Duvardaki bir çatlak sizi ne kadar etkiler?
Gözünüz kısa süre takıldıktan sonra geçer gider misiniz yoksa kaynağını ne pahasına olursa olsun araştırmaya girişir misiniz?
Çatlak, beni biraz muallakta bırakan bir kitap oldu. Çok mu sevdim, az mı emin olamadım. Konusu oldukça ilginç. Dünyanın bir ucunda başlayıp bambaşka bir ucunda biten ama aslında basit bir insanın ve onun bahçe cücesinin (!) gerçekleştirdiği bir nevi içsel yolculuğu anlatıyor.
Bir sabah, Fransa’nın küçük bir kasabasındaki yazlık evinin bahçesinde kahvaltı ederken bahçe duvarında oluşan çatlağı farkeden Xavier, bu çatlağın kaynağını araştırmaya karar vermesiyle birlikte hayatının kendince tahammülfersa haliyle yüzleşir. Hem duvardaki hem de hayatındaki çatlağın kaynağını çözmeye karar veren Xavier kendini bir şekilde Yeni Zelanda’da bulur.
Espirili, absürt ve hatta grotesk bir anlatım tarzı olan bu kitap keyifli bir okuma vaad ediyor. Öte yandan, kendi seçimleri sonucu yaşadığı hayattan ve evliliğinden bunalan orta yaşlı erkek karakterin suçu eşine ve dünyaya atıp “başka sulara” yelken açması durumu, gerçek hayatta olduğu gibi, biraz sinir bozucu. Tabi ki, bu duruma sinirleniyorsak aslında kitap başarılı yazılmış diye de düşünebiliriz. Keyifli okumalar.