·168 syf.····Okunma: 27 Aralık 2024 02:00 Yazarın okuduğum ilk kitabı aynı zamanda yazarın ilk kitabı. Belkide ondan dolayı çok çiğ geldi. Bu tarz kitapların bir yaşı var sanırım.Ergenlik bir kitap olsa bu olurdu herhalde. Büyüyünce insan ailesini her şekilde sevmeyi öğreniyor. İnsan büyürken herkesin ailesini kendisinden üstün sanıyor ama büyüdüğünde seni düşünen ve koşulsuz sevenlerin sadece ailen olduğunu anlıyorsun. Bi kaç satırda kendimden bir şeyler buldum. Bunun için bile okumaya değdi. Yazarı kitapta üniversite öğrencisi olarak bıraktık. Bilginin bir insanda kibire dönüşmesi en tiksindiğim şeylerden biri ve tam o yıllarda kaldığımız için merak ediyorum. Acaba bilgeliğe dönüşüp pişti mi, yoksa bilginin altında ezilip, onunla aynı şartlarda büyümeyen onun için çırpınan anne-babasından utanmaya devam edip ordan oraya savruldu mu? Açıkçası şu bocalamayı anlayabilirim. Evdeki hayatla dışarda olan sosyal dünyanın arasında uçurum olduğunu görünce neden bende daha farklı bir aileye doğmadım diye herkes sorgular. Hiç unutmuyorum ilk bölüm dersinde hoca bilgisayar ile ilgili şeyleri anlattıktan sonra eve gidince annenize anlatın demişti bende dinlemez diye düşündüm ve anlattım bir baktım dinliyor ve şaşırıyor sonra coştum tabi atlası çıkardım dünya haritasını gösterdim ‘dünyanın çoğu sularla kaplı desene’ dedi neredeyse her yanımızın sularla kaplı olduğunu benim sayemde fark etti evet benim annemin bilmediği çok şey vardı ama kendi okula gitmese bile beni gönderdi benimle aynı şartlarda büyüse her şey onun için bambaşka olurdu. Her neyse işte ergenken çok acımasız davranıyoruz ama büyüyünce anlıyoruz.