Gönderi

FARKLI SEÇİMLER FARKLI HAYATLAR
Puan vermedi·1128 syf.··
2024 25. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2024 12:42
Hayat yolcuğunu; kader mi, insanın iradesiyle yaptığı seçimler mi yoksa tesadüfler mi belirler? Bu çok bilinmeyenli denklemin cevabını o kadar çok sordum ki kendime. Farklı seçimler yapsaydım nasıl bir hayat yaşardım ya da benim kontrol edemediğim hazin olaylar kaderin bir oyunu muydu bana? Belki hayata derin matematiksel anlamlar yüklemek çok saçma, hayat bir kumar ve kaybetmek de kazanmak da oyunun şiarındandan gelir. Paul Auster’ın hacimli kitabı 4321 romanı da bu soruların doğurduğu olasılıklar üzerine yazılmış bir bildungsroman. "Zaman iki yönde ilerliyordu, çünkü geleceğe doğru atılan her adım geçmişin bir anısını da taşıyordu ve ferguson daha on beşini doldurmadığı halde çevresindeki dünyanın sürekli olarak içindeki dünya tarafından biçimlendirildiğini ve insanlar kapladıkları ortak alan içinde bir arada olsalar bile zaman içindeki yolculuklarının farklı olduğunu, yani her insanın diğer herkesten biraz farklı bir dünyada yaşadığını bilecek kadar anı biriktirmişti." Bu sözler aslında romanın 1127 sayfa romanın çıkış ve hatta varış noktası olarak adlandırabilir. Paul Auster'in hayatında grip bile olmamış babası 66 yaşında aniden ölmüş. Bu beklenmedik şok Auster’i 63 yaşına geldiğinde derinden sarsmış, panik olup, daha yazacak çok şeyim var diyerek bu romana tüm benliğini koymuş. Yazarın sözlerine bakarsak, kitabın kaba yazımı üç yıl sürmüş, sonraki dönemlerde de kitabı defalarca düzeltmiş. 4321’i okuyup bitirdiğimizde Paul Auster’ın bu kitabı yazabilmek için neden yedi yıla ihtiyaç duyduğunu anlayabiliyoruz. Auster, Archie Ferguson’un kimi zaman bilinçli tercihleriyle kimi zamanda kaderin cilvesiyle yön bulan dört farklı yaşam hikayesini doğumundan başlayarak yirmili yaşlarına kadar süren dönemini inanılmaz etkileyici ve sürükleyici bir kurgu ile anlatır. Ama kitabın motivasyonu asla ‘keşke”ler üzerine kurgulanmamış, daima ”acaba”ları düşündürmüştür. Okuyucu kitabı okurken bir yandan da kendi yaşamını sorgular, kendi “acaba”ları üzerinden zihninde kendi romanını yazar. Kısaca 4321, okuyucuyu da kendi olasılıkları üzerinden kendi romanını yazmaya teşvik eder. İşte tam da bu yüzden bu kitabın bir tuğla gibi oluşu sakın gözünüzü korkutmasın lakin kitap için geniş ve rahat bir zaman dilimi ayırın zira kitaba ara vermeden kesintisiz bir şekilde okumak kitabın çoklu zamanlı, karakterli ve olay örgülü yapısını bir bütün dahilde yekpare bir biçimde anlamak için önemli bir detay. Mamafih roman boyunca anlatılan öykü, aynı şehirlerde ve çoğu aynı olan kişiler etrafında şekillenir. Hikâyenin bir versiyonunda Archie Ferguson’un sevgilisi olan bir karakter diğerinde arkadaşı veya üvey kardeşi olarak karşımıza çıkar. Archie, bir bölümde yazar olurken diğer bölümde eleştirmen veya gazeteci olarak anlatılır. Farklı üniversitelere gider veya yazlarını farklı uğraşlarla geçirir ancak tüm bu olaylar olurken kitabın merkezini oluşturan karakterlerin çoğu aynıdır. Auster, 1947 doğumludur. Önemli bir çevirmen olan eniştesinin kitaplarını okuyarak edebiyata ilgi duymaya başlar. Columbia Üniversitesinde okur. Dört yıl Fransa’da yaşar ve Fransızca’dan çeviriler yapar. Edebiyata şiirle başlar. Şiirin dışında, roman, öykü, senaryo, deneme gibi çok farklı türlerde eserler üretir. Tüm bu bilgileri, 4321 ile beraber düşündüğümüzde, Archie Ferguson’un dört farklı biçimde anlatılan büyüme hikâyesinde Auster’ın farklı alanlara dağılmış ilgi alanlarına ait izler görmek bizi hiç de şaşırtmaz. Paul Auster'ın 4321romanının bir başka önemli özelliği de ABD’nin 1950 ile 1970’li yıllar arasındaki tarihine ilişkin yüzlerce farklı olayı aktarıyor olmasıdır. Kitap, özellikle gazeteci Archie Ferguson’un hayatının anlatıldığı kısımlarda zaman zaman bir belgesel-roman havasına bürünüyor. 20. yüzyılın başlarındaki ABD’ye ilişkin kimi detayları barındırsa da 4321, özellikle, 47’liler olarak adlandırılan 68 kuşağına içeriden bir bakış olarak okunabilir. ABD seçimleri, Kennedy’lerin öldürülmesi, Vietnam Savaşı, 68 ayaklanmaları, ırkçılık, siyahların uğradığı haksızlıklar ve onların gerçekleştirdikleri ayaklanmalar ve daha yüzlerce irili ufaklı olay 4321’in fonunu oluşturuyor ve romandaki kahramanların yaşamları üzerindeki dönüştürücü etkileri üzerinden toplumsal tespitler yapmamıza olanak sağlıyor. Bilhassa yaşadığımız bu çılgın çağın ayak seslerini o dönemin olaylarını okurken duyabiliyoruz. Sürü psikolojisi ile bilinçsizce yapılan ve kontrolden çıkan eylemler, medyanın manipülasyonu ile çarpıtılan gerçekler, “bigbrodher” ın kitleleri gözlerken aynı zamanda türlü entrikalarla topluma şekil vermesi, ırkçılığın milliyetçilik ile soslanarak düşmanlıkları körüklenmesi, din hegemonyası altında uyutulan insanların radikal söylemlerle kendisinden olmayanı canice dışlaması, büyük devletlerin sudan bahanelerle küçük devletlerin topraklarını işgal etmesi ve sözde barış getirdiklerini idda ederek toplu kıyımlar gerçekleştirmesi bunun gibi o günlere damga vuran birçok toplumsal olayın günümüzde de bir arpa boyu yol almadan etkisini sürdürmesi ne acı. Üstelik o dönemde gençler korkmadan, yılmadan bu haksızlıklara karşı örgütlenerek ses çıkartabiliyorlarmış, politik duruşlarını onca baskıya rağmen etkin bir biçimde koruyabiliyorlarmış. Oysa şimdi apolitik bir nesil tik tok, x, Instagram platformlarında “dislike”larla ses çıkardıklarını sanıyor. Korkutulan, sindirilen orta yaş grubu politik söylevlerini meydanlarda değil küçük yankı odalarında dillendireniliyor. Ne yazık… Paul Auster’ın bir çok kitabını okumuştum ancak bu kitap gözümü oldukça korkuttuğu için kitaplığımın bir köşesinde boynu bükük beklemekteydi. Ancaaak ne zaman ki @denizyb’ın @storytel.tr de anlatmalara doyamadığım Hacı şahin programında kitabın çevirmeni Seçkin Selvi ( @selvi_seckin ) ile söyleşiyi dinledim bütün fikrim değişti gerçi o programda yazarın son kitabı Baumgartner üzerine konuşmuş olsalar da ben yazarın imza romanı 4321’ i okumak için aşka geldim diyebilirim.Program gerçekten Ufuk açan, şahane bir programdı, kesinlikle tavsiye ederim. Efendiiim Paul Auster dendiği zaman akla ilk gelen isim tabiki yazarın ülkemizde ilk çıkan kitabından bugüne kadar basılmış bütün kitaplarını çevirmiş Seçkin Selvi’dir. Auster’ın kimi zaman bir sayfayı bulan cümlelerini ustalıkla çeviren Selvi bunu yaparken edebi lezzettenden asla ödün vermemiş. Bu eşsiz lezzetin sırrı elbette hem İngizcenin hem de Türkçenin kurallarına, kelime hazinesinin genişliğine hakim olmasından kaynaklanıyor. Selvi kitapta oldukça yerinde ve dozunda dipnot kullanarak ufkumuzu açıyor, kitapta önem kazanan ince nüansları fark etmemizi sağlıyor.Bu dipnotlar, ABD kültürüne ve tarihine tam olarak hâkim olmayan okurlar için son derece önem kazanıyor. Seçkin bilhassa Auster ve Marquez çevirileriyle bize adeta bir dil ve edebiyat şöleni sunuyor. Çevirmenliğe ömrünü adayarak bu alanda yaşayan bir efsane olamayı başarmış ve yazın dünyasının birçok mecrasında aktif rol alarak Türk kültür dünyasında gelecek nesiller için sönmeyen bir meşale olmuştur. Paul Auster’ın bu hacimli romanının altından başka hangi çevirmen kalkabilirdi? Başka yetkin ellerde belki kurallara uygun yavan, kekre bir çeviri gerçekleşirdi ancak Selvi mutfağından çıkan tadına doyum olmaz, leziz bir eser gibi olamazdı asla. Bu vesileye okuduğum onca güzel kitabın perde arkasında derin bilgi birikimi ve dil yetkinliği ile yer alan Seçkin Selvi’ye bir edebiyatsever olarak içten bir teşekkürü bir borç bilirim.
4 3 2 1Paul Auster · Can Yayınları · 2017654 okunma
·
165 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.