Uzunca bir süredir (Sarı Yüz’ü bitirdiğimden beri) bir kitabın içine böylesine çekilmemiştim. Bir kadın tarafından kadınlar için yazılmış bir kitap.
Kitaplar benim için içindeki karakterlerle tanışmak için bir araç. Anayurt Oteli’ni okuduğumda bütün teknik yapısından bağımsız bir şekilde, ana karakteri Zebercet’i tanımak istemediğimi fark etmiştim. Bu hissi pek çok metinde yaşadım. Bu metinde ise tam tersi oldu. Kitaba şubat ayında başlamıştım, sonra misafirliğe gittiğimiz evde unuttum ve cumartesi gecesi kitabıma kavuştum. Yaklaşık doksan sayfayı ertesi gün bitirdim-kitap okuma becerimi henüz kaybetmemişim.
Yazar, bu kitabı fazla kişisel bulduğu için yayımlamamış vaktinde.
Kitaptaki karakterlerle arka planlarımız, milletlerimiz, pek bir şeyimiz benzemediği hâlde karakterler okuru bağlıyor. Bir arkadaşlığın çocukluktan genç kızlığa bütün hikâyesini anlatıyor.
Sevdim yani.