Saramago beklentilerin aksine basit ama harika bir anlatımla insanın içinde derinlere inmeyi başarmış. Roman, okuyucuyu hem fiziksel hem de metaforik bir mağarada geçen bir yolculuğa çıkarır. Saramago'nun kullandığı uzun cümleler, betimlemeler ve diyaloglar, okuyucuyu düşünmeye ve içsel bir yolculuğa çıkarmaya teşvik eder. Yazarın şahsına münhasır olan yazım tekniği; kullanılmayan konuşma çizgileri, kullanılmayan paragraflar, sadce nokta ve virgülün kullanılmasının, kitabın akışında dikkatinizi bir an bile dağıtmadan okumamızı sağlayan bir özellik olduğunu düşünüyorum.
Yazar kitapta günümüzde de düşünülmesi gereken tüketim çılgınlığını bu hikaye üzerinden okuyucuya sunmuş. Tüketimin ve kapitalizmin sembolü olarak Merkezi, üretimin sembolü olarak çömlekçi Algor'u ve ailesini konu almış.
Kentlerde giderek yayılan dev alışveriş merkezlerinin ve yaşam sitelerinin hayatımızda yarattığı değişiklikler üzerine bir roman, Mağara.
Günümüz dünyasının yükselen trendleri olan tüketim ve steril yaşam mekânlarının sembolü bir "Merkez"le, basit, geleneksel ama hakiki duygularla dolu üretken yaşamın sembolü yaşlı bir çömlekçiyi karşı karşıya getirir Saramago, basit bir durumu hayranlık uyandıran felsefi bir alegoriye dönüştürüyor: Sıcak masalsı anlatısı ve sempatik karakterleri, devasa reklam kampanyalarıyla birer harikalar diyarı olarak sunulan yaşam projelerinin insan ruhunun Platon'un mağarasından öteye geçemeyeceğini gösteriyor.
Mağara kitabındaki metafor ve alegorileri daha iyi anlayabilmek için Platon (Eflatun)Devlet kitabındaki özellikle de yedinci bölümün okumanızı öneririm. Zaten bazı kitaplar diğer bir kitabın tamamlayıcısı değil midir?
Alıntı:
"Çünkü tepemizdeki bulutlar ne kadar kara olursa olsun, onların üstündeki gökyüzü hep masmavidir."
Platon (Eflatun)Devlet