·164 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Ocak 2018 17:36 Güzel olduğunu bildiğim, az beklentiyle başladığım ve çok ama çok fazla beğendiğim bir roman Kürk Mantolu Madonna. Hemen hemen her yerde karşıma çıkan, herkesin dilinde olan bir kitap olduğundan uzun süre ilgilenmemiştim. Çünkü herkesin dilinde olan yani popüler olan bir kitap bana göre uzak durulması gereken bir kitap çağrışımı yapar hep. Biliyorum bu çok yanlış bir düşünce fakat engel olamadığım sevmediğim huylarım vol bilmem kaçtır bu. Fakat nedendir bilemiyorum bir gün bir his geldi ve bu kitabı al dedim kendi kendime. Hemen satın aldım ve okumaya başladım, elimden bırakamadım resmen. O hissi şu an karşımda görsem öperim! Teşekkür ediyorum his…
Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali’nin en iyi romanı olarak adlandırılan ve bunu fazlasıyla hak eden güzel bir roman. Kitap isimsiz anlatıcının işinden ayrılıp, bir arkadaşı vasıtası ile farklı bir yerde işe başlaması ile başlıyor. Sonrasında ise ana karakterimiz olan Raif Bey ile tanışması ile başlıyor. Sonrasında ise anlatım Raif Bey’in defteri ile devam ediyor. Raif Bey’in yaşamı, Türkiye’den Berlin’e, Berlin’de yaşadıkları ve tabiki Kürk Mantolu Madonna ile tanışmasını anlatıyor. Kitap hakkında çok fazla detay vermek istemiyorum. Aslında bu yazdıklarım bile çok fazla. Kitap okunmazsa olmaz romanlar listesinde ilk onda yer alır.
Kitabın en güzel yanı sizi yormadan akıcı ve elinizden bırakamayacağınız kadar sürükleyici olması. Kitap ile ilgili internette araştırma yaparsanız eleştiri olarak Türk filmi gibi dendiğini duyacaksınız fakat bu tamamen yanlış, hiç alakası yok diyebilirim. Klasikleşmiş standart Türk filmi mantığı ile uzaktan yakından alakası olamayacak kadar farklı, kaliteli ve etkileyici bir roman Kürk Mantolu Madonna.
Kürk Mantolu Madonna’yı okuduktan sonra herkes kendini buluyor. Kimisi Raif karakteri, kimisi ise Kürk Mantolu Madonna (Maria Puder), kimisi Hamdi Bey kimisi anlatıcı ama mutlaka birini görüyor. Bende kendimi gördüm, hemde çok benzettim. Fakat benzettiğim karakter Kürk Mantolu Madonna oldu. Şimdi diyeceksiniz bu nasıl oluyor? Yani nasıl oluyorda kadın karakterde kendini görüyorsun? Bunun için kitabı okumalı ve karakteri tanımalısınız. Eğer kendinizede tanıyorsanız karakter ile bağlantınız benzerlikleriniz var mı yok mu anlayabilirsiniz.
İçimden gelen sözlerin bir çoğunuda bu kitapta buldum. Örneğin;
“Dünyada bana hiçbir şey tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir.”
“Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş. Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, bu dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.”
Kendime sürekli olarak söylediğim bir söz vardır; Ne zaman bırakacaksın hayal kurmayı ve olmayan bir hayatı kafanda yaşatmayı?
“…ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım… Hakiki hayatım benim için can sıkıcı bir rüyadan başka bir şey değildir…”
Sonrasında aşağıdaki sözün, idrak etmiş birinden, hayal dünyamı kuran benden geldiğini duyuyorum her seferinde…
“…Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim.”
Herkese keyifli okumalar dilerim.