KIŞ BAHÇESİ-kitap yorumu
10/10
·512 syf.··
2024 60. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2024 14:52
Kristin Hannah 'dan okuduğum ilk eser oluyor kendisi. Uzun zamandır çok sevilen bir yazar olmasına rağmen yeni nesil eserlere ön yargılı olmamdan kaynaklı yanaşmadığım bir yazardı ancak artık merakıma yenik düştüm ve yazarla tanışmak istedim. Aldığım en iyi karar olabilir sanırım. O kadar güzel bir kitaptı ki... Yazarın tüm eserlerinin siparişini verdim okuduktan sonra. Çok geç kamıştım Hannah ile tanışmaya.. Konusundan kısaca bahsedersem; Meredith ve Nina anne sevgisi görmemiş, yıllarca annelerinin soğuk davranışlarına maruz kalmış ama ona rağmen çok sıcakkanlı olan ve her daim kızlarıyla anneleri arasındaki köprü olan bir babaya sahip iki zıt karakterde kız kardeştir. Meredith planlı, programlı ve sorumluluk sahibi, ayakları yere sağlam basan, babasının elma şirketinde çalışan , iki kız çocuğuna sahip evli bir kadındır. Nina ise tamamen macera tutkunu, hayalperest, anlık yaşayan ve sürekli tehlikeli yerlere seyahat eden bir fotoğrafçıdır. Babalarının beklenmedik ölümüyle birlikte bu iki kardeşin hayatı tamamen değişir çünkü babalarının vasiyeti üzerine onlara yıllarca soğuk davranan annelerini tanımak zorunda kalırlar. Annelerinin kızlarla olan tek sohbeti küçüklüklerinden beri anlattığı Vera e Sasha adındaki iki karakteri barındıran masaldır. Babaları annelerinin hayatın öğrenmelerini, neden böyle soğuk ve mesafeli olduğunu anlamaları için bu masalı dinlemelerini vasiyet eder. İki kız kardeş babalarının ölümüyle aklı karışmaya başlayan annelerinden masalı dinleyen kızlar hiç beklemedikleri şekilde annelerinin gizemli geçmişiyle , aile sırlarıyla karşı karşıya kalırlar. Yazarın diliyle başlamak istiyorum. Klasik kitapları çok seven biri olarak başta her yeni nesil kitapta yaşadığım çok yavaş buldum ama daha sonrasına alıştım ve çok sevdim. Hiç sıkmayan, betimlemelerle dolu olmayan, okurken yormayan bir dili vardı yazarın. Merak uyandırıcı ve akıcıydı. Bir noktadan sonra sayfaları nasıl çevirdim farketmedim. En sevdiğim his bir eser okurken sayfa sayısına bakmadan, kendimi sayfalarda kaybederek okumaktır. Bu eserde yazarın dili, eserin konusu bana bunu yaşattı. Kendimi kitabın içinde buldum adeta. Karakterler yanımda gibi hissettim. konusu çok ama çok güzeldi. Hiç böyle bir konuya evrileceğini beklemiyordum. Benim için kitap 2 kısımdan oluşuyor. İki kısım da bambaşka duygular uyandırdı bende. Şoka girdim iki kısım arasındaki olay farklarına diyebilirim. 1. kısım karakterleri analiz etmemizi sağlayan çocukluk döneminin ufak bir kısmını gösteren ve şuan neler yaşadıklarını anlatan babalarının/kocasının ölümüyle sarsılan üç kadının aktarıldığı kısımdı. Buralarda Meredith karakteriyle aramda bir bağ kurdum. Kendime çok benzettiğim yönleri vardı ve babalarının ölümü beni çok duygulandırdı. İnanılmaz içime işledi çünkü yazar çok etkileyici aktarmıştı. O kaybı, kardeşlerin kaybe olan tepkileri, annelerinin yalnız kalışı ve her şeye rağmen soğuk karakerlini sürdürüp mesafeli yaklaşımı... Çok etkileyiciydi. Meredith'in özellikle tüm yükü üstlenip uykusuz, kabus gibi günler geçirmesi ,sürekli çalışması, annesine ve ailesine koşturması, kocasıyla olan problemler, kızlarının büyüyüp uzaklaşması beni çok etkiledi. Çok gerçekti. Kendimi onun yerine koydum ve sorumsuz kardeş Nina'ya biraz sinirlensem de sonrasında olan olaylar bu sinirimi unutturdu. Anneye de bu kısımda oldukça kızıyordum çünkü bir annenin nasıl bu kadar mesafeli olabileceğini aklım almıyordu. Çocuklarını gerçekten sevmemiş olması kanımı donduruyordu. Tabii ki gerçekleri bilmediğim için bu şekilde düşünüyordum. Bu kısımda tüm karakterler çok güzel aktarıldı. 2. kısım ise annelerinin masallarını anlatmaya başlaması ve annelerinin hayat hikayesinin sır perdesi gibi aralanmasını anlatıyordu. Bambaşka bir dünyaya gittim okurken bu kısmı diyebilirim. Kızların o zamanki hayatlarından çıkıp anlatılan masalın zamanına, rusya'ya, savaşa gittim resmen. Her okuduğum satırda kitap bambaşka tarihi savaş , hayatta kalma, aşk romanına dönüştü. Şoklar içinde okudum her sayfayı ve annelerinin anlattıklarını. Masalın geçekten masal olmadığını iki kardeşle birlikte anladığımda da annelerinin bu masalda kim olduğunu merak ettim tüm kitap boyu. Merak uyandırıcı, dram dolu bir kısımdı. Çoğu yerde kanı dondu yazılanlara. Yazar öyle bir aktarmıştı ki o savaşı, kıtlığı, acıyı... çok ağladım okurken. Birinci kısımda o kadar dikkat ederek okumamıştım anlatılan masala. Bu nedenle Vera ve Sasha'nın aşkları kopuk ilerledi bu kısımda bende çünkü çok hatırlamadım ama ona rağmen beni o kadar etkiledi ki... Keşke en başta da dikkat ederek okusaydım ve Sasha vera'nın tanışmalarına daha çok odaklansaydım. Daha bile etkilenir ağlamaktan ölürdüm galiba. Böyle bir masala evrileceğini tahmin etmemiştim. Bence yaşananlar sasha-vera aşkı değil de savaştı. Beni en çok etkileyen o savaş sırasında bu ikilinin aşkından ziyade Vera'nın hayatta kalma mücadelesi, çocuklarını yaşatma çabası, savaşın yıkımı ve kan donduran gerçekleriydi. Çoğu sayfada inanamadığım ve ağladığım şeyler anlatılmıştı. Rus-Alma savaşını çok bilmeyen biri olarak Stalin baskısından Rusların neler yaşadıklarını anlatmamasından tut, yaşanan şeyler beni şoka soktu. O zamanlar hakkında bir bilgim yoktu ve cidden çok duygulandım. Bu nasıl bir acı, dram... Resmen Rusya'ya gittim ve savaşı yaşadım her satırda. Açlıktan ölenler, donanlar.. Sanırım eleştirebileceğim nokta Vera'nın Sasha ile olan aşkından çok bahsedilmemiş gibi hissetmemdi savaş sırasında. Sasha arada bir beliriyor ve Vera'ya güç veriyordu ama o savaştayken görevi ne yada savaş öncesi aşkları daha tutkulu anlatılabilirdi. Bu konuda etkileyiciliği az kaldı bence diğer savaş olaylarının yanında. Yani kitapta savaş aşkından ziyade dediğim gibi bir kadının savaşta yalnız hayatta kalma çabası ön planda gibiydi. Sasha- vera aşkı beni çok etkileyemedi ve içine alamadı. Yine de kötü değildi ama ,zaten bu kadar ağladığım bir kitabın kötü olma ihtimali sıfır. Evet o son... Çok ağladım. Beni çok etkiledi. ağlamam sanıyordum ama ağlattı. En son bu şekilde uçurtma avcısı eserinde ağlamıştım. Onun kadar (sayfaları gözyaşından göremiyordum o kitabın sonunda) olmasa da etkilenme derecem istemsiz yaşlar döküldü. Çok etkilenmedi diye düşünmeme rağmen ağlamam da şaşırttı beni. Garip bir büyüsü var eserin , yazarın bence. Bu üç kadının birbirlerine sımsıkı tutunuşu, geçmişi geride bırakmaları, acılarına sarılışları, gelecek için hayatlarında bazı kararlar alıp değişmeleri (özellikle Meredith'in aldığı kararlar beni çok mutlu etti. Çok sevdim bu karakteri), annelerinin buz karakterinin gerçeklerin ortaya çıkışıyla eriyişi ve o beklenmedik son.. Çok çok etkiledi beni. Tek bir şey söylemek istiyorum. OKUYUN! Şiddetle tavsiyemdir. Özellikle bu tarz tatlı dille ama acıklı, akıcı, tarih barındıran, sürükleyip giden, içinize işleyen kitaplar seviyorsanız bir saniye bile kaybetmeden alın okuyun! Yazarın diğer eserlerini de okuyacağım, merak ediyorum.
İnceleme
Kış BahçesiKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 20166bin okunma
·
138 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.