İsmi Joseph’ti. Gençlik yıllarında, önemli bir maçta heyecanla yapmış olduğu bir hata sonucunda hayatı tamamen değişti. Kendisine verilen “Panenka” da “Demir Maske” adını verdiği baş ağrıları da bu dönemde hayatının orta yerine kuruldular ve artık bu ikisinden de hayatının sonuna kadar kurtulamadı.
Panenka, yaşadığı hayal kırıklığı sonrası hayata küser ve emekliye ayrılır. Adeta kabuğuna çekilir. Karısına yabancılaşır, kızından uzaklaşır ve yalnız biri haline gelir. Yıllar sonra kızının onunla iletişime geçmesiyle kızı ve torunu hayatına dahil olur. Aile içi hesaplaşmalar başlar ve geçmişlerini temize çekmeye çalışırlar. Ama acaba bu mümkün müdür?
Futbol odaklı bir roman olarak gözükse de, Panenka aslında küçük bir kasabada sıkışan hayatları, kasaba yaşamının insanlar üzerindeki baskısını ve beklentilerini anlatır. Her bir karakterin zamanı gelince sahneye çıkması, güçlü kişisel analizler ve kısa diyaloglar ile güçlü bir roman ortaya çıkar.
Hayat da bazen futbol gibidir. Süre dolana kadar şans ve umut sizinledir ama süre dolunca bazı şeylerin maalesef telafisi yoktur, zamanı geri alamazsınız, o yüzden geçirdiğimiz her anın kıymetini bilmek de ayrıca çok önemlidir.
Kitaptan bir alıntıyla size sormak istiyorum: “Acaba yaşlandıkça geriye sadece tamir edilemeyen şeyler mi kalıyor?” Ne dersiniz?
instagram.com/cityreadersmag