Gönderi

İs Kokan Zeytin Ağacı/ Spoiler yok
7/10
·504 syf.··
2025 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2025 01:09
Ah çok güzeldi... Bu benim okuduğum ilk askeri kurgu ve yüksek bir beklentim yoktu açıkçası ama çok beğendim. Ve şunu da fark ettim ki bu kitapla birlikte ilk kez bir watpadd kitabına 3'ten daha yüksek bir puan vermişim:) ayrıca sanırım ilk kez bu kitabı okurken bu kadar çok gülümsedim. Yani pek çok açıdan ilklerin kitabı oldu benim için:) iyi ki de okudum, çok güzeldi. Kısaca konusundan bahsetmem gerekirse; kahramanımız Mihra Elnurova, ailesiyle birlikte Türkiye'nin güneyinde küçük bir Türkmen ülkesi olan Karahan'da yaşamaktadır. Ama ülkeleri bir iç savaş halindedir ve Mihra'nın ailesiyle yaşadığı mutluluk her ne kadar yürek ısıtsa da bir açıdan buruktur. Bir gün Mihra zeytin ağaçlarının altında kendi kendine şarkı söyler dans ederken hemen ilerisinde, yağan yağmurun altında sırılsıklam olmasına aldırmadan kendisini aşkla izleyen bir adamla karşılaşır. Karşılaştığı kişi Yusuf Agâh Demiral, diğer kahramanımız. Karahan'da yaşanan iç karışıklıklar sebebiyle Türkiye'den gönüllü gelen bir askerdir. Çarşıda dolaşırken Mihra'nın kahkahalarını duyup manyak gibi kahkahalarını takip ettiği yetmiyormuş gibi bir de yağmurun altında aşık aşık dans edişini izler. (Bunu yapan yüzü sivilce kaplı çirkin bir sapık olsa kıyameti koparırdım ama 1.90 boyunda, yakışıklı, gamzeli, heybetli Türk askeri Üsteğmen Yusuf Agâh Demiral olduğu için sesimi çıkarmıyorum ehehehe) Ve böylece kahramanlarımız birbirlerine ilk görüşte aşık olurlar. Kitabın güzel yanlarından bahsedeyim; Öncelikle karakterler. İkisinin de BAYILDIM. Mihra o kadar güzel kalpli, o kadar merhametli, o kadar güzeldi ki ona sımsıkı sarılmak isterdim:) Yusuf'un ona nasıl ilk görüşte aşık olduğunu çok iyi anlıyorum. Arkadaşlarına, ailesine, yaşlılara, YUSUF'A davranışları o kadar güzeldi ki onun için kalpler fışkırttım gözlerimden kitap boyunca. Aynı şekilde Mihra'nın da Yusuf'a ilk görüşte nasıl aşık olduğunu çok iyi anlıyorum çünkü mükemmeldi. Ah o kadar güzel seviyordu ki sevgisine bile aşık olmak istedim. Terbiyeli, saygılı, merhametli, cesur, AŞIK yani daha ne olsun:) ben ikisine de hayran oldum açıkçası. Birlikte çok güzeldiler. Gerçekten içim sımsıcak oluyordu ikisinin sahnelerini okurken. Kitaptaki aile/arkadaş ortamını çok sevdim. Sanırım found family deniyor buna emin değilim ama sıcacık bir ortamdı. Herkes Yasemin'e çok sinir olmuş ama ben onu bile sevdim valla. Çok tanıdıklardı hepsi sanki yıllardır onların içindeymiş gibi hissediyordum okurken. Yazar duyguları çok iyi aktarmış. Özellikle spoiler vermeyeyim diye kim olduğunu söylemeyeceğim ama bir karakterin askere alındığı sahne vardı. Ne kadar olabilirse o kadar gerçekçiydi bence, kitabı bitirene kadar hem karakterler hem de askerlerimiz için dilimden duayı düşürmedim, her dualarında ben de amin diyordum onlarla birlikte:) Yazarın anlatım tarzı çok güzeldi. Bazen betimlemeleri sinirimi bozuyordu (birazdan bahsedeceğim) ama genel olarak başarılı buldum. Hiç argo yoktu kitap boyunca biliyor musunuz:)) en çok bu yüzden sevdim, temiz diyalog okumayı özlemişim gerçekten ve çok akıcıydı. Sürekli aynı ortamda ve aynı kişilerle geçmesine rağmen kendini okutan bir kitaptı. Elinize aldığınızdan itibaren kapılıyorsunuz ve bir parçası gibi hissediyorsunuz:) Biraz da kitabın eksik/kötü bulduğum kısımlarından bahsedeyim; Yazarın anlatım tarzını genel olarak başarılı bulmakla beraber bazı yerleri gerçekten sinirimi bozuyordu. Öncelikle betimlemeler. Bu bizim yeni nesil türk yazarların ortak sorunu, neden farklı betimlemeler yapacağım diye gereksiz cümleler kurduğunuz hiç anlamayacağım. Bir insan neden basitçe 'gözlerimi devirdim' demek yerine 'açık kahve harelerimi döndürdüm' der ki? Yine aynı şekilde 'üst kirpikleri arasındaki mesafe kocaman açıldı' (gözleri kocaman açıldı), 'alt ve üst kirpikleri birbirine yaklaştı' (gözlerini kıstı), 'kaşlarım gözlerimin üzerine indi' (kaşlarımı çattım). Bunlarda bahsediyorum. Bunlar güzel betimlemelef değiller bence, boş yere kelime israfı ve kitabı gereksiz uzatmak ve sıkıcılaştırmak dışında bir etkileri yok. Aynı şekilde bazı diyaloglar bir yerden sonra çok kendini tekrar etmeye başlıyordu ve bu yüzden hiç istemememe rağmen bazı yerleri atlamak zorunda kaldım çünkü sıkıyordu yani anlıyor musunuz?? Bir diğer kötü -özellikle belirtmek istediğim- yanı şu; kitap askeri kurgu olarak pazarlanıyor ve siz askeri kurgudan ne beklersiniz bilmem ama ben daha çok aksiyon beklerdim. Kitap bu açıdan çok eksikti. Ayrıca iç savaşın hakim olduğu bir ülke ve bunun etkilerini en baştan hissetmek istersiniz okurken ama yazar kitabın başlarını gayet normal bir ülke yaşantısı olarak yazmış. Ama kitap ilerledikçe bize alıştıra alıştıra savaş ortamını sunuyor, bu yüzden pek garipsemedim. Aynı zamanda kitabı askerî kurgu değil de bir aşk kitabı olarak gördüğüm icin eksik aksiyon sahnelerini de göz ardı ettim. Kitabı genel olarak beğendim ve size içtenlikle öneriyorum:) Mihra ve Yusuf'un aşkını siz de seveceksiniz güvenin bana. Yumuşacık, içinizi ısıtacak, tatlı ve masum bir aşk hikâyesi. 2. kitabı da okuyacağım ama seriyi bitirme konusunda söz veremem çünkü yukarıda bahsettiğim uzun ve gereksiz kısımları çıkarsak bile 300 sayfa ve tadında bir kitap olurdu ama yazar uzatıp 3-4 kitaba yaymayı düşünüyor her halde:) ben almayayım. Benim hayallerimde Yusuf ve Mihra Sivas'ta mutlu mesut evli ve çocuklu yaşıyorlar. Devam edeceklere iyi okumalar dilerim.
İs Kokan Zeytin AğacıŞule Avlamaz · Indigo Kitap · 2023877 okunma
·
862 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Açık kahve harelerimi döndürdüm mü? Döxnlsndlnslndlks
Süмеччa oku oku belki seversin de hschhdhc