Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı kitabı, Mustafa Kutlu'nun İstanbul'daki tarihi mekanları gezerken tarihi bir devlet dairesine girmesi ile başlar. Şeref Efendi ile karşılaşır. Biraz sohbet ettikten sonra Tahir Sami Bey'den bahseder. Mustafa Kutlu, Sami Bey'i merak eder ve onunla görüşüp görüşemeyeceğini sorar. Daha sonra, her zaman Sami Bey'in oturduğu bahçeye giderler. Sami Bey, Mustafa'nın yaptığı işlerden etkilenir ve sohbete başlarlar. Artık Mustafa sık sık oraya gidip gelmeye ve Sami Bey'in hayatını dinlemeye başlar. Tabii Sami Bey'in de çok etkileyici bir hayatı vardır. Mustafa bunu yazmak ister. İlk başta Sami Bey bunu hoş karşılamasa da, hikayeyi inceleyip düzeltmesine izin verildikten sonra kabul eder. Bundan sonra Sami Bey'in hayatını dinlemeye başlıyoruz.
Süleyman Ağa odun kömürcüsüdür. Oğlu Tahir'in bu işi yapmasını istemediği için onu ciltçi Nişan Usta'nın yanına çırak verir. Tahir, ciltçiliği öğrenir ve ustalaşır. Ustası Fransa'daki ailesinin yanına gitmek ister. Dükkanı Tahir'e devreder ve onu terzi Sami'nin kızı Feride ile evlendirir. Nişan Usta, evini onlara verir ve biraz da para bırakıp Fransa'ya gider. Tahir, bu parayla evi onarır ve orada yaşamaya başlarlar. Sekiz yıl sonra Ziya isimli bir oğulları olur. Ziya, annesi ve babası ölmüş olan Saliha ile evlenir. İlk çocukları Nebahat çok kıskanç ve hiperaktif bir çocuktur. Bir gün merdivenlerden düşer, kolunu ve bacağını kırar, sakat kalır. Bundan sonra daha da kıskanç ve şımarık bir çocuk olur. İkinci çocukları Nurhayat ise çok güzel ve romantik bir kızdır. Liseyi bitirince bankacı olup ailesini geçindirmeye başlar. En küçükleri Tahir Sami ise Nebahat'ın kısıtlamalarına maruz kalır. Evden çıkmadığı için hiç arkadaşı olmaz.
Ziya, ölmeye yakın dükkanın anahtarını Sami'ye teslim eder. Ancak Sami ciltçilik mesleğini yapmak istemez. Askere gider ve askerdeyken babası fenalaşıp ölür. İki ay sonra da annesi yataklara düşer. Hamit Bey sayesinde bir devlet dairesinde arşiv memuru olarak göreve başlar. Bir gün sahaf dükkanına giden Tahir Sami, piyasanın eski kağıtçılarından Niğdeli Selman Gümüş ile tanışır. Selman, Başpınar köyündendir. Köyünü ve köylüsünü çok sever. Tahir Sami'nin köy kitapları koleksiyonu olduğunu duyunca ondan bir dergi çıkarması için yardım ister. Tahir Sami için bu kaçırılmaz bir fırsattır ve hemen kabul eder. Uzun bir çalışmanın sonunda derginin ilk sayısını çıkarırlar.
Tahir Sami'nin kitapları artık hiçbir yere sığmamaktadır. Nebahat, "Kitaplarını da al, defol git!" diyerek onu evden kovar. Tahir Sami, kitaplarıyla birlikte evi terk eder. Devlet dairesi kapanacağı için herkes emekli olur. Yalnızca Şeref Efendi kalır ama o orayı terk etmez. Tahir Sami, kitaplarıyla bir kütüphane kurmak istiyordur. Bunun için her yere başvurur. Ancak hiçbir yerden olumlu bir cevap alamaz. Tahir Sami, yalnızca umutla cevap bekler. Bir gün kitaplarının üzerinde uyurken vefat eder. Polis gelir, ailesine haber verir ve devlet dairesinin kapısı bir daha kim bilir ne zaman açılmak üzere kilitlenir.
Kitabı çok beğendim. Mustafa Kutlu'nun adının geçmesi ve sonunun bu şekilde heyecanla bitmesi çok güzeldi. Mustafa Kutlu'nun en beğendiğim kitabı oldu.