·392 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Kasım 2024 01:22 Eveeeeet, yeniden merhabalar. Yorumum spoilerlı olucak o yüzden dikkat edin:D
Hikâye Saige' in ağzından anlatılıyor. 6 yıldır beraber olduğu Zaiden la beraber kahini falan arıyorlar. Bu yolculukta da bir sürü kişi ile tanışıp dost oluyorlar. Yeri geliyor tabii ki de ihanete uğruyor ve isyancı kampında esir alınıyorlar. Kurtulsalar da Cyra olacak şarlatanı geri alabilmek için Euiranın şifacısını falan kaçırıp anlaşma yapmaya çalışıyorlar. Lakin Euria'nın şifacı kızı öldürmesiyle Saige, büyük bir hengamenin ardından esir alınıyor. Kitabın sonunda da dördüncü kitabın kimin ağzından yazılacağını öğreniyoruz.
Olaylar bu şekildeydi ve her zaman olduğu gibi sinirlerimi bozan şeyler oldu. (Evet bir şeye de sinirlerim bozulmasa olmaz :D)
Öncelikle Zaiden karakteri. Şahsen benim birinci kitapta tanıdığım zaidenla bu kitapta okuduğum Zaiden kesinlikle aynı kişiler değildi. Tabii ki de aradan altı yıl geçmiş, ufak değişikler olabilir, bir olgunlaşma süreci geçirmiş olabilir AMA! bir insan kişiliğini de kaybetmez abi. Adamın birinci kitaptaki kişiliği gitmiş yerine kör kütük aşık olan, hiçbir fikri ve ideası olmayan bir karakter gelmiş. SAİGE NE DERSE ONU YAPIYOR! ROBOT MU BU ADAM!!? GÖZÜ SAİGE TEN BAŞKASINI GÖRMÜYOR, DÜNYAYA BİLDİĞİNİZ DÜZ BAKIYOR! DÜZ!!
Saige şöyle bir plan mı yapmış, sen ne dersen yaparım Siyah kuğu.
Saige ortaya bir fikir mi sürdü, sen daha iyisini bilirsin Siyah Kuğu.
DÜŞÜNMÜYOR! TEK DÜŞÜNDÜĞÜ SAİGE YARALANIR MI!? TAKINTILI HERİFİN TEKİ!
Neymiş, Saige yanında olmasa onsuz bile nefes alamazmış. Eğer o ölürse onun da yaşamak için hiçbir sebebi kalmazmış, kendisini öldürürmüş... Vs vs. BU AŞK DEĞİL! Bu SAPLANTILIK! Bu tarz gerçek hayatta birisine rastlasam, dese ki sen yanımda olmadan ne yapcağımı şaşırıyorum, sensiz soluk dahi alamıyorum, derdim ki s*KT*r git deli misin!??
Bu tarz aşklar (saplantılık) bana hiç gerçekçi gelmiyor ve kitaptan nefret etmeme sebep oluyor maalesef. Bu kadar abartıya gerek olduğunu düşünmüyorum çok zorlamaya dönüyor çünkü.
İkinci olarak Saige. Hep diyorum yine diyeceğim. NEDEN FARKLI TİP KADIN KARAKTER YOK?? Bu 1. Kitapta da aynıydı 2. Kitapta da. Kadın başrollerin hepsi gereksiz ciddi, zeki, soğukkanlı, duygulara kapalı ölüm makinesi gibi. Hani farklı bir özellik yok bu üçünü ayırt edebileceğimiz.
Hadi deseniz ki Euria suikastçıydı, Saige imparatorluğun elçisi, irithel imparatoriçe.. Bunlar sadece unvan biz karakterleri böyle mi ayırt edicez? Dış görünüşleri bile renkleri olması aynı karakterler, neden ana karakterler farklı yazılmıyor kardeşim?
Neyse konumuz Saige ti. Saige' e gıcık oldum. Gidiyor Zaiden a söz verdirttiriyor ama söz verme sırası kendisine gelince yok ben söz veremem, illa ben fedakarlık yapmalıyım. Hadi diyelim söz verdi "söz versem de bir geçerliliği yok ne de olsa." Kafasında. Dedim beni çıldırtmak mı istiyorsun sen!? BU ADAM ENAYİ Mİ Kİ SÖZ VERİYOR SANA!? BANA CEVAP VER! Başkası söz vermek ZORUNLUKTA ben söz veremem ideasında kız, yemin ediyorum sırf bu huyu yüzünden bir ara nefret ettim Saige ten.
Diğer karakterlere gelecek olursak favori karakterim olan Kairon u aşşırı çok sevdim. Hele o "hadi ahıra gidiyoruz sarmaşığım." kısmı. Canım kâhinim benim, ileride bahsedeceğim farklı karakter yazma konusunda bahsedeceğim, o zaman bu karakteri neden bu kadar çok sevdiğimi anlayacaksınız.
Nori' ye nötrüm. Fawn a da öyle. Meldrik'i zaten kitabı okumadan önce gözüm tutmamıştı. (Bir insan bu kadar mı babasına benzer gözümün tutmamasına şaşmamalı :D)
Jaheer ise Adora onu kötü karakter olarak düşünmeyin dediği için adam iyi gibi bir Vibe almıştım. Ama gelin görün ki SAPIK HERİFİN TEKİ ÇIKTI. Yanıldığım tek nokta bu oldu maalesef.
Neyse şimdi gelek beğenmediğim noktalara. İlk iki kitapta da olduğu gibi ana karakterlerimizin arasındaki aşk kopyala yapıştır yapılmış. Bööööyyle abarta abarta seviyorlar(erkek karakter tabii ki de :D) Kız karakter ben ayarında sevmiliyim modunda çünkü(buna bir linç yok) AMA HER KİTAPTA DA BÖYLE Mİ OLUR GÖZÜNÜZÜ SEVEYİM. Erkek karakterimiz hunharca, delicesine aşık kızımıza ama gelin görün ki akıllıyım diye dolanan karakterimiz BU SAPLANTILI AŞKI GÖREMEYECEK KADAR APTAL. HATTA GÖRÜYOR AMA DİYOR Kİ "Hayır o benden hoşlanmaz, bu saçmalık." BAŞLARIM SAÇMALIĞINA! KİTABIN SONUNDA BİRLİKTE OLACAKSINIZ ZATEN NİYE İNKAR EDİYON????
Bakın bu iki karakterin arasındaki ilişkiyi dışardan bakan bir çift göz bile anlıyor, AMA BU KODUMUN SAİGE MALI İNKAR EDİYOR!
Bu Zaiden gitti senin için DİLİNİ KESTİ BE KADIN! (Bu olayda çok saçma zaten daha sonra değinicem.) BU ADAM DAHA NE YAPSIN SANA?? Kurtulması için dilini kesmiş bu Saige olacak geri dönüp kurtarıyor adamı. Ulan- SANA GİT DİYOR GİİİİİTTT!!! MADEM KURTARICAN NİYE BU ADAM GEREKSİZ YERE DİLİNDEN OLDU?? Sırf dram olsun ve ya okuyucuyu kırmayalım diye mi sonradan dili takıldı bu herifin?? Ne güzel işaret dili ile anlaşırlardı en azından kitabın bir duruşu olurdu. YOK! Karakterlere az kıyın! Ya da kıyamıyorsanız gereksiz dram yazmayın kardeş gene sinirlendim(ʘ言ʘ╬)
Bir de gelelim o meşhur dil olayına. Zaiden cığım, seni uyarıyorum canımın içi. Sırf, saplantı derecesine getirdiğin aşkın için DİLİNDEN olmaya değmez! Hele ki o aşkın seni geri gelip kurtarıcak olsa bile. O an orda olsam derdim ki " MAL MISIN AQ GİTMEN İÇİN DİLİMİ KESMİŞİM NİYE GERİ GELİYON!?" Ne anladın Yurdagül, ne ANLADIIIIIIIIĞĞNNNN!?
Ama şimdi tek mallığı(afedersiniz) Saige'e yıkmak büyük haksızlık olur. Bu mallığın yarısı da Zaiden a ait. Ne güzel Nori ile işbirliği yapıp Saige le beraber plan yapardınız. Ne diye MEYVE bıçağıyla o güzelim dilini kestin he yavrum?? Nedeni de çok saçma zaten! Neymiş Saige' i görürse ona ihanet etmediğini dayanamaz söylermiş. BAŞLARIM SENİN AŞKINA! BU NASIL AŞK BOYUNA POSUNA KURBAN OLDUĞUM! O NASIL ZEKA ÖYLE? işemen gerekince de Saige ne bakıp işemeye gidiyorum diyor musun? Bu nasıl bir dayanamamazlık. Öyle bir dayanamamazlık ki adamın gözünden yaş geldi.
Neyse, gelelim bir diğer olaya. Bu zeki Saige ONCA İHANETLE yüzleşmesine rağmen niye hemen Kairon' a güvendi? Hadi diyelim kendileri güçlü ihanet etse de onu indiririz kafasındalar DA. O tavernada üçünüz de beraber uyudunuz. Kairon bir anda Zaiden a arkadan bıçağı saplasa, sen bir sabah kan kokusu ve cansız Zaiden cesediyle uyanırdın. Sırf sarhoş diye, sırf size güven verdi diye nedir bu salmışlık. Manipüleyşın diye bir şey var kardeş onca da sayısız ihanete uğramışsınız. Hazırlıklı olamalıydınız, Zaiden ı diksen köşeye sabaha kadar nöbet tutar zaten.
Sonra gidiyorsun sırf imparatorun üvey babasının muhafızı diye, (Dyrstanın babası tam şerefsiz nasıl hiç şüphe duymamışsan) güvenip ihanete uğrayınca, sana yardım etmek isteyen kişiye(Nori) "Sana neden güveneyim?" Diyorsun. (Alkış) Sen bu akılla fazla yaşama- ÖHÖM! Fazla kurcalamayalım. Bir diğer konu da Saige in inanılmaz güven duyduğu biricik planı. Neymiş Eurianın şifacısıyla Cayra ve Norinin abisini takas ettirecekmiş. Euria bunu kabul eder çünkü şifacısı elimizde. PUAHAHHAHA ÇOK İYİ PLAN>:) Lakin sorarım sana Saige, kitapta sonrasında yaşadığın senaryo hariç hiç mi aklına gelmedi Eurianın size kumpas kuracağı. Yada Ethel'in Euriaya her şeyi anlatıp beraber plan yapabilecekleri. Hmm? He güzelim, he yawrum. Öyle g*t gibi Eurianın zindanlarına düşersin. Ben orada olsam aklıma daha mantıklı planlar gelirdi, hiç mi kafan basmadı AQ!? Hani akıllara durgunluk getirecek planların?? Nerede o zekan!? Göremedik bir türlü. Zaiden onca uyarıyor seni çok tehlikeli, çok saçma diye. Sense işe yaramak zorunlukta diyorsun. :') kafayı yicem.
Bir şeyi de söylemeden edemeyecem, bu Saige kamp yaparlarken Canım Kâhinim Kairon buna Zaidenın ondan hoşlandığını söylüyor. Bu salak da bir kahkaha patlatıyor YOK ARTIK diye(malı oynayacak illa) Sonra bilge Kaironum "insanlar bir şeyi inkar ederken abartı tepkiler verir." Tarzı bir cümle kuruyor. Sonra tabii Kaironumuz salak erkeği temsil ettiğinden ağzının payının verilmesi lazım. Saige başlıyor tehdit etmeye. Neymiş sadece bir kaç gündür bizle beraberMİŞ! Eğer devam ederse bir sonraki akşam yemeğinde bu balıkların yerinde o olurMUŞ! DELLENİM AKLINA! Tüm bunlarla da kalmıyor bir de dedikoducu damgası yiyor ÇOCUĞUM! Sorarım size SİZCE BU DEDİKODUCULUK MUDUR!? O SADECE BİR YAZAR KURBANI༼;´༎ຶ ༎ຶ༽
Poffff. Geçek şimdi genel eleştiriye. Adoranın kitaplarında gördüğüm tek şey kadın karakterlerin aşırı derecede fazla ön planda olması. Kısaca feministlik. Kitaptan tutun kitabın ayracına kadar. Her yerde kadın karakterlerin çoğunlukta olduğunu görürsünüz.
Kadın düşmanı değilim bu arada tabii ki de güçlü kadın karakter yazılsın fakat belli bir dozu olmalıdır ve Adora bunu sağlayamıyor. Sürekli kadın karakter okuyoruz, erkekler çok az ve; ya kötü, aklı fikri cinselliğe çalışan ya da salak, sadece kitabın komedi unsurunu karşılamak için yazılmış, sürekli alay konusu olan erkek karakterler okuyoruz. Ana erkek karakterden söz etmiyorum bile. Hepsi copy paste ve arka plana atılmış potansiyeli harcanmış karakterler. Nori' ile karşılaşmamız da onu çelimsiz bir erkek sanıyorduk fakat maskeyi çıkarınca kız olduğunu öğrendik. Neden her önemli karakter kız olmak zorunlukta, erkek diyince AHA, SONUNDA FARKLI BİR KARAKTER! diye ilgimi çekmişti. Maskeyi çıkarır çıkarmaz söndü o ilgi. Bu yüzden bir tek Kaironu çok sevdim. Çünkü Kairon Adoranın kitaplarında önemli bir şeyi temsil eden ve biraz da olsa arka plana atılmayan tek erkek karakter. Bu başarısından dolayı çok seviyorum çocuğumu. Yazara tek teşekkürüm kız çıkmamış olması, eğer kız çıksaydı yeminle kitaptan nefret ederdim.
Bu dediklerim diğer kitapları için de geçerli, okuyucuya bir şeyi dayatmak bayar. 4. Kitap sonuncusu olucak ama biz hâlâ kadın karakterin ağzından okuyacağız. Diyarların yazarı erkek olsaydı ya da 4. Kitap Kaironun ağzından yazılacak olsaydı bence çok güzel olurdu ve ben aşırı beğenirdim. Okuyucu da farklı bir hissiyat bırakırdı en azından.
Fakat şimdi diyebilirsiniz bu seriden sonra novellalar çıkıp bir de erkeklerin ağzından kendi hayatları anlatılacak diye. Benim o novellalardan sadece fenrisli olanı dikkatimi çekiyor çünkü diğer hiç gerçekçi gelmeyen aşık olmuş adamların aşık olduğu kadını nasıl övecekleri ve sevdikleri umrumda değil(maalesef sert oldu :')) Hele ki bu sefer hikâyeyi onların ağzından okursam Zaidan a ayrı bir nefret beslerim. Bunu istemeyiz o yüzden hiç aşk beslemediğine inandığım Şerefsiz Fenrisin hikâyesini okuyacağım.
Ve YİNE söylemeden edemeyeceğim, 1. Ve 3. Kitapta karşıma çıktığı ve rahatsız ettiği için söylüyorum; şu p*nis muhabbeti çok can sıkıcı. 3. Kitapta Saige Kairona düşünme işlevini malum yerinin yaptığını söylüyordu. Şahsen öyle bir sahneye hiç gerek yoktu orada sırf sadece Saige ablamız laf soksun da Kairon sapık erkek cemiyeti olarak ağzının payını alsın diye yapılmış olduğunu düşünüyorum(Boşuna demiyorum yazar kurbanı diye!).
Ve Adoraya not: Lütfen her karaktere bir soylu güzelliği ekleme canım yazarım! Karakteri betimlerken sürekli ne kadar güzel olduğunu vurguluyon, ayraçta da var Pp si bırak da ben karar vereyim lütfen༼;´༎ຶ ༎ຶ༽
Evet aklıma başka bir şey gelmiyor. Galiba bu kadardı(emin değil)
Neyse baya uzun bir eleştiri oldu ve sevmediğim noktalara değindim. Lakin o kadar da batması diye hatırlıyorum. Bu yüzden OKU, OKUTTUR KARDEŞİM!