Bu kitap sayesinde yılın ilk kitabını daha yılın ilk güneşi doğmadan okumuş oldum. Daha önce Çehov’dan Altıncı Koğuş’u okumuştum, bence aralarında çeşitli benzerlikler var; ikisinde de bir toplum eleştirisi söz konusu ve yazar eleştiriyi yapmak için (benim görüşümce) karton karakterler, tipler kullanmıyor. Çehov’un yazdığı karakterlere saygısı var, kitap okunurken bu durum kendisini belli ediyor ve bu durum benim oldukça hoşuma gidiyor. Her iki kitapta da karakterler birbirleriyle felsefe tartışıyordu ve bu paragrafları okumak oldukça keyifliydi. İki kitabın farklı yönleri ise bence yazarın bu kitabı “Altıncı Koğuş” kitabından daha umutlu bir kitap. Altıncı Koğuş bittikten sonra insanın içine bir karamsarlık çökerken, bu kitapta öyle olmuyor. Kitabın sonu insanın içini umutla dolduruyor.
Mutlu yıllar!