Puan vermedi·144 syf.····Okunma: 02 Ocak 2025 01:13 Daha önce Sur Kenti Hikayeleri'ni okumuştum Ayçil'in. Gayet akıcı, zekice kurgulanmış, içine çeken atmosfere sahip bir kitaptı. Puslu Kıtalar Atlası'ndan altta kalır yanı yoktu desem yeridir. Şimdi de Karşı Roman'ı okudum. Önce Dergah dergisinin apar topar kapanışı (ara verişi?) ardından da Ayçil'in romanını İletişim yayınlarından çıkarması elbette dikkat çekti. Bu nedenle de 2024 yılının edebiyat dedikodularından biri haline geldi.
Kitapta bariz şekilde hissettiğim şey karşıtlık oldu. İki taraf. Bu mahalle o mahalle. Dindar seküler. Doğu ve Batı. Sağ ve sol. Geleneksel modern. Taşra merkez. Cemiyet ferd... Yani Kırıkkale Parabellum... Daryush Shayagen'ın Yaralı Bilinç dediği şey bir bakıma. Doğulu kalamayan ama batılılaşamayan da... Araftaki kararsız toplumun yaralı bilinçleri.
Bu hususlar romanın baş kahramanı Mehmet Manas'ın yürüyüşlerinde oluşturduğu Karşı Tarih Savunması üzerinden aktarılıyor. Hızlı, vurgulu ve dinamik bir anlatımla değil. Yavaş, ağır ve yoğun bir anlatımla yapıyor bunu Ayçil.
Romanda yoğun bir Tanpınar havası esiyor. Hatta öyle ki Doktor Ramiz'le Hayri İrdal'a da denk geldiğimiz oluyor.
Mehmet Manas'ın Boşanma Avukatı sevgilisi Berna ile olan bölümleri de nedense Barış Bıçakçı'nın Bizim Büyük Çaresizliğimiz kitabını getirdi aklıma.
Kitabın orijinal bir yanı ve okumaya değer olduğu aşikar.
Bakalım Mehmet Manas'ın Savunması ne ölçüde kabul ettirecek kendisini. Zaman kimden yana çıkacak. Tarihten mi, Karşı Tarih'ten mi?