Gönderi

Batı medeniyeti Renaissance'tan beri ilerlemekteydi
Göz­lem ve tecrübe ufukları sonsuzca genişlemişti. Birbiri ardısıra keşifler oluyor, tabiat insanın hükmü altına giriyordu. Batılılar açık denizlerde büyük mahreçler buldular; yeni kıtaların işlenmemiş toprağını işlediler, dünyayı kendi vatanıarı haline getirdiler ve Osmanlı Devleti'nin en kudretli zamanında (Kanuni ve Murad III devirleri) bile batılılar Amerika, Asya ve Afrika'daki sömürgeleriyle, onu iktisatça kısır bir hale koydular. Hint yolunun bulunması, Süveyş Kanalı'nın açılması, Türkiye'nin bütün ti­caret yollarını öldürdü. Sömürgeci Batı kuvvetleri önünde ezilen İslam milletleri ara­sında yalnız Türkler , askeri ve siyasi teşkilatları sayesinde direnen biricik kuvvet oldu­lar .
Sayfa 44 - Ülken Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
·
1.346 Gösterim
1 Yorum
Yahya Saygan
Gönderi Sahibi
Genel olarak felsefi düşünce, Ortaçağ İslam felsefesinin Gazali-İbn Rüşd tartış­masının bıraktığı yerde duruyordu. Halbuki aslında bu tartışma bile hiç bir başarılı çözüm yolu bulamamıştı. İbn Rüşd'ün yarı Aristoculuğu ile Gazall'nin sert imancılı­ğı, hiçbir sentez doğurmamak üzere iki çığırı kendi taassupları içinde kapanmaya mahkum etmişti. Batı'da ise Saint Thomas'nın geniş Aristoculukla imancılığın sente­ zi teşebbüsü bile, 16. yüzyıldan beri aşılmış bulunuyordu. Bruno'nun derin felsefi spe­külasyonu, Galilée ve Descartes'ın matematik akıl yürütmeye dayanan sağlam sezgici­liği, Bacon'ın Ortaçağa meydan okuyan keskin tecrübeciliği, bütün Ortadoğu gibi Türk toplumunun aydınlarınca da tamamen karanlıktı. Halbuki Batı'ya zaferini sağla­yan bunlardı ve bütün Doğu gibi Türkiye'nin de yenilişinin derin sebeplerini burada aramalıydı .s.45
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.