Politika Amerika'nın ilk büyük işiydi.
Alıntı
·
507 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Duygu
Gönderi Sahibi
Bazı tespitleri gerçekçi ve yerinde bulmakla birlikte kişiye bir sempatim yok :)
Aynen doğru:) "Politika Amerika'nın ilk büyük işiydi" ve Propaganda kitabının yazarı Edward Bernays da bir kiralık katil idi! Bernays, Amerikan Tabacco Company şirketi tarafından kiralanmış ve kadınların da tıpkı erkekler gibi sigara içmeye alışmaları için medyatik tuzaklar hazırlamış ve başarılı olmuştur. Popüler kültür bugünkü kitle iletişim araçlarına sahip değilken dünya toplumlarının hemen hepsi belli ölçüde muhafazakardı. Sigara kadınlar için girilmesi riskli bir alandı! Erkek egemenliğiyle özdeşleştirildiği için ataerkilliğin bir sembolü olarak görülüyor ve bu nedenle dışarıda sigara içen kadınlara 1920’lerin New York’unda "kötü kadın" olarak bakılıyordu. Bu algı sigara şirketlerinin yeteri kadar kadın müşteri edinemeyişlerinin en önemli nedeniydi. Sektör erkek tüketicilerle yetinmek durumundaydı. Kadın nüfusun da bu zehirden payını alabilmesi için tutucu Amerika’nın toplumsal direncini kırmak gerekiyordu. Bu biraz zaman aldı… Amerikan Tabacco Company şirketi bu konuda tarihi bir adım attı. "Propaganda" kitabının yazarı Edward Bernays’ı kiralayarak ondan kadınların sokaklarda sigara içebilmesini sağlayacak bir çalışma yapmasını istedi. Bernays, ilk iş olarak kadınların sigara içme nedenlerini öğrenmeye çalıştı. Çeşitli psikiyatrik araştırmalar kadınların sigarayı erkeklerle eşit olduklarını ispat etmek için içtiklerini ortaya koyuyordu. Böylelikle Bernays çalışmasını bu yönde geliştirdi. Eşitliğin bir şekilde görünür hale getirilerek normalleştirilmesi, algı oluşturulması gerekiyordu. Basın algıyı değiştirmek için en güçlü silahtı. Bir fikir basında yeteri kadar tekrar edildiğinde, kalabalıklar sorgulamadan bunun doğru olduğunu düşüneceklerdi. Kampanya için 1929 yılının Paskalya yürüyüşü seçildi. Günlerden pazardı ve bahar güneşi altında yürüyen kalabalığın arasında şehrin tanınmış ailelerinden on genç kız vardı. Kızlar aldıkları talimat gereği yürüyüşün belirli bir anında hep birlikte sigaralarını yaktılar. Parayla kiralanmış muhabirler ise yattıkları pusudan çıkarak bu tarihi anı fotoğraf makineleriyle ölümsüzleştirdiler. 1 Nisan 1929 tarihli gazeteler bu sansasyonel olayı Bernays’ın direktifiyle "Hürriyete Yakılan Meşale" sloganlarıyla verdiler. Sigara içen kızlar "cesur" olarak nitelendirildi ve tüm gazeteler fotoğraflarıyla süslendi. Bu manşetler bir toplumsal kırılmaya neden oldu. New York’un en önde gelen ailelerine mensup kızların sokak ortasında yaptığı ve basının manşetten vererek onayladığı bir eylem kötü olamazdı ya! Kitle, kadınların da erkekler gibi sokaklarda sigara içmesinin gayet normal bir şey olduğunu düşünmeye başladı. Böylelikle sokaklarda sigara içen kadın figürü New York’tan başlayarak tüm dünyaya yayıldı. Hatta kimi yerlerde ataerkil yapıdan intikam almak isteyen kadınlar, sigarayı bir protesto gibi göstererek kadınlar arasında bu alışkanlığın katlanarak artmasını sağladılar. İçerdiği yüzlerce zehre aldırılmadan sigara kadınların özgürlük sembolü haline getirildi. Kadınların sigara içerek zehirlenmesi kimsenin umurunda değildi elbette, hatta içen kadınların bile… Algı bir kez kırılınca gerisi geldi. Sadece 1923 ile 35 arasında kadın sigara kullanıcı sayısı %20 oranında arttı. Sigara firmaları çok büyük karlar sağladılar. Bernays ise kampanyasıyla neredeyse bir servet kazandı.