·292 syf.····Okunma: 28 Aralık 2024 19:09 Mistisizm" kelimesi, eski Yunancadan gelmektedir. Dilsiz olmak, konumamak, dudakları ve gözleri yummak gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise; insanı ahlaken yüceltme, ruhi saadete erdirme, özündeki hakikati kavratma, görünen dünyanın üstünde ve ötesinde görünmeyenin şuuruna erdirme çabasıdır. Dinlerin deruni ve ruhani yönüdür. Bu bakımdan din fikri nasıl insanlık kadar eski ise mistisizm ve ruhani hayat da o kadar eskidir. Dinsiz bir toplum olmadığı gibi mistik tarafı, ruhani hayatı bulunmayan bir din de mevcut değildir. Bu, İlahi menşeli dinlerde olduğu gibi beşerî dinlerde de vardır. "Mistik tecrübe" denilen ruhi duyuş ve deruni anlayışın mahiyeti, bütün dinlerde ve felsefi sistemlerde benzerlikler arz etmektedir. Mistisizm farklı toplumlarda hep farklı isimlerle var olagelmiştir. Filozoflar, buna hikmet/sophia derken Hristiyanlıkta bu, ruhbanlık olarak açığa çıkmış; Yahudilikte kabala, İslam'a müntesip olanlar arasında da Tasavvuf olarak belirmiştir.
Kitabı okuduktan sonra kaynakları ile tasavvufun müminler için nasıl bir müşrik ilmihali olduğunu, ne gibi sapkın inançlar barındırdığını, Mekkeli müşriklerden beter hâle gelmiş Allah'ı (swt) kendisine ortak kabul etmeyen yüceltilmiş kutupları, gavsları ve erotik menkıbelerini müşahede edeceksiniz.
Bir müminin sinirlenerek okuyacağı bir kitap olacaktır. Çünkü; tasavvufçuların Allah ile olan cinsi münasebetinden (hâşâ), çıplak hutbelerinden, Oğlancılıklarından nakiller var.
Bu kitabı okuyan bir sûfi artık kendisini tasavvufa nispet edemez diye düşünüyorum.
Ediyor ise dini kendisine mübarek olsun.
Okuyacak sûfilere Allah (swt) okuduklarını anlama ve idrak edebilmeyi nasip etsin.