Zaman zaman görüyoruz yazarlardan aforizmalar eserleri. İyi hoş da aforizma ne demek ki diyen arkadaşlara ilk önce ufak bir bilgilendirme geçelim ;
Aforizma, Türkçe "Vecize" veya "Özdeyiş
kelimeleriyle eşanlamlıdır ve kökü Eski
Yunanca "bir gerçeği ifade eden kısa söz"
anlamina gelen Aphorismos kelimesidir.
Tanımdan da anlaşılacağı üzere ; bence bir yazarı daha da yakından tanımak için aforizmaları yol göstericimiz olmalı , sizce de öyle değil mi arkadaşlar?
6 Şubat depremiyle daha da yakından tanıdığımız bilim adamı Celâl Şengör hocamızı bilmeyenimiz yoktur diye tahmin ediyorum. İşte yazarı "Bilim,Tarih, Atatürk, Yaratcılık, Eğitim, Felsefe, Düşünce, Toplum ve $ahsiyetler " hakkındaki engin düşüncelerini bizlerle paylaştığı bu eserle daha yakından tanımaya hazır mısınız ? Beynime en yer eden düşüncelerinden bir kesit sunarak incelememizi tamamlamadan önce diyorum ki herkesin kitaplığında yerini almalı bu kısa ama etkileyici eser. Şimdiden keyifli okumalar..
●insanin ve hayatın gelip geçiciliğine şahane
bir örnektir tarihi yapıları gezmek, bu insana
kibrinin ne kadar yersiz olduğunu gösterir.
●Cehalet mutluluktur", derler, kat'iyen
katılmıyorum. Cehaletin zarar verme
potansiyeli, bilginin zarar verme
potansiyelinden çok daha fazladır."
●siyasi coğrafya kaderimiz değildir. Bizim
kaderimiz bin senedir Anadoludaki halkı
dişarıya kapatmaktır.
●Mustafa Kemal'i anlamanin en iyi yolu
Mustafa Kemal'in nasıl düşündüğünü
anlamaktır.
●Ahlak, temelde kendine yapılmasını
istemediğin şeyi başkasına yapmamakla,
zalim olmamakla ilgilidir. Bütün
ahlakın, hattâ hukukun da temeli budur:
Kendine yapılmasını istemediğini başkasına
yaparsan, başkası gelir seni cezalandırır. yapamıyorsa toplum yapar.
●insanı insan yapan nedir? Düşüncelerini
kafasında işleyebilmesidir.
●Sıfirdan yaratıcılık mümkün olmayan bir
şeydir.
●Kütüphanenin olmadiğı yerde araştırma
olamaz, bilgi olamaz, hattâ insanlık olamaz,
Yenecek ekmek azaltılabilir
ama alınacak kitap asla!
●Atatürk, ulusumuzun medeniyet meş'alesidir.
●Tarih, ders almasını bilene derslerle doludur.
●Bilimin gelişmesiyle insanoğlu çevreyle
verimli bir diyaloğa girmiştir. Bugün insanlığın
yaşadığı mürefteh hayat, bu diyaloğun bir
ürünüdür. Denebilir ki Afrikalda açlıktan
ölenler, Gazzede açlğa mahküm edilenler, bir
doğa olayıyla kütle hâlinde katledilenler hayatımızin her yerde ve her zaman pek de müreffeh olmadığını göstermektedir.
Ancak bu talihsiz durumlar tamamen
aptalliğın ve cehaletin ürünleridir.
●Bilim, gerçeği bulduğunu değil, yanlışı teshis
edip onu elediğini iddia eder,
●Tek tek özellerin birikmesi bilim değil, bilgi
yığın oluşturur. Bilgi yığınından bilimin
kendiliğinden çktiğı ise görülmemiştir.