·247 syf.····Okunma: 04 Ocak 2025 01:35 ORHAN VELI gerçekten zamanının ötesinde bir şairdi. Nedeni de benim! Beni modern türk şiir dünyasına çekmeye başaran ilk şairdir kendisi, son şair de olmaz umarım...
Şiirlerle aram pek iyi değil doğruyu söylemek gerekirse. Hep kaçardım şiir kitaplarından, özellikle de modern türk şiirinden! Sade türkçe diliyle yapılan şiirlerin zayıf ve sıkıcı olduğuna kanaatim vardı. Taki bir gün haliçte yürüyüş yaparken karşıma çıkan duvarda çizilen ORHAN VELI'nin "İstanbul'u dinliyorum" şiiri:
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgâr esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.
Bu şiir ilgimi ilginç bir şekilde çekti. Orhan Veli'yi yakından tanımak istedim ve bütün şiirler kitabını alıp okumaya başladım. İtiraf etmek gerekirse, hiçbir şiir kitabı bu kitap kadar sarmamıştı, oysa genelde sıkılırdım ben o süslü geleneksel şiir kitaplarını okurken. Yürürken ve metrodayken, mutsuzken ve mutluyken, yani bu iki günde bana her duygudurumda eşlik etmiş bir şairden bahsediyorum. Okuduğum her şiirde bir 'ben' arıyordum. Kullandığı dil o kadar gerçekçi ki, o kadar süslü edebiyattan uzak ki, o kadar 'çıplak ki'...
Sade bir dil kullanır, ölçü kullanmaz ama şiirler hiçbir zaman o kadar yalın ve yoğun yazılmamıştı. Her şiir sanki ayrı bir romandı. Şiir de demeyelim onlara, çoğu birer dörtlüklerdi, ve her dörtlüğün arkasında uzun hikayeler yatıyor. Bir de mizahi ve sempatik dil kullanır hep, öyle ki okurken sanki kendisiyle sohbet ediyor gibi hissedersin. İlginç olan da sohbet ettiğin insanın 1940'lı 30'lu yıllarda yaşamış biri olması. Yani adam gerçekten zamanının ötesinde! Kendime o kadar yakın hissetmemin başka açıklaması olamaz.
Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.