Puan vermedi·283 syf.··
2024 142. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2024 16:55
İnsanlar, bir uzaylının gözünden insanlığı keşfetme sürecini mizahi ve düşündürücü bir dille anlatıyor. Vonnadorya adlı gezegenden gelen bir uzaylı, önemli bir matematiksel keşif yapan (Riemann Hipotezi, bu bölüm oldukça ilgi çekiciydi) Profesör Andrew Martin’in yerine geçiyor. Görevi, bu keşfi ve onu bilen herkesi ortadan kaldırmak. Ancak, insanlarla etkileşime girdikçe, onların duygusal derinlikleri ve karmaşıklıkları karşısında şaşkınlığa uğruyor ve görevini sorgulamaya başlıyor. Hikaye, isimsiz anlatıcının “insan türü” hakkında adeta bir belgesel anlatır gibi yaşadıklarını aktarmasıyla şekilleniyor. Hikaye seçimi oldukça güzel olsa da, mantık hataları yüzünden okurken kendimi sürekli sorgularken buldum. Bu da beni hikayeden koparıp olayların altında yatan çelişkilere odaklanmama neden oldu. Örneğin, Vonnadorya gibi ileri bir uygarlıktan gelen bir varlığın, dünyadaki görevini yerine getirmekte şaşırtıcı derecede başarısız olması düşündürücüydü. İnsanların dili, kültürü, giyim tarzı gibi temel şeyleri anlamakta zorlanıyor. Hatta gereksiz yere sayfalarca bu üstün varlığın saçmalıklarını okuyoruz. Bu durum, onların “üstün zekasını” ve teknolojisini sorgulatıyor. Bu kadar gelişmiş bir uygarlığın kültürel uyum ve bilgi edinme gibi basit görevlerde başarısız olması, kurguyu inandırıcılıktan uzaklaştırıyor. Bir diğer dikkat çekici çelişki, dil ve kültürle ilgili. Kitabın başında uzaylı, insan dili ve kültürünü anlamakta zorlanıyor. Ancak ilerleyen bölümlerde, “Turp gibiyim” gibi bir deyimi kullanıyor ve bu durum, başlangıçtaki anlatımı çürütüyor. Uzaylıların bir kapsül alarak her bilgiye sahip olabileceği belirtilmişken, dünyaya geldiğinde giyimden dile kadar hiçbir şey bilmemesi tutarsızlık yaratıyor. Bu gibi detaylar, okuyucunun karakterin gelişimini sorgulamasına yol açabiliyor. Ayrıca, uzaylıların insan ırkından çok daha bilge olduğu söyleniyor, ancak ana karakterin davranışları bu bilgeliği pek yansıtmıyor. Hatta zaman zaman o kadar saf bir tutum sergiliyor ki, insan zekasına bile meydan okuyor. Sanki basit bir “şark kurnazı” uzaya gitse, bu ileri uygarlığı parmağında oynatıp köleleştirebilirmiş gibi görünüyor. Bu, kitabın karakter gelişiminde eksik kalmış bir yön gibi hissettiriyor. Kitap, uzaylının insan bedenine girdikten sonra korku, pişmanlık, tedirginlik gibi insana özgü duyguları yaşamasıyla derinleşiyor. Ancak bu durum, bazı önemli soruları da beraberinde getiriyor: Ruh öldürülüp beden ve beyin yaşıyor mu? Duygular, zihinde mi yoksa bedende mi oluşuyor? İyileşme, zihinle mi alakalı, yoksa bedenle mi? İnsan beyninin işleyişi mi bu kadar etkili, yoksa bedenin fiziksel özellikleri mi değişime neden oluyor? Kitap, zihin-beden-ruh üçgenindeki ilişkiyi açıkça ortaya koymuyor ve bu belirsizlik okuyucuda kafa karışıklığı yaratabiliyor. Ben bu sorulara yanıt ararken, kitaptaki mantık hatalarına takılan başka okuyucuların da olduğunu düşünüyorum. Bu noktada, kitabı okuyanların yorumlarını ve bu sorular üzerindeki düşüncelerini çok merak ediyorum. Siz ne düşünüyorsunuz? Gelişmiş bir uygarlık gerçekten bu kadar “uyumsuz” olabilir mi? Uzaylının insan duygularını anlamaya başlaması, bedene mi yoksa zihne mi dayanıyor? Sizce bu mantık hataları hikayeyi gölgeliyor mu, yoksa yazarın mizahi ve felsefi yaklaşımı bu eksiklikleri telafi ediyor mu? Yorumlarınızı paylaşmanızı sabırsızlıkla bekliyorum!
İnsanlarMatt Haig · Domingo Yayınları · 202314,8bin okunma
·
14 +1'leme
·
12,7bin Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Evet kitap Gece Yarısı Kütüphanesi kadar beni de etkilemedi ama yine de bir şans verilmeli .Tutarsızlıklar olsa da insanın yaşamın içinde düşünmediği şeyleri farketmesini ve insan olma durumuna dışarıdan bakmasını sağlıyor.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Evet şans verilebilir.
Eleştirileri haksız buldum. Kitapta bu medeniyetin özellikleri çok az belirtiliyor, sosyal konsepte aşina olmadıkları olayları da katı rasyonelite ile ele aldıkları da bariz. Siz ne kadar zeki olursanız olun bir karınca hayatını simüle edebiliyor musunuz? Mesela bilim adamları robot bir karınca yapıp gerçek bir karınca gibi hareket etmesini sağlamak isteseler emin olun bir sürü hata yaparlar. Bir de yazar aslında başka bir şeyi ele almak istiyor burada, kurgunun bir kısmını eksik bırakıp hikayeyi buradan yürütmek bence bir yazarın en doğal hakkıdır.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Elbette herkesin bakış açısı farklı, eleştirileri haksız bulmanızda bir sorun yok. Fakat örnek olarak verdiğiniz karınca benzetmesi, benim eleştirdiğim noktaya tam oturmuyor. Çünkü burada söz konusu olan şey, bir karıncanın yaşamını simüle etmeye çalışmak değil — bu varlıklar doğrudan bedenimize girebiliyor, telepati ve empati gibi olağanüstü yeteneklere sahipler. Her şeyimizi izleyebiliyorlar, tüm yaşantımıza hâkimler. Ama gelin görün ki, giyinme kültürümüzü bilememeleri gibi çok temel bir konuda büyük bir boşluk bırakılmış. Benim eleştirim tam olarak bu tutarsızlık üzerineydi. Yazarın kurguyu bilinçli eksik bırakması elbette bir tercihtir, ama gerçekçilik de göz ardı edilmemeli. Çünkü bir evren kuruyorsanız, o evrenin kendi içinde ikna edici bir mantığı olması gerekir. Aksi hâlde okurun zihni takılıp kalıyor. Bu açıdan bakıldığında, benzer temaları çok daha güçlü şekilde işleyen eserler de var. Mesela Üç Cisim Problemi bu konuda sağlam bir örnektir; dizi uyarlaması da çok iyiydi. Boşluk ararsınız ama bulmak zordur. Yine de katkınız için teşekkür ederim, farklı bakış açıları her zaman düşünceyi zenginleştiriyor.
Açıkçası bu kadar mantık hatası ve çelişkiden sonra Emin olamadım yani madem bu kadar gelişmiş uygarlık Neden böyle basit şeyleri halledemiyorlar sonra Sanki o konu ile ilgili hiç sorun yaşamadan sanki hep biliyormuşçasına devam etmiş o yüzden okusam bile Uzun zaman sonra olacak
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Ben bunu okurlar kitaptan soğusun diye yazmak istememiştim.Esas niyetim mantığa aykırı olan konular özellikle beden,zihin, ruh üçgeni üzerinden fikirler edinmekti.
2025 okuma listemde olan ,merak ettiğim bir kitaptı taki yorumunuza kadar . Gece yarısı Kütüphanesi kitabını okuyup çok sevmiştim buna da bir şans vereceğiz artık bakalım.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Ben sizi yanıltmış olmayayım. Gece Yarısı Kütüphanesi kitabında benzer şekilde bulduğum şeyler vardı. Beğendiyseniz okuyunuz. İnsani duygular üzerine iyi gelebilir.