Kitap "Bir Acı Hikâye" adıyla karşılasa da bizleri aslında "Birçok Acı Hikâyenin Bir Tanesi" ifadesiyle daha doğru bir başlığa kavuşuyor. Servet-i Fünun'dan kalemini en sevdiğim yazar Halid Ziya Uşaklıgil'in kıymetli evlatlarından birinin hazin sonlu bir biyografisini okuyoruz kitapta. Kitabı ben pek etkileyici buldum, bunun kendimce sebeplerini dilim döndüğünce ifade etmeye çalışacağım: Kitapta beni en etkileyen ilk kısım, Halid Ziya Bey'in eğitime verdiği önemdi. Savaşın soğuk yüzünün ısınmadan yenisinin eklendiği zahmetli savaş yıllarında eğitim hayatı olan evlatlarını bu makul sebebe tutunmayarak ve her türlü imkânını zorlayarak şimdi bile lüks gördüğümüz şartlarda eğitimleriyle maddi ve manevi olarak ilgilenir. İlmî ve estetik bütün donanımlarını ayrı ayrı düşünerek evlatlarını kendi düşünce yapısınca, gereğince yetiştirir. Bu öyle bir eğitimdir ki çocuklar daha eğitimlerini tamamlamadan lise seviyesine kolaylıkla çıkabilen ve üç dile hâkim bir şekilde yetiştirilir. Musikî ilgisi de cabası. Piyano ile münasebetleri de küçük yaşlarda başlar. Eğitimdeki bu samimi gayret, beni okurken her sayfada eksilmeden etkilemeye devam etti. Sonrasında oğullarının, babalarının bu gayretine saygı ve minnetle karşılık vermesi de çok güzeldi. Devamında Vedad'ın başına gelen, en başta çok göze batmayan ama sonrasında ciddî bir şekilde onun dünyalık imtihanının bu hazin sonunu hazırlayan sebepler olduğunu insan düşünmeden edemiyor. Konuyla muhteva olarak bir yerde ortak olan Gassal dizisini de aynı gün içerisinde bitirmiş olmanın verdiği yoğun sorgulama ve hüzün ile kitabın bir kısmını "İçim Yanar Yanar" müziğinin zihnimdeki sonsuz tekrarı eşliğinde okudum. Birbirlerini tamamlayan içerikler olduğunu düşünüyorum. Vedad için söylenen sözler, onu tanıyan ve bilen insanların ona dair anlattığı hem insanî hem meslekî takdirleri sadece bir babayı veya aileyi değil üzerinden bilmem kaç yıl geçmesine rağmen bugün hâlâ benim de kalbimi acıtmaya yetti. Dünya hassas kalpler için bir Cehennem'dir, Vedad!
Kitapla ilgili dikkatimi çeken bir başka güzel detay da bana göre şuydu: Halid Ziya ile Vedad arasında bir konuşma geçiyor evlilik bahsi üzerine. Kardeşi Bülend, Leyla adlı bir kızla nişanlanıyor hatta ikisini yakıştırıp da bir araya getiren de Vedad. Babası da hâliyle kendisinin ne zaman mürüvvetini göreceğini sorunca birazdan yazacağım cümlelere benzer şeyler söylüyor: "Babacığım, üzerimde bir kara talih/uğursuzluk var. Bunu ben zaman ilerledikçe fark ediyorum ve biliyorum ki sen de bunu görüyorsun. Çocukları çok seviyorum ben de istiyorum ki bir aile kurayım. Eşim ve çocuklarım olsun ancak ya bu bana dert olan kara talih benden de onlara sirayet ederse? Benim bunu yenmem gerekir. Bundan emin olmadan ben bu izdivaç meselesini gündemime alamam." Cümleler direkt aynısı olmasa da bu manaya gelen fedakârlığı ve hassasiyeti içeriyordu. Ne güzel bir bekleyiş ve düşünce!
Kitabın içeriğine dair çok belirli şeyler yazmak istemesem de son olarak şu birkaç şeyi eklemek isterim: Aile bağlarının her yaşta ve olayda aynı samimiyetle kendisini göstermesi, çocukları istedikleri kadar büyümüş olsun sanki minicik bir evlat gibi ilgilenip her türlü ihtiyaçlarıyla bizzat ilgilenmeleri çok hoştu. Annelerin acıları ve duygularının tarifi imkânsızdır. Bu kitap, bir babanın gözünden evlat acısının bir yansıması olsa da bir anne kalbini okuyormuşçasına dokunaklı ve içten yazılmış. Halid Ziya Bey ve eşi Emine Hanım, Vedad ile birlikte 4 evladını toprağa gömerek en tarifsiz acıların başında gelen bu acıyı ömürlerinde birçok kez tecrübe etmişlerdir. Kitabın başında bu olaya direkt atıf ve kitabın yazılma sebebi verildiği için kitaba dair bir "spoiler" vermiş sayılmam bence. :))
Kitabın dili, edebî kaygıdan uzak ve içerik sadeleştirilmeden verilmiş olsa da belli başlı kelimelere sözlükten bakıldıktan sonra çok zor okunmuyor. Kitabın sonunda da mini bir sözlük bulunuyor bu ihtiyaç için. Mesele edebî zevk olmasa da Halid Ziya Bey'in kalemi, her türlü okuma zevki veriyor. Uzun zamandır inceleme yazdıracak kadar duygu ve fikir yoğunluğu hissettiren bir kitap okumamıştım. Okumanızı samimiyetle tavsiye ederim, şiddetle işimiz yok! :))
Bir Acı HikayeHalid Ziya Uşaklıgil