Bir ırkın düşüncesi kendi tarafından kendisi için ortaya çıkmıştır.Eğer başka bir ırk onu benimsiyorsa (ki bu olmaz) ya o düşünceyi aslını bozacak biçimde değiştirip kendine mal edecek veya kendini aslını inkâr edecek ölçüde değiştirip o benimsediği düşüncenin içinde eriyecektir.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Düşünce
·
624 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ve bunu dedikten sonra "Kafirle mücadele etmeyi göze alabilen herkes Türktür" dedi. Ne tutarsız bir adam..
Şeyda
Gönderi Sahibi
Sizinle aynı fikirde değilim.İsmet Özel Türküğü bir "ırk" değil "karakter"olarak ele alıyor.Yıllarca İslam'ı temsil edenler Türk olduğu için dünyada İslam denilince akla ilk Türkler'in gelmesi dolayısıyla bu cümleyi kurmuş.Kendisi Türklüğü şöyle tarif etmiş : Kâfirle çatışmayı göze alan Müslüman’a Türk denir. Bu manada da modern çağda insanların önünde Türk olmak ya da Amerikalı olmak gibi bir ikilem vardır. İnsanlar bu ikisinden birini seçmek zorundadırlar. Artık bilhassa Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra millet meselesi bir çeşitlilikten arınmıştır. Ortada “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar”a karşı duranlarla o medeniyete hizmet edenler arasında bir fark vardır. Zaten kitabında bu cümleden sonra sözlerine şöyle devam ediyor: Müslümanlar geçmiște gerek davranış biçimlerinin müșterekliği, gerek anlayıştaki ortaklık ve gerekse Kur'an dili dolayısıyla aynı ırktan sayılacak ölçüde yakınlaşmışlardı. Günümüzün "modern' Avrupalısı ister Kanada'da ister Yeni Zelanda'da yaşasın aynı ırktan sayılması gerekecek ölçüde yakınlaşmıştır. Bununla birlikte her üçü de Katolik olan Fransa,Polonya, İtalya gibi ülkelerde farklı düșünme biçimleri olduğunu söyleyebiliriz. Aynı farkın her üçü Sünni olan Arap, Hintli, Türk için de geçerli olduğu söylenebilir.Bütün bu yaklașımlar doğrultusunda diyebiliriz ki "düșünce'nin gerçekliğini bütün boyutlarıyla bulabilmesi için o düșüncenin doğduğu yer ve zaman belirleyici rol oynar. İklim, tarih,yaşama biçimi ve dil zaman/mekân içinde erimiș olarak karşımıza çıkar. Yer ve zamanı hesaba katmaksızın düşüncelerin doğru ve yanlışlığını, geçerli veya geçersiz olduğunu tartışmak abestir. Öyleyse düşüncenin zaman ve yer itibatiyle "taşınması", ithali mümkün değildir diyebiliriz. Düşünce ancak yerinde ve zamanında, kendi derin kaynaklarından toprağın yüzüne çıktığında yerli yerine oturabilir, sağlıklı bir işleyiş gösterebilir,onunla bağ kuranları sağlığa kavuşturur ve ancak o zaman anlamlı ve önemlidir. Burdan da anlaşıldığı gibi İsmet Özel tutarsız biri değildir bana göre.Ben kendisini zor şartlarda bile doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen cesur bir Müslüman olarak görüyorum.Size hayırlı günler,keyifli okumalar.