitap, ve bence dönemin her iki görüşünü de anlamak amacıyla okunmalı. Paula; Zweig'in savaş karşıtlığı, savaşın çılgınlığını ve akıl almazlığını okuyuca verirken, Ferdinand ise her normal insan gibi celp çıkınca "mecburiyetten", otomatik bir makine tarafından orduya gitmenin paradoksluğunu anlatmaktadır. Ordu ve ev Freud terimleri "death drive ve eros" ile incelendiğinde ana karakter eros seçmekte ve hayata sarılmaktadır. Kısa fakat oldukça etkili bir kitap, zamanın zıt fikirlerini karı-koca figürleri üzerinden okuyucuya sunmak oldukça akıllı bir iş.
Hikayedeki köprü oldukça sembolik bir yapıya sahiptir. Ferdinand kendisini köprü gibi görmektedir, ikiye ayrılmış uçları birleşmeyen bir beton yapı. Bir tarafta savaş, umutsuzluk ve gazilik varken diğer tarafta ise özgürlük, ressim, hayatın okyanusu ve sonsuz idealar Ferdinand'ı gittikçe sıkıştırmaya hatta benliğini yitirmesine kadar götürmüştür.
8/10 Stefan ZweigMecburiyet