Yazarın okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen daha önce Aleksandr Puşkin okumadım mı diye diğer kitaplarına da bakmışlığım oldu. Bu belki de hikâyelerin genel samimi üslübundan kaynaklanıyor da olabilir. Kendi ülkesini ve insanlarını en sıradan ve bazen de tesadüfleri fazla kaçırarak anlatan bu yazılar okuyanda farklı duygular uyandıracak güçte. Özellikle yazar size sonda "devamını anlatmama hacet yoktur" tarzında bir cümle kuruyorsa o kitap gönlünüzü kazanmıştır.
5 esaslı öyküden oluşan bu kitap: gerek üslübu gerek de şaşırtıcı ve biraz tesadüfî sonları bulundursa da dönemini gerek anlatışı gerek de öykülerin akıcılığı ile çok güzel anlatmış. Ayrıca yazar insanlara bir şey anlatmadan önce fikirlerini de beyan etmekten çekinmiyor. "Okurum" diye hitap ettiği bizlere yargıda bulunmadan önce daha derin düşünmemizi de salık veriyor.
Öykülerin hepsini beğendiğimi söyleyebilirim ama anlatı olarak "Köylü Küçük Bayan"ı, hikâye olarak da "Tabutçu" ve "Menzil Amiri"ni daha çok sevdim. "Kar Fırtınası"da sonunda bir tık abartı bir tesadüfle bitse de her sayfa farklı duygularla "acaba sonda ne olacak?" diyerek okuduğum bir öykü oldu.
Not: Yordam Edebiyat'ın kitaplarının başında yazarları hem bilgilendirici hem de sıkılmadan anlattıkları kısımlar yazarı çok güzel özetlemekte ve eserlerini okumadan önce az çok fikir sahibi olup yorumlamanıza katkıda bulunacak nitelikte. Bu yönüyle de tebrik etmek gerek çünkü diğer yayınlarda o kısımları okumak bazen işkence olabiliyor.