Bilişsel Devrim, Tarım Devrimi, İnsanoğlunun Birleşmesi ve Bilimsel Devrim konu başlıkları altında toplanan Homo sapiens’in kısa tarihini anlatan Yuval Noah Harari hem iyi bir tarihçi hem de özgün düşüncelere sahiptir. O her insanın içince bir ışık demetinin olduğunu söyler ve onları bir bir yakmamız gerektiğini. Tabii sonra da o ışık demetini şöyle bir kaldırıp bir de ''büyük resme bakmak'' lazım. Bir gün karanlığın olmadığı yerde buluşabilmek için o ışıkları tek tek yakmamız gerek.
Homo sapiens 70 bin yıl önce yeni bir dil oluşturacak yönde evrilip ilk hikayesini anlattığında bu diğer türlerin sonu demekti. Tabii ki bu tehlike rakip türlerin sonu için geçerliydi. Çünkü insan ‘sapiens’ türüne ait olduğunu gösterecek şekilde kendine yararı olabilecek hayvan türlerini evrimleştirmiştir, yok etmemiştir. Ama rakip tür yok diye dünyada barış da kol gezmiyordur. Bu zaten farklı türlerin olmasıyla ilgili bir şey de değildir.
Neden türleri yok etme ya da evrimleştirme becerisi diğer insan türlerinde görülmemişti de sadece Homo sapiens bunu başarmıştı? Çünkü dilin keşfiyle birlikte anlatılan hikayeler, kolektif bilinci oluşturan ve karşılıklı güvene dayalı ilişkiler sadece Homo sapiens'e özgü olmuştur. Hayal kurma, kurguya inanma, hikayeler anlatma, ekonomi, özgürlük, eşitlik, hak, adalet, dinler, mitler, para gibi kavramlar insanın zihninde olan soyut şeylerdir. Gerçekte hiçbir değeri yoktur. İnsanlar kolektif olarak inanmak istedikleri için varlar. Bu kavramlara inanmak ve vaat edilenlere güvenmek zamanla sapiensin dünyadaki tek insan türü olmasını sağlamıştır.
Bir rakibin olmayışı onları yerleşik yaşama geçirmiştir ardından tarım devrimini getirmiştir. ''Tarihin en büyük aldatmacası'' olan Tarım Devrimi kapitalizmin ilk adımıdır ve bu devrimin seslerini duymamak işten bile değildir. Tarım Devrimini ise Bilişsel Devrim takip edecektir. Bu da insanın cehaletini keşfetmesiyle başlayıp günümüze kadar uzanacaktır. İleri teknoloji hakkında teoriler ve Harari’nin teorilerine son sayfalarda yer verilmiştir ve gerçekten ilgi çekicidir.
Fazla uzatmak istemediğim için genel olarak çıkarımlarım ve önemli gördüğüm kavramlar bunlardır. Kitap entelektüel birikime katkıda bulunacak, farklı pencerelerden bakmayı sağlayacak türde ve çok akıcı bir üslupla yazılmıştır. Herkesin hayatında bir kere okuması gerektiğini düşünüyorum. En azından bir kere de olsa yaşadığı hayatı, inandığı şeyleri hatta düşündüklerini bile -diğer insanlardan bağımsız bir şekilde- sorgulamaları gerekir. Hayat yaşanmaya ve sorgulamaya değerdir :)
Ve son olarak;
''Karşıt görüşleri öğreneceksiniz. İnsanlar sevmedikleri insanlardan, benimsemedikleri ideolojilerden de öğrenebilir ve değerli olan da budur. Saygı duyacaksınız, sevmek de şart değil. Herkese tahammül etmek zorundasınız.''
İlber Ortaylı