Bir çırpıda okunan, akıcı, sürükleyici bir kitaptı. Çok kafa yormadı. Malumunuz, iş hayatının enerji sönümleyiciliği ve zamansızlığı dolayısıyla ağdalı dile sahip, ağır kitaplar öyle kolay kolay okunamıyor veya çabucak bitirilemiyor. Mobius bunun aksine, sade dili, sürükleyici olay örgüsü ve neredeyse ilgi çekici karakterleriyle kendini okutturan ve okuttururken yormayan bir kitap, tabiri caizse "çerezlik" bir kitap. Bunu söylerken asla kitabı yermiyor veya küçümsemiyorum, bazı kitaplar yorar ve yormalı da zaten ama sürekli sürekli zihin gücü isteyen sanatsal, süslü anlatıma sahip, çok fazla alegori barındıran kitap da okunmuyor efenim. İşte Mobius da "çerezlik" klasmanında üst sıralarda olan bir kitaptı.
Olay örgüsü itibariyle çok katmanlı bir kitaptı. Business-Start-up, Bilim-Kuantum, Ebeveynlik-Kocalık, İş-yaşam dengesi, X-Z kuşağı, Zamanda Yolculuk anahtar sözcükleriyle kitabın olay örgüsünü veya temasını özetleyebiliriz. Tüm bunlar tek potada bence güzel eritilmişti. Hepsini bir arada ahenkli bir biçimde kullanabilmek de öyle göründüğü kadar kolay değil, dolayısıyla Adam Fawer'ın hakkını teslim etmek gerekir.
--SPOILER ALERT
Kitapta eleştirebileceğim kısımlar var elbette. Öncelikle olay örgüsünde bazı kısımlar geçiştirilmiş. Örneğin, Caleb birden vahiy gelmiş gibi çok paraya ihtiyaçları olduğunu ve bu yüzden Lucidetee'ye gitmeleri gerektiğini söylüyor ve gidiyorlar da. Para toplama motivasyonları başından beri var ama ilk etapta büyük yatırımcılara gidemeyecekleri konusunda mutabık kalıyorlar ve farklı yöntemlerle para topluyorlar. Bu süreç devam ederken bıçak kesiği gibi Lucidetee'ye gitmeye karar veriyorlar. Elbette gidebilirler ama o arada ne oldu da birden böyle bir karar aldınız. Yanlış hatırlamıyorsam bir şeyler oluyor da böyle motivasyona sahip oluyor Caleb ama bence yememiş. Veya, Lucidetee'ye gittiklerinde USB cihazı geldi TDP'den. Bundan önce bu hiç yaşanmamıştı, hep fal kağıtları geliyordu. Lucidetee'den önce ara denemeler olmalıydı USB'nin geldiği.
Bu hızlı geçişler yazarın yazdıklarını kırpması dolayısıyla da olabilir. Flu TV'deki röportajında ilk yazdığında kitabın 1200 sayfa olduğunu, kırpa kırpa 500 küsüre indiğini söyledi.
İkinci eleştirim de bazı sahnelerde kullandığı dil veya betimleme ile ilgili. Daha yoğun bir betimleme hali olabilirdi. Tabi her sahne için demiyorum. Bunun aksine, bazı sahneler de yoğundu(özellikle geçmişe gittikten sonra Eski Caleb'la kapışması esnasında kalbim bi' durmadı değil:))
Bu eleştirilerime rağmen sevdiğim bir kitap oldu ancak şunu da belirtmemde fayda var, bence bir "Olasılıksız" değildi.
Not: Geçmişe gidince metro raylarında "Jim" de vardı, ben öldü diye anladım. Ama kitabın sonunda Seth, "Jim Amca"sından ufak bir referans verdi. Yazar mı atlamış yoksa ben mi bir şey kaçırdım?