Puan vermedi·134 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Ocak 2025 00:22 Masal Tadında Roman...
Yıla harika bir kitapla başlamanın mutluluğunu yaşıyorum. İnşallah böyle devam eder.
Hüseyin Rahmi Gürpınar:
1864-1944
Dönemini ve çevresini romanlarında yaşatıp, genç yaşlarından itibaren geniş halk kitlelerince sevilerek okunmuş Hüseyin Rahmi, edebiyatımızın benzeri az bulunur şahsiyetlerindendir.
Kitaplarında İstanbul yaşamının özel inanışları, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler, kadın erkek ilişkileri gibi konular halkın özgün konuşma biçimleri korunarak, çok defa gülünç, bazen hüzünlü olarak işlenir. Romanımıza Mahalli Renk ilk kez onunla girer.
Yazarlık yaşamına 1883'te Tercüman-ı Hakikat gazetesinde başlar. 1896'da İkdam gazetesinde roman ve öyküleri tefrika edilirken üne kavuşur. Dönemin en çok okunan yazarı olur. Tüm kazancı yazarlıktan gelir. Bu sayede Heybeliada'da şimdi müze olan köşkünü alır. 1908 Meşrutiyetinden sonra Ahmet Rasim'le Boşboğaz adında bir mizah gazetesi çıkarır. İlk soruşturmaya böylelikle uğrar. Gazetesi kapanır. İkinci kez Ben Deli miyim? romanıyla mahkemelik olacak ve yine beraat edecektir. Çoğu roman olmak üzere öykü, tiyatro, makale ve eleştiri türünde altmışın üzerinde kitabı bulunmaktadır.
Gulyabani:
Doğaüstü varlıklar külliyatından olan gulyabani "Gul" kelimesinden gelir. Gul: Hortlak, hayalet anlamına gelir.
Hüseyin Rahmi'nin hayranlarından bir hanımnine yazara bir mektup yazar. Kitaplarını okuma yazma bilmeyen hanımlara okuduğunu arada durarak onların tepkilerine baktığını anlatır. Yazardan içinde cinlerin perilerin bulunduğu masal tadında bir roman yazmasını ister.
Hüseyin Rahmi, hayatında hiç cinle periyle karşılaşmadığını, karşılaşanların anlattıklarını dinlediğini fakat bunlara pek inanamadığını söyleyen bir cevap yazar. Hanımnineyi kırmaz ve incelemesini okuduğunuz bu harika eseri yazar.
Her iki mektup da kitabın sunuş bölümünde bulunmaktadır.
Eser masal tadında olup sade, akıcı bir dile sahip ve temposu hiç düşmeden merak ve heyecan uyandıran nefis keyif verici bir roman. Hikayenin anlatıcısı kadındır ve bize kadın bakış açısıyla olayların içine çeker.
Muhsine geçimini sağlamak üzere şehrin epey dışındaki bir köşke hizmetçi
olarak gider. Bu "netameli" köşkün sakinleri arasında çalışanları ve delirdiği
söylenen zengin hanımının yanı sıra türlü çeşit periler, yaratıklar, bir de
gulyabani vardır. Muhsine, sonunda öldürülmek, delirmek, iyi saatte olsunlara
karışmak ihtimalleri olmasına rağmen merakını susturamaz ve kapalı kapıların
ardına geçer.
Hüseyin Rahmi cin, peri , cadı gibi doğaüstü varlıkları konu edinerek masalın
romana, romanın masala dönüşlüğü bir teknikle halkın batıl inançlarını ele
alır. Ve bizi bütün bu tuhaf yaratıkların, garip mahlukatın ötesinde yaptıklarıyla
daha şaşılası, daha acayip bir varlıkla tanıştırır: İnsanla.
Baştan sona heyecanla okunan Gulyabani, o devir İstanbul halkını bütün
özellikleriyle yansıttığı gibi bilmeceleri, tekerlemeleri, mahalli kelimeleriyle de
Türkçenin en güzel örneklerini barındırır.
1976 yılında Ertem Eğilmez'in Yönettiği, Kemal Sunal, Şener Şen, Halit Akçetepe, Adile Naşit gibi ustaların oynadığı "Süt Kardeşler" isimli filmi; Süt Kardeşler ve Gulyabani Hikayelerinin harmanlanıp karıştırılarak sinemaya uyarlanmış halidir. Dolayısıyla film ve kitap arasında bazı benzerlikler olmasına rağmen film ve kitap apayrı hikayelerdir.
Son olarak Önerir miyim?
Takip ettiğim birçok okuyucu benden önce çoktan okumuşlar. Ben niye böyle geç kaldım bilemiyorum. Üstelik Hüseyin Rahmi, severek okuduğum bir yazar...
Evet, şiddetle öneriyorum. Bu güzel eserden keyif almayan kalmasın....:))
Keyifli Okumalar....