Onurhan Erkoç / Abel Morg
- Mia
- Bana mı seslendiniz?
- Hayır ben seslenmedim.
Neler oluyordu? Sabah onu uyandıran seslerin yorgunluktan olduğunu sanmıştı. Şimdi ise çalıştığı hastanede morga doğru ilerken yanında sadece tanımadığı bir adam vardı. O seslenmediyse bu ses kime aitti? Güne tuhaf bir başlangıç yaptığını düşünürken bundan sonra yaşayacaklarını hayal bile edemezdi. Yanındaki adam ise onun gibi morgda asistan olarak işe başlayan Engin’di. Esas şoku otopsi masasının başına gelince yaşadı. Her sabah poğaçasını uzatırken ona gülümseyen fırıncının çırağı Thomas’ın burada ne işi vardı?
Bir yandan kurgunun güzelliğinde kaybolurken bir yandan da ölüm ve yaşamı sorguladığınız bir kitap Abel Morg. Her bölümün başında bilim ve felsefe ile harmanlanmış şekilde yaşamı ele alacak ve kurguya farklı bir cepheden bakacaksınız.
Mia’nın duyduğu sesler silüete dönüşmüş; hızlı, güçlü ve yenilmesi zor bir Abel ile karşı karşıya kalmıştı. Görüntüsünün ölümü çağrıştırdığı, kanı ve vahşeti getiren Abel ne istiyordu? Nasıl bu hale gelmişti? Dahası bunlardan kaç tane vardı?
Derdini ve yalnızlığını cansız bedenlerle paylaşan Mia için hayatında çok farklı bir sayfa açılmıştı. Her şeyden önce artık yalnız değildi. Neler olduğunu anlamaya çalışan yeni arkadaşları ve Engin ile birlikte yeni ve ölümcül bir maceraya başlamıştı. Bütün karakterlerin geçmişlerine yer verilmesi, kurgudaki önemlerini anlamamızı sağladığı gibi psikolojik olarak da nedenleri görmemizi sağlamış.
Sadakati, ihaneti, güveni ve inancı gerçeklik ve hayal arasında sorgularken gerilim ve gizeme doyacaksınız. Onurhan Bey’in akıcı, düşündüren ve etkileyici bir kalemi var. Maceramızın ilk bölümü bitti ama serüven devam ediyor. Mia ve arkadaşlarının mücadelesine eşlik edip yaşama bir de Abel Morg ile bakmak isteyenler bu kitabı kaçırmayın. Keyifli okumalar…