İlkokul, ortaokul ve liseye gitmeden Cambridge Üniversitesi’nde de doktora yapıp Harvard'da doktora sonrası programa devam edebilir misiniz?
Selanik’teki kitap kulübünün yeni sezon açılışını içimi parça parça eden bir otobiyografik roman ile yaptık. Açıkçası kitabı ve konusunu daha önce duymama rağmen Mormonluk ile ilgili olduğunu düşündüğüm için elim gitmemişti. Peşinen söyleyeyim hiç de öyle çıkmadı. Tam da kitap kulüpleri bunun için var: Normalde belki de okumayacağınız kitaplara bir şans vermenizi sağlıyor.
Daha önceki kitap tanıtımlarımı takip ettiyseniz Jeannete Winterson’ın “Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın?” kitabının beni ne kadar etkilediğinden bahsetmiştim. Bu kitap sanırım çarpı on. Tara, 7 çocuklu bir ailenin en küçüğü. Aile İdaho’nun kırsalında hurda ayıklama işi ile uğraşıyor. Çocuklarını okula hatta hastaneye dahi göndermiyorlar.
Tüm çocukluğu kendisine örülen kabuğun içinde geçen Tara gerçek hayatın tam da böyle olduğunu ve yaşadıklarından ibaret olduğunu zannediyor. Ergenlik ile kurallar daha da katılaşmaya ve fiziki saldırı da başlıyor. Farklı hayatlarla karşılaşmaya başlayınca yaşadıklarını, doğru kabul ettiklerini, kendi ve ailesinin hayatlarını da sorgulamaya başlıyor. Hatta babası ne derse desin tereddüt etmeden inandığı bir noktadan “Bütün dünya yanlıştı da bir tek Babam mı doğruydu?” ya kadar evriliyor.
J. Winterson’ın sorduğu soruların aynılarını kendimize sordurarak bitiyor kitap: Acaba doğduğumuz aile ve toplumumuzun bize dikte ettiği doğruları, inançları ve değerleri mi yaşamaya zorunluyuz? Hangimiz gerçekten ahlaki, bireysel ve sosyal değerlerimizi araştırarak, sorgulayarak edindik? Tara Westover, ailesini kaybetmek pahasına kendini yaratma ve başarıya ulaşma hikayesini anlatmış.
instagram.com/cityreadersmag