MİZAH MI LAZIM PROPAGANDA MI?
Puan vermedi·72 syf.·
2024 28. kitabı
Zaman ayırırsanız memnun olurum. Hem hafıza tazelersiniz. * Güldürü mevzusunun medyadaki en önemli unsurlarını karikatürler oluşturuyor. Yazılı medyanın, dijitale neredeyse boyun eğdiği şu dönemde gazete ve dergilerin tirajı düşmüş olsa bile karikatür dergileri için, özellikle kitleye ulaşma açısından işin rengi pek de böyle değil. Karikatürün gerek ebat ve gerekse doğası gereği görsel oluşuyla dijitale son derece uygun olması bunda başat neden olarak görülebilir. Sebeplere, okunmasının zaman almaması ve hatta kimi zaman okunmaya gerek dahi olmaması da eklenebilir. Yine karikatürlerin, internette “caps” denen kısa ve akılda kalıcı görsel ürünlerle benzer kimlikte oluşu ona artı yazan bir başka etmen olarak dikkat çekiyor. Bu dalın ülkemizde yoğun biçimde kullanılmaya başlaması 2. Abdülhamid zamanına denk düşüyor. Pek çok şey gibi bunda da Fransız ve Amerikan rüzgarından etkileniliyor. Ve yine pek çok şey gibi “halkın yanında” mottosuyla sunulmasına karşın “halka rağmen” icra ediliyor. Peki nasıl başlıyor? İleriki zamanlarda aynı şekilde devam etmek suretiyle Sultan 2. Abdülhamid eli kanlı, bağnaz, cahil, zalim, cani katil biri olarak resmediliyor. Bu batı medyasında da o zamanın Türkiye medyasında da bu şekilde. Çünkü batı, yani efendiler öyle diyor. imgur.com/a/Alac1kd Aradan geçen asırlık zamanın akabinde tarihini halen batı gölgesinde okuyan ülke medyasında pek değişen bir şey yok. Başta 2. Abdülhamid ve Yavuz Sultan Selim olmak üzere hemen tüm Osmanlı padişahları yukarıdaki sıfatlarla anılır vaziyette. Elbette bu, Osmanlı’nın temsil ettiği değerlerle örtüşmeyen zihniyetin sonucundan kaynaklanıyor. Sertaç Timur, tanımlarından biri “daima muhalif” olan sanatçıların, bu raporda karikatüristlerin, ikircikli durumlarına dikkat çekiyor. Nitekim İttihat ve Terakki devrinde eleştiri ve hiciv okları iktidara değil, yine 2. Abdülhamid’e yöneliyor. Benzer durum cumhuriyetin ilanından sonra da devam ediyor. Atatürk’ün irtihalinden sonra İnönü devrinde eleştiriler başlıyor ama dozu yüksek olmuyor. Bu takriben 20 yılı aşkın devam eden süreçte, başta harf inkılabı olmak üzere yapılan inkılapların hepsi yüceltiliyor. Yazarın, “mizah yayıncılığının en çorak dönemi” olarak belirttiği bu dönemde rejimin her hareketi “ululanıyor” ve bu dönemde hiciv yerini erotizm ve eğlenceye bırakıyor. Cemil Cem gibi vergileri eleştiren karikatüristler, yani rejimin her hareketini “ululamayanlarsa” yargılanıyor ve dergileri kapatılıyor. imgur.com/a/W060fJp Bu çorak dönem halkın oylarıyla hükümete gelen Menderes dönemiyle sona eriyor ve hiciv (alay ve aşağılama olarak da okunabilir) tekrar başlıyor. Başbakan ve bakanlar hayvan suretiyle çiziliyor, Menderes 2. Abdülhamid’e benzer şekilde despot, baskıcı ve hırsız olarak resmediliyor; ta ki Turhan Selçuk’un Milliyet’teki çiziminde yer alan ve “Artık rahatça uyuyabilirim” sözlerini söyleyen Atatürk karikatürüne sebep olacak 27 Mayıs darbesine dek. Mizah dergileri için bundan sonra yine bir çorak dönem yaşanıyor. imgur.com/a/okwvVJG Bu noktadan sonra raporun ana konusuna gelen yazar, Penguen, Uykusuz, Leman ve Gırgır gibi çok satan dergiler başta olmak üzere mizah basınının AKP’nin iktidara geldiği Kasım 2002’den bu yana yaşanan kritik addedilebilecek olayları dergi ana sayfasına (kapak) nasıl taşıdıkları üzerine eğiliyor. Dergi kapaklarında işlenen konuların haberleri tarafsız olması açısından muhalif gazete (Radikal, Hürriyet, Cumhuriyet vb) ve tv sitelerinden (Oda Tv, Diken vb) alınıyor. Cevabı aranan sorulardan kimisi şöyle; • AKP hükümeti süresince mizah dergilerinin tutumu ilkeli mi yoksa ideolojik mi? • Terör eylemlerine ve destekçilerine bakışı nasıl? • Asker, polis ve diğer güvenlik ve istihbarat güçleri nasıl işleniyor? • Tayyip’siz bir mizah mümkün mü? • Ülke insanının manevi değerleri nasıl çiziliyor? • Irkçılığa karşı nasıl bir tutumda bulunuluyor? • Mizahın sınırı var mıdır? • Sansür, basın özgürlüğünün zıttı mıdır? Öncelikle şu gerçeğin altını çizelim; Oğuz Aral tarafından kurulan esas Gırgır dergisinden ayrılan çizerler (ve yazarlar) önce Limon akabinde Leman çatısı altında birleşiyor. Leman’dan ayrılan Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu, Metin Üstündağ gibi çizerler 2002’de Penguen dergisini kuruyor. Penguen’den ayrılan Umut Sarıkaya, Yiğit Özgür gibi çizerlerse 2007 senesinde Uykusuz’u kuruyor. Gerçek çok basit; tüm çizer ve yazar tayfası aynı membadan geliyor. Yani dergi çeşidi artsa da içerik çok farklılaş(a)mıyor. Bu içerik sabiteliğinden sıkılmış yahut “Tayyip’in şahsına dayanan mizah”tan bunalmış olacak ki Penguen’den ayrılan Alpay Erdem “Tayyip’siz Mizah Dergisi” sloganıyla Cici adlı dergiyi hayata geçiyor. Fakat dergi iki sayı sonra kapanıp yayın hayatına erkenden veda ediyor. Yani para eden durum, Tayyip düşmanlığıdır. imgur.com/a/wbCfevm Peki sadece Tayyip’in (bu tabir her ne kadar isim olsa da lakap olarak kullanılıyor olup ilk defa 22 Nisan 1998 tarihli Hürriyet gazetesinin “muhtar bile olamaz” ibaresinin de bulunduğu manşetinde yer alıyor “Tayyip’e Şok Ceza”) şahsına mı bu net ve tek tutum? Giriş kısmında da yazıldığı üzere, hayır. Belki şahsıyla beraber ama ondan da önce geldiği yeredir, hatırlattığı simgeleredir bu tutum. Tıpkı 2. Abdülhamid ve Adnan Menderes’e olduğu gibi. Bu isimler birebir örtüşmese dahi hatırlattıkları günler, yaptıkları icraatlar, öncesiyle/sonrasıyla yerine geldikleri kimselerden mütevellit benzeri hicve, alaya, aşağılamaya maruz kalmışlardır. Hatta bir adım daha ileri gidilmiş; onların destekçileri de bu aşağılamalar ve alaylardan nasibini almıştır. Kronolojik ilerlemeksizin konu başlıkları şeklinde irdelenen rapordan belli başlı kesitleri buraya iliştiriyorum. TERÖR Hemen her gün şehit haberlerinin verildiği, televizyondaki akşam haberlerinde “şehit sayacı”nın yer aldığı dönemlerden geçeli çok zaman olmadı. Bu ülke insanın bu ülke topraklarına güven içinde gidip gezdiği, “doğu böyle güzel miymiş” dediği dönem de haliyle çok taze. İşte o uzak olmayan dönemlerde mizah dergileri başbakanın 400 vekil söylemini konuyla ilgili/ilgisiz her yerde kullanmaya başlıyor ve gerçekleşen terör olaylarının sebebi olarak resmediyor. Cizre, Sur, Lice, Nusaybin’de gerçekleştirilen operasyonlarda şehit olan asker ve polislerin sorumlusu o bölgede kan emicilik yapan teröristler değil başbakan olmuştur. Burada özellikle Leman dergisinin çizimleri oldukça sert ve yanlı olduğunu söylemek subjektif bir yorum olmaz. Dönemin BDP Eş Başkanı “Dağdakiler dergi istiyor, kitap istiyorlar. En çok da Leman dergisi istiyorlar” demecinde bulunması buna basit bir sebep olarak gösterilebilir. imgur.com/a/HyNu2dv Suruç’taki intihar saldırıları, Ceylanpınar’da uykularında şehit edilen polisler, Ankara’da askeri araca bomba yüklü araçla saldırılması gibi onlarca olay akabinde dergiler kapaklarında hiçbir şekilde PKK ve onun uzantısı TAK’ın adını anmamış olup suçu daima dönemin başbakanına çevirmiştir. PROJELER VE ATILIMLAR Üçüncü havalimanı, üçüncü boğaz köprüsü, Marmaray, ilk yerli keşif uydusu projeleri ve imf borçlarının kapanması gibi ülke gelişimi açısından önemli olan adımlar daima küçük görülmüş ve tarihteki figürlerle anılıp kapsam genişletilmiştir. Projelerin hemen hepsi gereksiz görülmüş, masraflı damgası vurulmuş ve bunları yapanları da rantçı, hırsız yaftası yapıştırılmıştır. imgur.com/a/oMP6l9s Müsaadenizle burada bir anımı anlatayım. - İlk yerli keşif uydusu olan Göktürk-2 için düzenlenen tören ODTÜ’de gerçekleştirilmişti. Ben de öğrenci olarak oradaydım. Sınavlar akşam saatinde yapılır bizim üniversite. Zaten derslerden duman atmış kafa, üzerine ağır bir vize geçirince devre yakmış gibi olurdum. Eve gitmek üzere kampüste yürürken bir gencin kar maskesini yüzüne geçirip ağaçların arasına daldığını gördüm. Ne olduğunu anlamadan yan yatmış çöp konteynırları gözüme çarptı. Tedirgin olmaya başlamışken ileride yükselen alevlerle karşılaştım. Girişteki bariyeri ve güvenlik kulübesi atılan molotoflar sebebiyle yanıyordu. Tüm bunların sebebiyse başbakan Tayyip’in uydu törenine katılmasıymış. “Bilim yuvası”nda bilim adına yapılan bir adıma karşı bu hareket ne derece bilime yaraşır? Tartışmaya mahal yok; cevap hiç. - Kürt açılım adına yapılan “Akil İnsanlar” projesi ve ona dahil olanlar da yine “hükümet yanlısı” olmakla itham edilmiş ve aşağılanmıştır. Halbuki iktidara karşı duruşuyla bilinen Leman Sam, Kadir İnanır, Murat Belge, Baskın Oran gibi isimler de bu yapının içerisindeydi. ÖTEKİLEŞTİRME 6-7 Ekim olayları; kurban eti dağıtırken PKK’lı militanların canice öldürdüğü Yasin Börü, Ahmet Dadak, Hasan Gökguz, Riyat Güneş; savcı Mehmet Selim Kiraz’ın şehit edilmesi; bu olay akabinde milletvekili Levent Tüzel’in olayın failleri için “iki gencin devlet tarafından infazı” tweeti gibi olaylarda sessizliğini koruyan dergiler ülke insanının önemli bir kısmını ötekileştirmekte hiçbir beis görmemiştir. Finklestein’ın “mizahtan öte sadizmdir” dediği Charlie Hebdo için yine bu üç derginin (Leman, Penguen, Uykusuz) ortak kapakla çıkması kimi ve neyi ötekileştirme amacında olduğunu göstermesi bakımından bir örnektir. imgur.com/a/JwK8Rzb * Rapor, sanat, dış politika, yolsuzluk ve skandal, anti-demokrasi başlıklarını da içeriyor ve bu konularda dergilerin ikircikli durumunu gözler önüne seriyor. Örnekler ne bu incelemeye ne de raporun bizzat kendisine sığmayacak kadar fazla. Son olarak gelinen noktada, yazarın da belirttiği üzere Tayyip’siz bir mizah pek mümkün görünmüyor ve resmedilen Tayyip ağzı bozuk, konuşurken ağzından salya akan, sanattan anlamaz, faşist, diktatör, hırsız, sapık, kaba, intikamsever, aklı kıt, fırsatçı biridir. Bu sıfatlar sadece kendisinde değil, onu tümüyle olmasa bile bir icraatını destekleyen herhangi birinde de bulunur. Diğer açıdan bakılınca, ona karşı olan ülke evladını öldüren terörist veya milleti bölen fitneci olsa bile ondan gerek sanat, gerek bilim, gerek fikir, gerek özgürlük noktasında öndedir. Nitekim 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında FETÖ için (Uykusuz hariç) herhangi bir imada dahi bulunulmamış. Bundan önce gerçekleşen dershane kapatma ve devamındaki 17-25 Aralık 2013 süreçlerinde Leman dergisinde FETÖ elebaşı bile masum gösterilmiştir. imgur.com/a/K8ZrNUm Burada isim Tayyip olur Ahmet olur Ayşe olur; bunların hiçbir ehemmiyeti yok. Mühim olan “halkın yanında” olduğu söylenen karikatür dünyasının (diğer sanat ve fikir dallarında olduğu gibi) ayrımcı ve ötekileştirici tutumudur. Halk için sanat değil, halka rağmen sanatın uygulanmasıdır. Buna artık ne kadar sanat denir, bilinmez. Velhasıl, Sertaç Timur’un bu kısa ama öz ve bir arşiv niteliğinde olan bu kıymetli raporunun yoğun bir çabanın ürünü olduğu aşikar. Herkesin okumasını tavsiye ederim. Şunu da unutmamalı; karikatürler her ne kadar algıya yön verse de kültür ve tarihi gerçekler çizgilerden ötedir. Raporu aşağıdaki linkten ücretsiz şekilde okuyabilirsiniz; setav.org/assets/uploads/... Selamla,
Türkiye’de Mizah DergileriSertaç Timur Demir · Seta · 20163 okunma
··2 alıntı·
3.628 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kaleminize sağlık hocam ✨ Bu incelemeden ne bir söz eksiltilir ne de incelemeye bir söz eklenir. EyvAllah.. Kaleminize, emeğinize ve de gönlünüze sağlık. Kaleminiz daim olsun İnşAllah..✨
erhan
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim, sağ olun.
Bir solukta okudum. Ama böyle okumamam gerekiyor, daha iyi anlamalıyım diye, dönüp bir daha okudum. İncelemeyi mi tebrik etmek gerekiyor, yoksa böylesine, kıyı köşe bilgisi gibi gözüken ama oldukça siyasi ve sosyal hayatımızın içinde olan bir mevzûyu irdeleyen eseri mi tebrik etmek gerekiyor, ona da karar veremedim. Uzun zamandır okuduğum en muazzam analiz. Burası net. Bunun için tebrik ediyorum. Mevzû için ise yıllarca misvak, cafcaf gibi bizim mahallenin dergilerini takip eden biri olarak şunu söyleyebilirim ki, kitabın derdi çok kaliteli. Bu meselenin modası geçmez. Kesinlikle okunması gereken bir eser. Kitabı ahâliye tanıttığınız için de, teşekkür ederim. ✨
erhan
Gönderi Sahibi
Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Alıntılayıp ayrıca yaymanıza da memnun oldum. Zira bizde pek görülen işler değil paylaşım yapmak. İyi bir iş sonunda en fazla aferin denilip geçiliyor genel olarak. Bunun adı şu an "beğeni butonu". O "karşı taraf" biraz da bu paylaşım konusunda çok dirayetli olduğundan baskın görünüyor. Tekrar teşekkürler.
erhan
Gönderi Sahibi
Yazdıklarım site sakinlerine yararlı mı oluyor külfet mi oluyor anlamıyorum.