Martin Eden! Ah gençliğinin baharında, haylanmak bilmeyen yılkı misali dizginlerini koparmış atın hoyratlığı mı desem,sevdanın hülyalı kokusuyla henüz tanışmış olmanın verdiği sarhoşluk sonrası keskin bir ayılma ile kontrol mekanizmasını bir daha hiçbir müptezel kesimin,ezici burjuvanın üstünlüğüne kaptırmamak üzere eline almış, yazar olma tutkusuyla çıktığı kesif yolda,kendi hayatının mimarı olma yolunda ustalaştığı bilge ruh mu desem...
Heyhat! Ne için, kim içindi bunca çırpınış?
Sınıf farkının kömür gibi kararttığı hayatlardan sadece bir tanesi idi Martin Eden.Aşk sandığı şey uğruna, kendini bulma,tekâmülünü gerçekleştirme ve binbir emekle yazar olma serüvenine tanıklık ediyoruz genç Martin'in.Ve nihayetinde zirveye, basamakların en tepesine çıktığında görecekti sözüm ona toplumun en elit tabakasının şekerle kaplanmış zehir olan,yozlaşmış insan gürûhunun gerçek yüzünü,hakikati ve ruhunu kemiren suallerle trajik sonunu...
Aslında bir yarı otobiyografi olan bu kitap;dönemin kast sistemine,çeşitli toplumsal ve sosyal sorunlarına,bir gencin inancı ve azmiyle neleri başarabileceğine dair yazarın bol betimlemeli,şahsımca yer yer fazla uzamış bölümleriyle, fakat bir o kadar imajinasyon dolu,hayal dünyanızı kuşatacak düzeyde kalemiyle ışık tutuyor.