·176 syf.····Okunma: 06 Ocak 2025 19:01 Behçet hoca, daha bu kitabı yazmadan çok çok öncesinde benim "başarısız" olacağımı yüzüme vuran kişidir. Fen liseli muntazam gelecek vaadeden (!) bir öğrenci olarak "radikal" bir kararla psikoloji okumaya karar vermiştim -aslında liseye girdiğim gün belliydi-. Ailem, öğretmenlerim ve arkadaşlarımdan aldığım onlarca tepki; "Tıp okuyup psikiyatr olursun kafayı mı yedin?" cümleleri umurumda değildi. Çünkü idealisttim, Behçet hoca gibi akademisyen olacaktım -belki de olurum-. En iyi üniversiteyi kazanacak, daha üniversiteyi kazanmadan İngilizce öğrenecek; ALES, YDS ne varsa -her zaman olduğu gibi- başarıyla geçecek ve hiç sorun yaşamadan akademisyen olabilecektim. Çok çalışırsam, tıpkı liseye kadar olduğu gibi, başarabilirdim.
Bu sebeple daha 11. sınıftayken Behçet hocayla tanıştım. Akademisyen nasıl olunur sorusunun cevabını ararken, akademisyen olma yolunun "salt başarı"dan geçmediğini yüzüme çarpmıştı. Evet, yine istediğim bölümü kazandım ama 2. sınıfta soru işaretlerim arttı. Gerçekten sınav puanlarıma, ortalamama, çalışmalarıma değil "network"üme, yalakalık yapmama ve torpilime mi bakacaklardı? Hasbelkader araştırma görevlisi olabilsem bile profesör olana kadar bu şeytan üçlüsü peşimi bırakmayacak mıydı? Şimdi bakınca, bırakın akademiyi rastgele bir işe asgari ücretle girip barınabilmek için bunların zorunlu olduğunu anlayabiliyorum. Benim gözümü açan kişi ise Behçet hocaydı.
Ne oldu mu dersiniz? Akademisyen olmaktan vazgeçtim. Yalan söyleyecek, hocaları yalayacak ve network yapabilecek biri olmadığıma karar vereli çok oldu. Ki bölümümdeki -ilgi alanımın- hocaları çok iyi kişilerdir, ama onların bile gözüne girmek için yapmadığım hareket kalmamışken ders başarısı benden çok aşağıda olan kişiler bahçede hocayla sigara tüttürüyordu. Benden bu alanda bir cacık olmayacağını, sigara tüttürdüklerini gördüğüm an anlamıştım.
Mezun olduktan 1 ay sonra KPSS'de derece yaptım. Muhteşem başarılarım arasına bir başarı daha ekledim. Şükür ki mülakat istemeyen alımlara da puanım tutuyor, yoksa işim yaştı. Olacakları önden biliyorum çünkü. Behçet hocanın da kitabında ısrarla anlattığı gibi, "network" yani torpili olmayanın bileğinin hakkıyla hak ettiğini elde etmesi çok zor.
----
Bu sebeple, kitabı okurken Behçet hocanın beklediği kadar depresyonlara koşmadım. Alanım gereği Behçet hocanın sıkça sözünü ettiği sosyal psikoloji temelli deneylere ve çıkarımlara hakimim, ayrıca nispeten küçük yaşta olmama rağmen gerçek hayatta da deneyim kazandım :) Halihazırda anlattıklarını bilmeme rağmen Behçet hocanın bu başlıkları derli toplu bir çalışma sunarak aktarması çok değerli. Yine ironik bir şekilde, akademisyen olma yanımı tutuşturdu. Sosyal psikolog mu olsam, ne kadar keyifli şu deneyler diye düşünüp durdum ama sonra, "herhangi biri" olduğumu tekrar hatırlayıp vazgeçtim. Çünkü akademisyen olsam bile google formsa iki ölçekli araştırma koyup millete yalvar yakar çözdürmekten öteye gidemeyeceğim, ben istesem bile yıllar boyu imkanım olmayacak. Fasfakir ve networksüzüm.
Teşekkürler Behçet hocam, sosyoekonomik düzeyde normal eğrisinin tam ortasından düşüklere doğru seyreden kesimde olup da %1'e girmeye çalışan idealistlerin gözünü açtığınız için...